Sanat AkımıÇağdaş Dönem

Fütürizm

Kurucu Manifesto1909, Filippo Tommaso Marinetti
Ana FikirHız, Makine, Modern Teknoloji Kültü
Öncü İsimUmberto Boccioni
Umberto Boccioni, "Esneklik" (Elasticità) -Museo del Novecento, Milano.

Tablo, 1912Umberto Boccioni, "Esneklik" (Elasticità) -Museo del Novecento, Milano.Umberto Boccioni, Wikimedia Commons (Public Domain)

İçindekiler

Genel Bakış

Fütürizm, 1909'da İtalyan şair Filippo Tommaso Marinetti'nin yayımladığı "Fütürist Manifesto" ile başlayan; geçmişe, geleneğe ve klasik sanat kurumlarına şiddetle karşı çıkıp hızı, makineyi ve modern teknolojinin dinamizmini bir estetik değer olarak kutsayan radikal bir sanat ve edebiyat akımıdır. Akım yalnızca resim ve heykelle sınırlı kalmadı; mimari, edebiyat, müzik, moda, sinema ve hatta mutfak sanatına uzanan, hayatın her alanını "modernleştirmeyi" hedefleyen topyekûn bir kültürel proje olarak tasarlandı ve on yıllar boyunca -Marinetti'nin 1944'teki ölümüne kadar- İtalyan kültür hayatının en gürültülü, en kışkırtıcı akımı olma özelliğini korudu. Fütürizmin en kalıcı ve en tartışmalı mirası, savaşı yücelten söyleminin akımı doğrudan İtalyan Faşizmi'ne bağlaması ve bu ittifakın sanat tarihinde avangard bir hareketin siyasi iktidarla kurduğu en yakın ilişkilerden biri olmasıdır; bu yakınlık, akımı 20. yüzyılın diğer büyük avangard hareketlerinden (kübizm, dadaizm, sürrealizm -bkz. Sürrealizm) siyasi konumlanış bakımından keskin biçimde ayırır.

Kaynaklar:

Marinetti'nin Manifestosu

Marinetti, 20 Şubat 1909'da Paris'te Le Figaro gazetesinde yayımlanan manifestosunda müzeleri "mezarlıklar" olarak tanımlayarak yıkılmasını, geçmişin sanatsal mirasının terk edilmesini ve "hız güzelliğinin" -örneğin hızla giden bir otomobilin- klasik heykellerden (özellikle Semadirek Nike'ından) daha üstün olduğunu ilan etti. Manifestoda ayrıca savaşın "dünyanın tek hijyeni" olduğu, kütüphanelerin yakılması gerektiği ve kadın düşmanlığının (feminizme karşı bir tavrın) akımın temel ilkelerinden biri olduğu açıkça yazılıydı; bu radikal ve kışkırtıcı tavır, dönemin sanat çevrelerinde büyük bir provokasyon etkisi yarattı ve akımı anında Avrupa gündemine taşıdı. Marinetti'nin metnini bir yıl sonra, 1910'da Boccioni, Carlo Carrà, Luigi Russolo, Giacomo Balla ve Gino Severini'nin imzaladığı "Fütürist Ressamlar Manifestosu" izledi; bu belge, edebiyattaki ilkeleri resim sanatına uyarlayarak akımın görsel sanatlar kanadını resmen kurdu ve fütürizmi tek bir şairin bireysel çıkışından, örgütlü bir sanatçılar hareketine dönüştürdü.

Kaynaklar:

Görsel Sanatta Fütürizm: Boccioni

Umberto Boccioni, hareketi ve dinamizmi resim ve heykelde yakalamaya çalışan eserleriyle (özellikle "Uzayda Sürekliliğin Eşsiz Formları" adlı heykeliyle) akımın en tanınan görsel sanatçısı oldu; fütürist ressamlar, bir nesnenin hareketini tek bir statik karede -çoklu, üst üste binen görüntülerle- yakalamaya çalıştı ve bu teknik, aynı dönemde gelişmekte olan kronofotografi (art arda çekilmiş hareket fotoğrafları) ve sinemadan doğrudan etkilendi. Boccioni, akımın kurucu ressamları arasında en yetenekli ve en etkili isim kabul edilirdi; ne var ki I. Dünya Savaşı'na gönüllü katıldıktan sonra, Mayıs 1916'da askere alınıp Verona yakınlarında bir topçu birliğine atandı ve 16 Ağustos 1916'da bir süvari eğitim tatbikatında atından düşüp çiğnenerek ağır yaralandı; ertesi gün, henüz otuz üç yaşındayken hayatını kaybetti. Akımın öncü mimarı Antonio Sant'Elia de aynı yıl, henüz 28 yaşındayken, Ekim 1916'da Monfalcone Muharebesi'nde hayatını kaybederek, fütürizmin ilk kuşağını cephede iki büyük ismini birden yitirmiş oldu; Sant'Elia geride neredeyse hiç inşa edilmiş yapı bırakmadı, ancak dev gökdelenler ve çok katmanlı otoyol kavşaklarını tasvir eden "La Città Nuova" çizimleri, kendisinden yarım yüzyıl sonra gerçekleşecek modern metropol mimarisini şaşırtıcı bir öngörüyle resmetmişti.

Kaynaklar: [4]

Savaş Kültü ve Faşizmle İlişki

Fütürizmin en tartışmalı yönü, savaşı "dünyanın tek hijyeni" olarak öven ve şiddeti bir arınma biçimi olarak yücelten söylemiydi; bu militarist ve gelenek-karşıtı tutum, Marinetti'nin sonraki yıllarda İtalyan Faşizmi'ne yakınlaşmasına yol açtı. I. Dünya Savaşı'nın ardından Marinetti, 1918'de kendi Fütürist Siyasi Partisi'ni (Partito Politico Futurista) kurdu; bu parti kısa süre sonra Benito Mussolini'nin Faşist hareketiyle birleşti ve Marinetti, 1919'da Mussolini'yle birlikte "Faşist Manifesto"nun ortak yazarları arasında yer aldı. Fütürizmin gelenek-karşıtlığı, milliyetçiliği ve güç kültü, Georges Sorel'in şiddeti devrimci bir araç olarak öne çıkaran düşüncesinden de beslendi; bu ideolojik yakınlık, fütürizmi diğer avangard akımlardan (kübizm, sürrealizm gibi) farklı kılan, sanat tarihinde nadir görülen bir sanat-iktidar ittifakına dönüştü. Marinetti, 1922'de Mussolini'nin iktidara geldiği "Roma Yürüyüşü"nün ardından fütürizmi Faşist İtalya'nın tek resmi devlet sanatı yapmaya çalıştı; ancak rejim bunun yerine, Mussolini'nin yakın çevresinden Margherita Sarfatti'nin örgütlediği daha klasisist "Novecento" hareketini de destekleyerek çoğulcu bir kültür politikası izledi -Marinetti bizzat bu harekete katılmak zorunda kaldı. Bir zamanlar akademileri "yıkılması gereken mezarlıklar" ilan eden Marinetti'nin, kariyerinin sonlarına doğru muhafazakâr İtalyan Kraliyet Akademisi'ne üye seçilmesi ve Faşist Yazarlar Birliği'nin genel sekreterliğine getirilmesi, akımın gençlik dönemindeki kurumsal-karşıtı söylemiyle tam bir tezat oluşturur.

Kaynaklar: [3] [5]

Fütürist Kadın Tartışması: Valentine de Saint-Point

Marinetti'nin manifestosundaki açık kadın düşmanlığına karşı ilk ciddi tepki, akımın içinden geldi: Fransız dansçı, yazar ve ressam Valentine de Saint-Point, 1912'de "Fütürist Kadın Manifestosu"nu (Manifeste de la femme futuriste) yayımlayarak fütürist bir kadın sesi ortaya koyan ilk isim oldu. Manifesto "İnsanlık vasattır. Kadınların çoğu erkeklerin çoğundan ne üstün ne de aşağıdır; hepsi eşittir, hepsi aynı küçümsemeyi hak eder" cümlesiyle açılıyor, kadınların içgüdüye dönmesini, duygusallığı terk etmesini ve erkeklerden -ve tüm zayıflardan- güç devşirmesini savunuyordu. Saint-Point, 27 Haziran 1912'de Salle Gaveau'da akımın önde gelen isimlerinin önünde bizzat okuduğu bu manifestoyu, 1913'te daha da tartışmalı "Fütürist Şehvet Manifestosu" izledi; ironik biçimde, fütürizmin ikinci kuşağında da benzer bir çelişki sürdü -1929 aeropittura manifestosunun imzacılarından ressam Benedetta Cappa, aynı zamanda Marinetti'nin eşiydi.

Kaynaklar: [1]

İkinci Fütürizm ve Aeropittura

Marinetti'nin ölümüne kadar sürecek olan "İkinci Fütürizm" evresi, 1929'da yayımlanan "Uçuşun Perspektifleri" (Prospettive di Volo) manifestosuyla başladı; Benedetta Cappa, Fortunato Depero, Gerardo Dottori, Fillìa, Marinetti, Enrico Prampolini ve Tato gibi isimlerin imzaladığı bu manifesto, havacılığın getirdiği yeni görüş açılarını -uçaktan bakan bir pilotun gördüğü dinamik, yukarıdan manzaraları- resme taşıyan "aeropittura" (hava resmi) akımını başlattı. Aeropittura sanatçılarının çoğu Faşist rejimle doğrudan işbirliği yaptı ve Mussolini'yi, İtalyan Hava Kuvvetleri'ni yücelten propaganda eserleri üretti; tarihçi Ialongo'nun belirttiği gibi, aeropittura da dahil 1930'ların fütürist girişimleri, rejimin 1936'daki Etiyopya işgaliyle doruğa varan emperyal genişleme hedefine hizmet eden geniş bir siyasi stratejinin parçasıydı.

Kaynaklar: [2]

Rusya'ya Yayılması

Fütürizm, İtalya dışında en güçlü yankısını Rusya'da buldu; Vladimir Mayakovski gibi şairlerin öncülüğündeki Rus Fütürizmi, geleneksel şiir dilini ve burjuva estetiğini reddederek, sonraki Bolşevik Devrimi'nin (bkz. 1917 Rus Devrimi) kültürel radikalizmiyle de kesişen bir edebi devrimcilik geliştirdi. Rus fütüristleri 1912'de yayımladıkları "Toplumsal Zevke Bir Tokat" (Poşçoçina obşçestvennomu vkusu) adlı manifestolarında Puşkin, Dostoyevski ve Tolstoy gibi klasik yazarların "modernliğin gemisinden atılması" gerektiğini savunarak İtalyan fütürizmindeki geleneğe düşmanlığı kendi edebi bağlamlarına taşıdılar. İtalyan fütürizminin aksine Rus fütüristlerin büyük çoğunluğu devrimden sonra sosyalist rejime yakınlaştı ve Mayakovski, 1920'lerde Sovyet devlet şairi konumuna yükseldi; bu durum, aynı köklerden doğan iki fütürist kolun -İtalya'da sağa, Rusya'da sola- taban tabana zıt siyasi yörüngelere savrulmasının çarpıcı bir örneğidir.

Kaynaklar:

Tartışma: Kaçınılmaz Bir Yakınsama mı, Fırsatçı Bir İhanet mi?

Fütürizmin Faşizmle kurduğu ittifak, sanat tarihçileri arasında hâlâ süren bir yorum tartışmasına konu olur. Bir görüşe göre bu birleşme kaçınılmazdı: fütürizmin daha 1909 manifestosundan itibaren taşıdığı militarizm, gelenek-nefreti, güç kültü ve kadın düşmanlığı, Faşizmin ideolojik DNA'sıyla zaten örtüşüyordu -Marinetti'nin Mussolini'yle 1919'da doğrudan ortak manifesto yazması bu yakınlığın tesadüf olmadığını gösterir. Karşıt görüş ise bunu avangard bir sanat hareketinin iktidara fırsatçı bir teslimiyeti olarak okur: Marinetti'nin asıl amacının fütürizmi İtalya'nın resmi devlet sanatı yapmak olduğunu, bu yüzden rejimle pragmatik bir pazarlığa girdiğini, ancak Mussolini'nin nihayetinde klasisist ve muhafazakâr bir resmi estetiği tercih ederek fütüristleri hiçbir zaman tam olarak resmi sanat konumuna yükseltmediğini vurgular. Bu tartışma, avangard hareketlerin "yıkıcı" söyleminin otoriter rejimlerle ne denli kolay birleşebileceğine dair daha geniş bir soruyu da gündeme getirir ve sanat tarihinde hâlâ kapanmamış bir tartışma olarak durur.

Kaynaklar:

Miras

Fütürizm, Marinetti'nin 1944'teki ölümüyle ve aynı yıl Faşist rejimin çöküşüyle resmen sona erdi; akımın Faşizmle kurduğu yakın ilişki, savaş sonrası İtalya'da uzun süre itibarını zedeledi ve fütürist sanatçıların eserleri onlarca yıl gölgede kaldı -örneğin Boccioni'nin başyapıtları, akımın siyasi mirası yüzünden 20. yüzyılın ikinci yarısında büyük Batı müzelerinde uzun süre görece az sergilendi. Buna karşın akım, hız ve teknoloji temalarını sanatın merkezine taşıyarak sonraki modernist mimari, grafik tasarım ve endüstriyel estetiği doğrudan etkiledi; İtalyan mimar ve tasarımcı kuşakları, Sant'Elia'nın hiç inşa edilmemiş çizimlerinden ilham almaya devam etti. Akımın "gelecek" ve "yenilik" vurgusu, 20. yüzyıl teknoloji kültürünün estetik söylemine kalıcı bir iz bıraktı ve bugün müzelerde -bizzat yok edilmesini istediği o "mezarlıklarda"- sergilenen eserleriyle, sanat tarihinde bir hareketin kendi ideallerini bu denli çarpıcı biçimde yalanlamasının ender örneklerinden birini temsil eder.

Kaynaklar:

Kaynaklar ve ileri okuma

Numaralı kaynaklar, bağlantı verilen bölümlerdeki açıklamaları destekler; diğer bağlantılar ileri okuma içindir.

  1. Tate — "Action féminine: Valentine de Saint-Point"

    Valentine de Saint-Point'in Fütürist Kadın Manifestosu.

  2. Wikipedia — "Aeropittura"

    1929 manifesto, aeropittura ve Faşist rejimle işbirliği.

  3. Journal of Modern Italian Studies — "Filippo Tommaso Marinetti: the Futurist as Fascist, 1929–37"

    1930'lar fütürizminin Faşist rejimle siyasi bağlantısı.

  4. The Metropolitan Museum of Art — "Umberto Boccioni (1882–1916)"

    Boccioni'nin hayatı ve 1916'daki ölümü.

  5. Books on Trial — "Mussolini and Marinetti: A Timeline of the Fascist-Futurist alliance"

    Marinetti'nin Roma Yürüyüşü sonrası Novecento hareketi ve Akademi üyeliği.

Sık Sorulan Sorular

Fütürizm hangi tarihte ve nasıl resmen sona erdi?

Fütürizm, kurucusu Marinetti'nin 1944'te ölümü ve aynı yıl İtalyan Faşist rejiminin çöküşüyle birlikte resmen sona erdi. Akımın Faşizmle kurduğu yakın siyasi bağ, savaş sonrası dönemde fütürist sanatçıların eserlerinin onlarca yıl boyunca müzelerde ve sanat piyasasında gölgede kalmasına yol açtı.

Fütürizm sözcüğü ilk kez nerede kullanıldı?

Marinetti, fütürist fikirlerini ilk kez 1908'de kaleme aldığı bir taslak metinde denemiş, ancak bunları dünyaya asıl 20 Şubat 1909'da Paris'teki Le Figaro gazetesinin ön sayfasında yayımlanan "Fütürist Manifesto" ile duyurmuştu. Bir İtalyan hareketinin kurucu bildirisinin İtalya'da değil Fransa'da, dönemin en etkili Avrupa gazetelerinden birinde yayımlanması, Marinetti'nin daha en baştan uluslararası bir yankı hedeflediğini gösterir.

Fütürizm mutfak sanatını da kapsıyor muydu?

Evet -Marinetti 1930'da bir "Fütürist Mutfak Manifestosu" yayımlayarak makarnayı "pasifleştirici ve gerici" bir gıda ilan etti ve bunun yerine deneysel, çoğu zaman şaşırtıcı malzeme kombinasyonlarına dayanan bir "fütürist mutfağı" önerdi. Bu girişim, akımın hayatın her alanını -sanattan günlük yaşama kadar- "modernleştirme" iddiasının uç bir örneğiydi.