Genel Bakış
Kübizm, 1907-1908 civarında Pablo Picasso ve Georges Braque'ın Paris'teki Montmartre semtinde sürdürdüğü yoğun ortak çalışmalardan doğan, nesneleri tek bir sabit bakış açısından değil, aynı anda birden çok açıdan parçalayıp geometrik yüzeylere ayrıştırarak resmeden radikal bir sanat akımıdır. Rönesans'tan beri resim sanatına egemen olan tek noktalı perspektif kuralını kökünden reddeden bu yaklaşım, yirminci yüzyıl sanatının neredeyse tüm modernist akımlarına (Fütürizm, Sürrealizm, soyut sanat) doğrudan ilham vererek, resmin "gerçekliği nasıl temsil ettiği" sorusunu köklü biçimde yeniden tanımladı. Akımın adı bile başlangıçta bir alay konusuyken kısa sürede sanat tarihinin en etkili dönüm noktalarından birinin adı haline gelmesi, modernist sanatın kendi kendini nasıl tanımladığına dair de çarpıcı bir örnek sunar.
Kaynaklar:
Cézanne'ın Mirası: "Silindir, Küre, Koni"
Kübizmin dolaysız öncüsü, 1906'da ölen Paul Cézanne'ın 1907'de Paris'teki Salon d'Automne'da düzenlenen ve elli altı eserini bir araya getiren büyük retrospektifiydi; bu sergi Picasso ve Braque için doğrudan biçimlendirici bir deneyim oldu. Cézanne'ın 1904'te bir mektubunda dile getirdiği "doğayı silindir, küre ve koni aracılığıyla yorumlayın" ilkesi -bir ağaç gövdesinin silindir, bir elmanın küre olarak kavranabileceği fikri- Kübist sanatçıların nesneleri geometrik temel biçimlere indirgeme yönteminin doğrudan kavramsal temelini oluşturdu; bu nedenle Cézanne sık sık "modern sanatın babası" olarak anılır. Picasso ve Braque, Cézanne'ın geç dönem manzara ve natürmort resimlerindeki -nesnenin birden fazla açıdan gösterildiği, perspektifin bilinçli olarak hafifçe bozulduğu- deneysel yaklaşımı çok daha radikal bir uca taşıyarak, nesneyi tek bir ana değil, zaman içinde dolaşan bir gözlemin toplamına dönüştürdü.
Kaynaklar: [4]
Picasso, Braque ve "Bağlı Dağcılar" Dönemi
Kübizmin doğuş anı olarak kabul edilen Picasso'nun 1907 tarihli "Avignonlu Kızlar" tablosu, hem Afrika maskelerinden esinlenen köşeli yüzleriyle hem de klasik güzellik anlayışını kabaca reddeden üslubuyla, ilk sergilendiğinde yakın dostları arasında bile şok ve rahatsızlık yarattı. Picasso ve Braque, 1908'den 1914'e kadar süren ve sonradan "iple bağlı dağcılar" olarak tanımladıkları o denli yakın bir iş birliği içinde çalıştı ki, iki sanatçı da bu dönemde bilinçli olarak eserlerini nadiren imzaladı, bu döneme ait pek çok tabloyu imzasız incelendiğinde birbirinden ayırt etmek uzmanlar için bile güçtür; bu radikal ortaklık, sanat tarihinde bireysel dehanın rekabetinden çok, karşılıklı deneyin öne çıktığı ender örneklerden biridir. İki sanatçı bu yıllarda neredeyse her gün birbirlerinin atölyesini ziyaret edip yeni denemelerini karşılaştırıyor, birbirlerine adeta bir satranç oyunu gibi teknik meydan okumalar yöneltiyordu; Braque yıllar sonra "Picasso'yla o yıllarda birbirimize söylediğimiz şeyler bir daha asla söylenmeyecek, söylense bile artık kimse onları anlamayacak; bu, dağda iple birbirine bağlanmış gibiydi" diye yazacaktı. Dönemin bazı çevreleri, iki sanatçının o kadar benzer giyinip aynı stüdyo jargonunu paylaşmasından ötürü onları -uçağı icat eden- Wright kardeşlere benzeterek şakayla karışık anardı.
Kaynaklar: [3]
Analitik ve Sentetik Kübizm
Kübizmin ilk evresi olan "Analitik Kübizm" (1908-1912), rengin nesnenin kendisinden dikkat dağıtmaması için neredeyse tamamen terk edildiği, nesneleri neredeyse tanınmaz hale gelene kadar geometrik yüzeylere ayrıştırıp gri-kahverengi tonlarda yeniden bir araya getirerek, resmin konusundan çok resmin kendi yapısını -yüzey, düzlem, hacim ilişkisini- sorguladı. 1912'den itibaren gelişen "Sentetik Kübizm" ise gazete kupürü, duvar kağıdı ve ip gibi gündelik nesneleri doğrudan tuvale yapıştıran "kolaj" tekniğini icat ederek, "sanat eseri neyden yapılabilir" sorusunu da kökten değiştirdi; bu teknik, yirminci yüzyıl boyunca hazır nesne kullanımının (ready-made) da öncüsü sayılır. Braque'ın 1912'de sahte ahşap desenli duvar kağıdını doğrudan bir tabloya yapıştırdığı "Meyve Tabağı ve Bardak" adlı çalışması, sanat tarihindeki ilk kolaj olarak kabul edilir; bu buluş, resmin artık yalnızca boya ve fırçayla değil, gündelik hayattan doğrudan alınan malzemelerle de üretilebileceğini göstererek modern sanatın malzeme anlayışını kalıcı biçimde genişletti.
Kaynaklar:
Bir Kaynak Tartışması: Afrika Sanatının Etkisi
Picasso'nun 1907'de Paris'teki Trocadéro Etnografya Müzesi'ni ziyaret edip Afrika maskeleriyle karşılaşmasının "Avignonlu Kızlar"ın biçimsel diline doğrudan yansıdığı yaygın biçimde kabul edilir; ancak bu etkinin nasıl çerçevelendiği tarihçiler arasında hassas bir tartışma konusudur. Bazı sanat tarihçileri bu ilişkiyi doğrudan bir "esinlenme" olarak sunarken, postkolonyal eleştirmenler bu anlatının Afrika sanatçılarının kendi isimlerini, kültürel bağlamlarını ve estetik niyetlerini bütünüyle silen, yalnızca Avrupalı "deha"nın hammaddesi olarak gördüğü sömürgeci bir çerçeveleme olduğunu savunur. Bu tartışma, modernist sanat tarihinin Batı-dışı kaynaklarını nasıl anması gerektiğine dair daha geniş bir hesaplaşmanın parçasıdır. Picasso'nun kendisi de yıllar sonra bu ziyaretin kendisi için bir "vahiy" niteliğinde olduğunu, maskelerin "büyülü nesneler" ve "aracılar" olduğunu, insanları görünmez güçlerden korumak için yapıldıklarını fark ettiğini anlatmıştı; ancak bu itiraf bile, maskelerin kendi dini ve toplumsal bağlamlarından koparılıp yalnızca Avrupalı bir sanatçının kişisel esin kaynağına indirgenmesi eleştirisini ortadan kaldırmaz.
Kaynaklar: [3]
Etkisi ve Yayılması
Kübizm hızla Paris'in ötesine, Fütürizmden (bkz. Fütürizm) Rus Konstrüktivizmine kadar pek çok akımı etkileyen uluslararası bir dile dönüştü; Juan Gris, Fernand Léger ve Robert Delaunay gibi sanatçılar akımı kendi özgün yorumlarıyla zenginleştirdi -Delaunay'ın parlak renkli, dinamik "Orfizm" yorumu, Analitik Kübizmin ölçülü gri paletinden bilinçli olarak uzaklaşarak akımın ne denli çeşitlenebilir bir dil sunduğunu gösterdi. Mimari ve heykelde de yankı bulan Kübist ilkeler, Art Deco'nun geometrik estetiğinden mimarlıktaki geometrik cephe tasarımlarına kadar geniş bir kültürel etki alanı yarattı. 1912'de Paris'te düzenlenen "Section d'Or" (Altın Kesit) sergisi, Kübizmi Picasso ve Braque'ın dar çevresinin ötesine taşıyarak akımı kamuoyuna geniş çapta tanıtan ilk büyük grup gösterimi oldu; bu sergi, akımın artık yalnızca birkaç sanatçının özel deneyi değil, uluslararası bir sanat hareketi haline geldiğinin de resmi ilanı niteliğindeydi. Akımın en sıra dışı yayılma biçimi Prag'da yaşandı: Çek sanatçı ve mimarlar, Kübizmin kırık geometrik yüzeylerini resimden mimariye taşıyarak dünyada eşi görülmemiş bir "Kübist mimari" geleneği yarattılar; bugün hâlâ ayakta duran bu cepheler, kübist ilkelerin tuvalin sınırlarını aşıp gündelik şehir dokusuna kadar nüfuz edebildiğinin somut kanıtı sayılır.
Kaynaklar:
Tartışma: Kübizm Gerçekten Einstein'dan mı Esinlendi?
Popüler kültürde sıkça tekrarlanan bir iddia, Kübizmin Einstein'ın 1905 Görelilik Kuramı'ndan doğrudan esinlendiğini öne sürer; ancak sanat tarihçileri bu bağlantıyı büyük ölçüde reddeder. Kübist sanatçıların ya da eleştirmenlerin yazılarında Einstein'a ya da Minkowski'nin uzay-zaman kavramına dair hiçbir doğrudan referans bulunmaz; iddia, yalnızca şair Apollinaire ile sanatçılar Gleizes ve Metzinger'in kullandığı "dördüncü boyut" ve "Öklidyen olmayan geometri" gibi dönemin havada olan matematik terimlerine dayanır. Einstein'ın kendisi, kendisine sunulan "Kübizm ve Görelilik Kuramı" başlıklı bir makaleyi reddederek bu bağlantıyı "psikopatolojik" bir abartı olarak nitelendirmişti. Bilim tarihçisi Arthur I. Miller gibi bazı araştırmacılar ise daha dolaylı bir bağlantı önerir: Einstein ve Picasso'nun doğrudan birbirinden değil, matematikçi Henri Poincaré'nin döneminde yaygın olan dördüncü boyut spekülasyonlarından ortak biçimde etkilenmiş olabileceğini savunurlar -bu da "etkilenme" ile "ortak kültürel iklim" arasındaki farkı gösteren ilginç bir örnektir. Son yıllardaki bilim tarihi çalışmaları bu tartışmaya karşı daha genel bir şüphecilik geliştirdi: sanat ve bilimdeki paralel gelişmelerin çoğu zaman doğrudan bir nedensellik ilişkisinden çok, aynı dönemin genel entelektüel havasından (zeitgeist) bağımsız olarak beslendiği, bu yüzden "X, Y'den etkilendi" biçimindeki basit anlatıların modern bilim ve sanat tarihi yazımında giderek daha temkinli bir yaklaşımla ele alınması gerektiği vurgulanıyor.
Miras
Kübizm, resmin yüzyıllardır süregelen perspektif kurallarını kalıcı olarak kırarak soyut sanatın, kolajın ve modernist mimarinin önünü açtı; heykelde de benzer bir dönüşüm yaşandı, Picasso'nun teneke ve tel gibi endüstriyel malzemelerle ürettiği Kübist heykelleri, geleneksel yontma ve döküm tekniklerinin yerini konstrüksiyon temelli bir yaklaşımın alabileceğini gösteren erken örnekler oldu. Picasso ve Braque'ın başlattığı bu devrim, yirminci yüzyıl sanatının neredeyse tamamının -figüratif olsun soyut olsun- tepki verdiği ya da geliştirdiği bir referans noktası olmayı sürdürüyor. Akımın "gerçekliğin tek bir bakış açısından asla tam olarak yakalanamayacağı" temel önermesi, sanat eleştirisinin ötesinde, yirminci yüzyıl felsefesindeki çoklu perspektif ve öznellik tartışmalarıyla da yankılanan kalıcı bir kültürel miras bıraktı. Picasso'nun 1937 tarihli "Guernica"sı gibi Kübizm sonrası dönem eserlerinde bile parçalanmış form dilinin sürdüğü görülür; bu da akımın Picasso'nun kendi sanatsal gelişiminde bile geçici bir evre değil, kalıcı bir görsel dağarcık haline geldiğini gösterir. Bugün dünyanın büyük müzelerinde Kübist eserlere ayrılan geniş koleksiyonlar, akımın yalnızca kısa ömürlü bir öncü deney değil, modern sanatın tüm sonraki gelişimini kalıcı biçimde yeniden şekillendiren bir dönüm noktası olarak kabul edildiğinin de bir göstergesidir.
Kaynaklar:
Kaynaklar ve ileri okuma
Numaralı kaynaklar, bağlantı verilen bölümlerdeki açıklamaları destekler; diğer bağlantılar ileri okuma içindir.
- Physics World — "Did Picasso know about Einstein?"
Kübizm-Görelilik Kuramı bağlantısının eleştirisi ve Einstein'ın tepkisi.
- The Autodidact Project — Linda Dalrymple Henderson, "A New Facet of Cubism"
Dördüncü boyut kavramı ve Öklidyen olmayan geometri tartışması.
- Wikipedia — "Les Demoiselles d'Avignon"
Tablonun doğuşu ve Afrika sanatı etkisi tartışması.
- Artlex — "How Paul Cézanne Influenced Cubism"
1907 Cézanne retrospektifi ve 'silindir, küre, koni' ilkesi.
Görseller



Sık Sorulan Sorular
Kübizm adını nereden alıyor?
Terim, 1908'de eleştirmen Louis Vauxcelles'in Braque'ın bir sergisindeki tabloları "küçük küpler" (petits cubes) olarak alaycı biçimde tanımlamasından türedi; tıpkı "Fovizm" ve "İzlenimcilik" gibi pek çok modernist akım adının başlangıçta alay amaçlı eleştirmen yorumlarından doğması gibi, "Kübizm" adı da sanatçıların kendi seçtiği bir isim değil, sonradan benimsenen bir alay terimiydi.
Gertrude Stein'ın Kübizmle ilişkisi neydi?
Amerikalı yazar ve sanat koleksiyoncusu Gertrude Stein, Paris'teki dairesinde düzenlediği salonlarla Picasso, Braque ve Matisse gibi sanatçıları bir araya getiren en önemli erken destekçilerden biriydi; Picasso'nun 1906'da yaptığı Stein portresi, sanatçının Afrika sanatı ve İberik heykel etkisine yöneldiği geçiş dönemini işaret eder. Stein'ın kendi yazınında da -tekrarlayan, parçalı cümle yapılarıyla- Kübist parçalanma ilkesinin edebiyata aktarılmış bir yansıması olduğu sıkça öne sürülür.
Kübizm I. Dünya Savaşı'ndan nasıl etkilendi?
Savaş, Kübizmin ilk kuşağını fiilen dağıttı: Braque ve Léger cepheye gönderildi ve ağır yaralandı, Apollinaire savaşta aldığı bir yaradan sonraki yıllarda öldü, pek çok Alman sanat taciri ve koleksiyoncunun malları düşman malı sayılarak el konuldu. Savaş sonrası Picasso dahil pek çok sanatçı, kısa süreliğine de olsa Kübizmin parçalı diline karşı daha "düzenli", klasik biçimlere dönen bir eğilim (Rappel à l'Ordre / Düzene Çağrı) gösterdi.
