Sanat AkımıÇağdaş Dönem

Sürrealizm

Ortaya Çıkış1924, Paris
Kurucu MetinAndré Breton, Sürrealist Manifesto
Öncü İsimlerDalí, Magritte, Breton
Philippe Halsman'ın Salvador Dalí ile birlikte çektiği ünlü "Dalí Atomicus" fotoğrafı.

Fotoğraf, 1948Philippe Halsman'ın Salvador Dalí ile birlikte çektiği ünlü "Dalí Atomicus" fotoğrafı.Philippe Halsman, Wikimedia Commons (Public Domain)

İçindekiler

Genel Bakış

Sürrealizm, 1924'te Fransız yazar André Breton'un yayımladığı "Sürrealist Manifesto" ile resmen başlayan; Sigmund Freud'un (bkz. Sigmund Freud) bilinçdışı kavramından doğrudan beslenerek rüya mantığını, akıl-dışılığı ve tesadüfi çağrışımları sanatın merkezine taşıyan devrimci bir edebiyat ve görsel sanat akımıdır. Paris merkezli doğsa da kısa sürede Avrupa ve Amerika'ya yayılan akım, resimden sinemaya, heykelden fotoğrafa kadar geniş bir alanda 20. yüzyıl sanatının en etkili ve en çok tanınan yönelimlerinden biri haline geldi. Hareket, 1966'da Breton'un ölümüne kadar örgütlü bir grup kimliğini büyük ölçüde korudu; ancak üyeleri arasındaki estetik ve siyasi anlaşmazlıklar, tarih boyunca sık sık ihraçlar ve ayrılıklarla sonuçlandı.

Kaynaklar:

Dada Kökenleri: Cabaret Voltaire (1916)

Sürrealizm'in doğrudan öncülü olan Dada hareketi, I. Dünya Savaşı'nın ortasında, 5 Şubat 1916'da tarafsız İsviçre'nin Zürih kentinde Hugo Ball ve Emmy Hennings tarafından kurulan Cabaret Voltaire'de doğdu; Tristan Tzara, Richard Huelsenbeck, Marcel Janco, Sophie Taeuber ve Hans Arp gibi isimlerin katıldığı bu kabare, savaşın yol açtığı akıl ve mantık çöküşüne tepki olarak bilinçli biçimde anlamsız, kural tanımaz performanslar sergiledi. Ball'un 14 Temmuz 1916'daki ilk halka açık Dada gecesinde okuduğu Dada Manifestosu, geleneksel sanat ve burjuva değerlerini kökten reddeden, savaşın akla ve ilerlemeye duyulan güveni nasıl paramparça ettiğini alaycı bir dille yansıtan bu akımın kurucu belgesi oldu; Dada'nın yıkıcı, anti-rasyonel enerjisi, sekiz yıl sonra Breton önderliğinde daha yapılandırılmış ve pozitif bir yaratım programına -Sürrealizme- dönüşecekti.

Kaynaklar: [1]

Breton'un Manifestosu ve Otomatik Yazı

Breton, Freud'un psikanaliz yöntemlerinden esinlenerek "otomatik yazı" tekniğini geliştirdi -bilinçli aklın denetimini devre dışı bırakıp doğrudan bilinçdışından kaynaklanan metinler üretmeyi hedefleyen bu yöntem, sürrealist edebiyatın temel yaratım araçlarından biri oldu. Manifestoda Sürrealizm, "sözlü, yazılı ya da başka herhangi bir biçimde, düşüncenin gerçek işleyişini ifade etmeyi amaçlayan saf psişik otomatizm; aklın hiçbir denetimi olmaksızın, her türlü estetik ya da ahlaki kaygının dışında dikte edilen düşünce" olarak tanımlanıyordu. Bu tanım, akımı yalnızca bir üslup değil, gerçekliğin bilinçli ve bilinçdışı katmanlarını uzlaştırmayı hedefleyen bütüncül bir dünya görüşü olarak konumlandırıyordu.

Kaynaklar:

Görsel Sanatta Sürrealizm: Dalí ve Magritte

Salvador Dalí, eriyen saatler ve çarpıtılmış bedenlerle rüya imgelerini hiper-gerçekçi bir teknikle resmederek akımın en tanınan ismi oldu; René Magritte ise "Bu Bir Pipo Değildir" gibi eserlerinde gündelik nesneleri şaşırtıcı, mantık-dışı bağlamlara yerleştirerek algı ve dil arasındaki ilişkiyi sorguladı. Bu iki sanatçının yaklaşımları da bilinçdışını görselleştirmeyi hedeflese de yöntemleri farklıydı: Dalí "paranoyak-eleştirel yöntem" adını verdiği teknikle kontrollü bir sanrı durumunu taklit ederken, Magritte daha soğukkanlı, kavramsal bir yaklaşımla dilin ve imgenin güvenilmezliğini sorguluyordu; bu iki karşıt üslup, sürrealizmin tek bir görsel diline değil, ortak bir felsefi öncüle sahip çok sesli bir harekete işaret ettiğini gösterir.

Kaynaklar:

Exquisite Corpse (Nefis Ceset) Oyunu

1925'te Breton, Yves Tanguy ve Jacques Prévert gibi sürrealistlerin geliştirdiği "cadavre exquis" (nefis ceset) oyunu, geleneksel bir salon oyununu devrimci bir sanatsal yönteme dönüştürdü: her katılımcı kağıdın yalnızca kendi çizdiği/yazdığı kısmını görüp geri kalanını katlayarak gizler, böylece ortaya bilinçli bir tasarımdan değil tesadüfi bir katılımdan doğan, öngörülemez bir kolektif eser çıkardı. Oyun adını, ilk oynanışında ortaya çıkan "Le cadavre exquis boira le vin nouveau" (Nefis ceset yeni şarabı içecek) cümlesinden aldı; bu teknik, sürrealistlerin akılcı kontrolü devre dışı bırakıp tesadüfü ve kolektif yaratımı sanatın merkezine koyma çabasının en oyunsu ve en kalıcı örneklerinden biri oldu.

Kaynaklar: [2]

Sinema ve Diğer Sanatlarda Sürrealizm

Luis Buñuel ve Salvador Dalí'nin birlikte çektiği "Bir Andalusia Köpeği" (Un Chien Andalou, 1929), sürrealist rüya mantığını hiçbir doğrusal anlatı kaygısı taşımadan sinemaya aktaran öncü bir kısa filmdi; filmin açılış sahnesinde bir jilet ile bir göz küresinin kesilmesini gösteren görüntü, dönemin izleyicisini şoke eden en ikonik sürrealist sinema imgelerinden biri olarak hâlâ hatırlanır. İkilinin bir yıl sonra çektiği uzun metrajlı "Altın Çağ" (L'Âge d'Or, 1930) ise burjuva ahlakına ve Katolik Kilisesi'ne yönelttiği açık saldırı nedeniyle 3 Aralık 1930'da aşırı sağcı "Vatanseverler Birliği" üyelerinin gösteri salonuna mürekkep atıp Dalí, Miró, Man Ray ve Tanguy gibi sanatçıların eserlerini tahrip etmesiyle sonuçlanan bir saldırıya uğradı; Paris polis emniyet müdürü, olayın hemen ardından filmi resmen yasakladı ve film orijinal negatifi 1981'de restore edilene kadar elli yılı aşkın süre Paris'te gösterime giremedi. Buñuel, kariyerinin geri kalanında sürrealist duyarlılığını daha geleneksel anlatı sinemasıyla harmanlayarak sürdürürken, akım heykel, fotoğraf ve tiyatroya kadar geniş bir alana yayılarak 20. yüzyıl sanatının en etkili yönelimlerinden biri haline geldi.

Kaynaklar: [7]

Toplumsal ve Siyasi Bağlam

I. Dünya Savaşı'nın yıkımının ardından gelen akım, akılcılığın ve burjuva toplum düzeninin savaşa yol açtığı görüşünden hareketle bilinçdışını kurtarıcı bir alan olarak gördü; birçok sürrealist sanatçı bu dönemde komünizme ya da anarşizme yakın siyasi tavırlar benimsedi. Breton'un kendisi 1927'de Fransız Komünist Partisi'ne katıldı, ancak partinin sanatsal özgürlüğü kısıtlayan katı toplumsal gerçekçilik anlayışıyla giderek çatıştı ve 1930'ların sonunda Sovyet karşıtı bir çizgiye kaydı; 1938'de Meksika'nın Coyoacán kentinde sürgündeki Troçki ile yaptığı yoğun görüşmeler sonucunda, Troçki'nin de ortak yazarı olduğu ve ressam Diego Rivera ile birlikte imzaladığı "Bağımsız Devrimci Sanat İçin" manifestosunu kaleme aldı; bu belge, sanatın hem faşizme hem de Stalinist bürokratik denetime karşı tamamen özgür kalması gerektiğini savunarak Uluslararası Bağımsız Devrimci Sanat Federasyonu'nun (FIARI) kurulmasına yol açtı. Bu siyasi angajman, sürrealizmin yalnızca estetik değil aynı zamanda toplumsal dönüşüm iddiası taşıyan bir hareket olarak kendini konumlandırdığını gösterir.

Kaynaklar: [8]

Kadın Sürrealistler: Görmezden Gelinen Miras

Leonora Carrington, Dorothea Tanning ve Remedios Varo gibi kadın sanatçılar, dönemin sürrealist çevrelerinde erkek meslektaşlarıyla aynı yaratıcı çevrelerde bulunmalarına rağmen uzun süre gölgede kaldı; hareketin resmi söyleminde ve tablolarında kadın figürü çoğunlukla erkek sanatçının arzusunun, korkusunun ya da fantezisinin nesnesi olarak temsil ediliyor, kadın sanatçıların kendi özgün üretimleri ikincil planda kalıyordu. Carrington ve Varo, Paris'te tanışıp II. Dünya Savaşı sonrasında Meksika'da sığınak bulduktan sonra yakın bir dostluk ve sanatsal iş birliği geliştirdi; Varo'nun bilimsel araçlarla dolu düşsel kompozisyonları ve Carrington'ın mistik ritüel sahneleri, kendilerine özgü bir sürrealist dil oluşturdu. Bu kadın sanatçıların eserleri ancak 21. yüzyılda, özellikle 2009'da Carrington'ın bir eserinin müzayedede ilk kez 1 milyon doları aşmasının ardından, akademik ve piyasa değeri açısından hak ettiği ilgiyi görmeye başladı.

Kaynaklar: [3]

II. Dünya Savaşı ve New York'a Sürgün

Nazi işgali Avrupa'yı sardığında, çoğu sürrealist sanatçı -birçoğu Yahudi kökenli ya da açıkça anti-faşist kimliğiyle tanınan kişiler olarak- doğrudan tehlike altındaydı. Amerikalı sanat koleksiyoncusu Peggy Guggenheim, 1940'ta kurulan Acil Kurtarma Komitesi ile iş birliği içinde pek çok sanatçının Avrupa'dan kaçışını finanse etti; Breton'un Fransa'dan kaçışının masraflarını karşılayıp ona bir yıllık aylık bağladı, ileride kendisiyle evleneceği Max Ernst'i de Marsilya'dan New York'a getirdi. Guggenheim'ın Ekim 1942'de Manhattan'da açtığı "Bu Yüzyılın Sanatı" galerisi, Breton, Ernst, Chagall, Mondrian ve Duchamp gibi sürgündeki sanatçıları bir araya getirerek New York'un savaş yıllarında -en azından geçici olarak- Paris'in yerini alan yeni bir sanat merkezine dönüşmesini sağladı.

Kaynaklar: [4] [5]

Tartışma: Dalí'nin İhracı — Sanatsal Saflık mı, Ticari İhanet mi?

1939'da André Breton, Salvador Dalí'yi resmen sürrealist gruptan ihraç etti; bardağı taşıran son damla, Dalí'nin New York'taki Bonwit Teller mağazasının vitrinini tasarlaması olmuştu -Breton ve çevresi bunu sürrealist ilkelerin ticari kazanç uğruna satılması olarak gördü. Breton, Dalí'nin adını (Salvador Dalí) "Avida Dollars" ("dolara aç") biçiminde bir anagrama dönüştürerek onun artan ticarileşmesini ve para hırsını hicvetti; Dalí ise özür dilemek ya da tavrını açıklamak yerine kendisinin zaten "tek gerçek sürrealist" olduğunu, herhangi bir topluluğa ihtiyacı olmadığını söyleyerek karşılık verdi. Bu olay, sürrealizmin kendi içindeki köklü bir gerilimi gözler önüne serer: hareket, bir yandan sanatı burjuva ticari düzenden özgürleştirmeyi amaçlayan devrimci bir proje olarak kendini tanımlarken, diğer yandan en tanınan ismi tam da bu ticari düzenle uzlaşıp onu kişisel zenginliğe dönüştürmüştü; bu gerilimin sürrealizmin özünde bir çelişki mi yoksa yalnızca bir bireyin ilkelerden sapması mı olduğu tartışması bugün de sanat tarihçileri arasında sürer.

Kaynaklar: [6]

Miras

Sürrealizmin bilinçdışı ve rüya imgelemi vurgusu, sonraki soyut dışavurumculuktan modern reklamcılığa, çizgi romandan sinema anlatısına kadar geniş bir görsel kültürü etkilemeyi sürdürdü; "sürreal" kelimesi bugün günlük dilde tuhaf, gerçeklik-dışı deneyimleri tanımlamak için yaygın olarak kullanılan bir sıfata dönüşmüştür. Dalí'nin Figueres'teki kendi tasarladığı Tiyatro-Müzesi ve Magritte'in Brüksel'deki müzesi gibi kalıcı kurumlar, akımın mirasını bugün de milyonlarca ziyaretçiye ulaştırmaya devam ediyor; bu müzelerin mimarisi bile, sürrealizmin sanat eserini geleneksel çerçevenin dışına taşıma iddiasını somutlaştıracak biçimde tasarlanmıştır.

Kaynaklar:

Kaynaklar ve ileri okuma

Numaralı kaynaklar, bağlantı verilen bölümlerdeki açıklamaları destekler; diğer bağlantılar ileri okuma içindir.

  1. TheArtStory — "Dada Movement Overview and Key Ideas"

    Dada'nın Cabaret Voltaire'deki kuruluşu.

  2. Georgetown University — "Exquisite Corpse: The Surrealist Game"

    Nefis ceset oyununun kökeni ve yöntemi.

  3. Wikipedia (İngilizce) — Women surrealists

    Kadın sürrealistlerin gölgede kalan katkısı.

  4. TheCollector — "The Mexican Escape of European Surrealists During World War II"

    Sürrealistlerin savaş sırasında sürgünü.

  5. Wikipedia (İngilizce) — Peggy Guggenheim

    Peggy Guggenheim'ın sanatçıları kurtarma çabaları.

  6. TheCollector — "Why Was Salvador Dali Expelled From the Surrealist Group?"

    Dalí'nin ihracı ve "Avida Dollars" anagramı.

  7. EBSCO — "Surrealist Film L'Âge D'or Provokes French Rioting"

    L'Âge d'Or'un yasaklanması ve saldırıya uğraması.

  8. Wikipedia (İngilizce) — Manifesto for an Independent Revolutionary Art

    Breton-Troçki manifestosu ve FIARI'nin kuruluşu.

Sık Sorulan Sorular

Sürrealizm kelimesi nereden geliyor?

"Sürrealizm" terimi ilk kez 1917'de şair Guillaume Apollinaire tarafından, kendi oyunu "Tiresias'ın Memeleri"ni tanımlamak için kullanılmıştı; Breton bu terimi 1924'te ödünç alıp kendi hareketine ad olarak benimsedi ve kavrama bugün bilinen sistematik, Freudyen anlamını kazandırdı.

Magritte'in "Bu Bir Pipo Değildir" tablosunun anlamı nedir?

1929 tarihli bu tabloda gerçekçi bir pipo resminin altına Fransızca "Ceci n'est pas une pipe" (Bu bir pipo değildir) yazılmıştır; Magritte, bunun gerçekten de bir pipo değil yalnızca bir pipo *resmi* olduğunu, yani bir imgenin asla temsil ettiği nesnenin kendisi olamayacağını vurgulamak istemiştir. Eser, dil, imge ve gerçeklik arasındaki ilişkiyi sorgulayan felsefi bir başyapıt olarak kabul edilir.

Sürrealist hareketin resmi olarak sona erdiği bir tarih var mı?

Kesin bir bitiş tarihi yoktur, ancak çoğu sanat tarihçisi hareketin örgütlü gücünü II. Dünya Savaşı sonrası yıllarda, özellikle Breton'un 1966'daki ölümüyle büyük ölçüde yitirdiği konusunda hemfikirdir. Sürrealizmin estetik ve kavramsal etkisi ise -Breton'un ölümünden çok sonra da- çağdaş sanatta, sinemada ve popüler kültürde güçlü biçimde yaşamaya devam etmiştir.