Genel Bakış
Sigmund Freud, "psikanaliz" adını verdiği yöntemle insan davranışının büyük ölçüde bilinçdışı dürtüler tarafından yönlendirildiğini öne sürerek modern psikolojinin ve popüler kültürün zihin anlayışını kökten değiştirdi. 1856'da bugünkü Çekya'nın Příbor kentinde (o zamanki adıyla Freiberg) doğan Freud, Viyana'da geçirdiği uzun kariyeri boyunca nörolojiden başlayıp kendine özgü bir tedavi ve zihin kuramı geliştirdi; teorileri hem 20. yüzyıl düşüncesini, sanatını ve edebiyatını derinden etkiledi hem de bilimsel geçerliliği konusunda süregelen tartışmalara konu oldu. Tıp eğitimini Viyana Üniversitesi'nde tamamlayan Freud, kariyerinin ilk yıllarında nörolojik araştırmalara (özellikle beyin anatomisi ve afazi üzerine) odaklanmış, ancak histeri hastalarıyla klinik çalışmaları onu giderek fiziksel nörolojiden zihinsel süreçlerin incelenmesine yöneltmişti.
Kaynaklar:
Anna O. Vakası ve "Konuşma Tedavisi"nin Doğuşu
Psikanalizin doğuşu, Freud'un meslektaşı Josef Breuer'in 1880-82 arasında tedavi ettiği "Anna O." (gerçek adıyla Bertha Pappenheim) vakasına dayanır; felç, görme bozukluğu ve konuşma kaybı gibi ağır histeri belirtileri gösteren Pappenheim, kendi bulduğu yöntemle -semptomların ilk ortaya çıkışını hipnoz altında anlatarak- rahatlama yaşadığını fark etmiş ve bu süreci kendisi "konuşma tedavisi" diye adlandırmıştı. Breuer bu vakayı Freud'la paylaştı; ikili, 1895'te birlikte yayımladıkları "Histeri Üzerine Çalışmalar" adlı eseriyle psikanalizin kurucu metnini ortaya koydu. Bazı bilim tarihçileri, katartik yöntemi asıl geliştirenin ve tedaviyi semptom odaklılıktan hastanın bütün yaşamını kapsayan bir keşif sürecine dönüştürenin Breuer olduğunu, ancak bu yöntemi sistematik bir kurama dönüştürüp ona psikanaliz adını verenin Freud olduğunu vurgular.
Kaynaklar: [1]
Kokain Araştırmaları ve Fleischl Trajedisi
Kariyerinin erken döneminde, henüz nörolog olarak çalışırken Freud kokainin tıbbi potansiyesine yoğun bir ilgi duydu; Nisan 1884'te maddeyi bir eczaneden temin edip kendi üzerinde denemeye başladı ve Temmuz 1884'te yayımladığı "Über Coca" (Koka Üzerine) makalesinde maddenin uyandırdığı "muhteşem bir coşku ve kalıcı bir öfori" duygusunu, yorgunluk ve açlığı bastırdığını övgüyle anlattı. Ancak Freud'un makalesindeki bazı iddialar -kokainin ciltte anestezik etki yaptığı, morfin yoksunluk belirtilerini azalttığı ve bağımlılık yapmadığı- yanlış çıktı; yakın arkadaşı ve akıl hocası Ernst von Fleischl-Marxow'un morfin bağımlılığını tedavi etmek için kokain önermesi, Fleischl-Marxow'un morfin ve kokaine birden bağımlı hale gelip "deri altında böcek gezindiği" hissiyle tarif edilen bir kokain psikozuna sürüklenmesine ve 44 yaşında ölmesine yol açtı; bu trajik deneyim, Freud'un tıp tarihinde en çok eleştirilen erken dönem çalışmalarından birini oluşturur. Freud'un kendisi de bu dönemde kokaini uzun süre düzenli olarak kullandı; bazı biyografi yazarları, bu kişisel deneyimin onun zihinsel süreçler ve bağımlılık üzerine sonraki düşüncelerini dolaylı biçimde şekillendirmiş olabileceğini öne sürer.
Kaynaklar: [6]
Bilinçdışı ve Rüya Analizi
"Rüyaların Yorumu" adlı eserinde rüyaları "bilinçdışına açılan kral yolu" olarak tanımlayan Freud, id, ego ve süperego kavramlarıyla zihni bilinçli ve bilinçdışı katmanlara ayıran bir model geliştirdi. Bu modele göre id ilkel dürtüleri, süperego içselleştirilmiş ahlaki kısıtlamaları, ego ise bu ikisi arasında gerçeklikle uzlaşmaya çalışan aracı işlevi temsil ediyordu; Freud'a göre rüyalar, bilinçli zihnin sansüründen kaçan bastırılmış arzuların sembolik biçimde ifade bulduğu bir alandı; bu yüzden bir rüyanın "görünen içeriği" (manifest content) ile altında yatan gerçek "gizli içeriği" (latent content) arasında ayrım yapılması gerektiğini, terapistin görevinin de sembolik yer değiştirme ve yoğunlaştırma gibi mekanizmalarla gizlenen bu ikinci katmanı çözümlemek olduğunu savundu.
Kaynaklar:
Psikoseksüel Gelişim Evreleri
Freud, kişilik gelişiminin çocuklukta art arda gelen beş evrede -her birinin bedenin farklı bir "erojen bölgesi" etrafında yoğunlaştığı- şekillendiğini öne sürdü: emme ve ağza nesne götürmeye dayalı oral evre (bebeklik), tuvalet eğitimi ve dışkı tutma-bırakma zevkine dayalı anal evre (yürümeye başlama dönemi), cinsel organların ön plana çıktığı ve çocuğun cinsiyet farklarının bilincine vardığı fallik evre (3-6 yaş), cinsel dürtülerin bastırılıp ilgi arkadaşlıklara ve hobilere kaydığı gizil evre (6 yaş-ergenlik) ve nihayet ergenlikle başlayıp ömür boyu süren genital evre. Freud'a göre bir evredeki aşırı doyum ya da yetersiz doyum, libidonun bir kısmının o evrede kalıcı olarak "saplanmasına" yol açarak yetişkinlikte belirli kişilik özelliklerine (örneğin "anal tutucu" kişilik) neden olabilirdi; bu evrelerden "fallik dönem"deki Oedipus kompleksi kavramı, kuramın en çok tartışılan ve eleştirilen unsuru olmuştur.
Kaynaklar: [7]
Jung ile Kopuş (1913)
Freud'un en yakın çalışma arkadaşlarından İsviçreli psikiyatr Carl Gustav Jung ile ilişkisi, 1912'de Jung'un Amerika turnesinde Freud'un Oedipus kompleksi kuramını ve çocukluk cinselliğine verdiği merkezi önemi açıkça eleştirmesiyle gerilmeye başladı. Asıl uzlaşmaz anlaşmazlık, libido kavramının doğası üzerineydi: Freud libidoyu temelde cinsel bir enerji olarak görürken, Jung bunun cinsellik, yaratıcılık ve maneviyata yönlendirilebilen daha genel bir yaşam gücü olduğunu savunuyordu; Jung'un mistisizm ve doğaüstü fenomenlere duyduğu ilgi de Freud tarafından bilim dışı bulunarak sert biçimde eleştirildi. 1912 yılı boyunca soğuyan yazışmaları Ocak 1913'te tamamen kesildi ve iki isim bir daha hiç konuşmadı; bu kopuş, psikanaliz hareketinin ilk büyük bölünmesi oldu. Jung, ayrılığın ardından kendi "analitik psikoloji" okulunu kurarak kolektif bilinçdışı ve arketipler gibi kendine özgü kavramlar geliştirdi; bu iki okul arasındaki teorik ayrım, bugün de psikodinamik psikolojinin iki ayrı geleneği olarak varlığını sürdürür.
Kaynaklar: [2]
Nazi Viyana'sından Kaçış (1938)
Almanya'nın 13 Mart 1938'de Avusturya'yı ilhak etmesinin ardından Freud ve ailesi, Yahudi kökenleri nedeniyle doğrudan tehlikeye girdi; günler içinde Freud'un evi ve yayınevi Nazi yetkilerince basılıp "haksız kazanılmış" nakit el konuldu, kızı Anna Freud ise Gestapo tarafından tutuklanıp sorguya çekildi. Başlangıçta çene kanseri nedeniyle göç etmek için çok yaşlı ve güçsüz olduğunu söyleyen Freud, evinin ve yayınevinin aranmasının ardından fikrini değiştirdi; 4 Haziran 1938'de eşi Martha ve kızı Anna ile birlikte Viyana'yı tamamen terk edip Londra'ya yerleşti. Freud'un dört kız kardeşi ise ülkeyi terk edemedi ve hepsi Holokost sırasında Nazi toplama kamplarında hayatını kaybetti; bu trajedi, Freud'un kendi ailesinin göç kararının kişisel bedelini de acı biçimde ortaya koyar.
Son Günler ve Hekim Yardımlı Ölüm
1923'te teşhis edilen çene kanseriyle on altı yıl boyunca -otuzu aşkın ameliyat geçirerek- mücadele eden Freud, Londra'daki son aylarında radyasyon tedavisinin başarısız olması ve tümörün çevre dokulara yayılmasıyla dayanılmaz bir acı çekmeye başladı. Freud, doktoru Max Schur ile aralarında uzun süredir var olan bir anlaşma gereği -"Schur, gereksiz yere acı çekmeme izin vermeyeceğine söz ver"- 23 Eylül 1939'da, doktorunun uyguladığı yüksek dozda morfinle hayatına son verdi; bu, tarihe hekim yardımlı bir ölüm olarak geçti ve Freud'un ölüm karşısındaki felsefi tutumunun kendi hayatının sonunda da tutarlı biçimde uygulandığının bir kanıtı olarak yorumlanır. Freud'un külleri, ömrü boyunca biriktirdiği 2.500 parçaya yakın antik eser koleksiyonundan MÖ 4. yüzyıla tarihlenen bir Yunan çan kraterinde, Londra'daki Golders Green Krematoryumu'nda bugün de "Freud Köşesi" olarak anılan bölümde saklanır; 2013-2014 yılbaşı gecesinde krematoryuma giren hırsızların bu kabı çalmaya çalışırken kırdığı, ancak küllerin zarar görmediği bir olay da yaşanmıştır.
Kültürel Miras: Reklamcılıktan Sürrealizme
Freud'un fikirleri akademik psikolojinin çok ötesine taşarak 20. yüzyıl kültürünün neredeyse her alanına nüfuz etti. "Çifte yeğeni" Edward Bernays -annesi Freud'un kız kardeşi, babası ise Freud'un eşi Martha'nın kardeşiydi- amcasının kuramlarından esinlenerek modern halkla ilişkiler ve reklamcılık endüstrisinin kurucularından biri oldu; kitlelerin bilinçdışı arzularını hedefleyen "rızanın mühendisliği" yaklaşımıyla, 1929'da kadın sigara içiciliğini "özgürlük meşaleleri" söylemiyle pazarlayan kampanyası gibi çalışmalarla ticari reklamcılığı kalıcı biçimde dönüştürdü. Aynı dönemde André Breton önderliğindeki Sürrealist sanat akımı (bkz. Sürrealizm) da doğrudan Freud'un bilinçdışı ve rüya kuramından beslenerek "otomatik yazı" gibi tekniklerle sanatsal yaratımı bilinçli aklın denetiminden kurtarmayı hedefledi; bu geniş etki, Freud'u yalnızca bir bilim insanı değil, 20. yüzyıl düşüncesinin en etkili figürlerinden biri haline getirdi; "id", "ego" ve "Freudyen dil sürçmesi" gibi terimler bugün psikolojiden tamamen bağımsız biçimde günlük dile de yerleşmiş durumdadır.
Kaynaklar: [8]
Tartışma: Psikanaliz Bilim mi, Sözde Bilim mi?
Bilim felsefecisi Karl Popper, 1959'da yayımladığı "Bilimsel Araştırmanın Mantığı" adlı eserinde psikanalizi yanlışlanamaz bir sözde bilim (pseudoscience) olarak nitelendirdi; Popper'a göre bilimsel bir teori deneysel olarak test edilip çürütülebilir olmalıydı, oysa psikanaliz bir hastanın tepkisi belirli bir kurama ters düştüğünde bile bunu savunma mekanizması ya da bastırma gibi başka bir kavramla açıklayarak kendini her defasında çürütülmekten koruyabiliyordu. Bu eleştiriye güçlü itirazlar da yükseldi: bazı bilim felsefecileri Popper'ın yanlışlanabilirlik ölçütünün kendisinin sorunlu olduğunu, ayrıca Popper'ın psikanalizi yeterince anlamadan ve yanlış temsil ederek eleştirdiğini savundu; 1950'lerden itibaren biriken klinik, deneysel ve nörobilimsel araştırmaların psikanalitik kuramın bazı temel iddialarını (örneğin bilinçdışı süreçlerin varlığını) destekleyen bilimsel kanıtlar sunduğu da öne sürülür. Bu tartışma -"Freud Savaşları" olarak da anılır- akademik psikoloji ve bilim felsefesi çevrelerinde bugün de sürmektedir.
Kaynaklar: [5]
Kaynaklar ve ileri okuma
Numaralı kaynaklar, bağlantı verilen bölümlerdeki açıklamaları destekler; diğer bağlantılar ileri okuma içindir.
- Scientific American — "Step Aside, Freud: Josef Breuer Is the True Father of Modern Psychotherapy"
Anna O. vakası, Breuer'in katartik yöntemi.
- Aeon — "Freud versus Jung: a bitter feud over the meaning of sex"
Freud-Jung kopuşunun nedenleri.
- Times of Israel — "How Sigmund Freud fled Nazi Austria"
1938 Viyana'dan kaçış.
- OncoDaily — "Sigmund Freud's Last Decision"
Freud'un son günleri ve hekim yardımlı ölümü.
- SchoolWorkHelper — "Karl Popper: Freudian Analysis & Pseudoscience"
Popper'ın yanlışlanabilirlik eleştirisi ve karşı görüşler.
- Oskar Diethelm Library — "Sigmund Freud: Riding the Rise and Fall of Cocaine"
Freud'un kokain araştırmaları ve Fleischl-Marxow vakası.
- SimplyPsychology — "Psychosexual Stages of Development"
Freud'un beş psikoseksüel gelişim evresi.
- History Today — "Edward Bernays: The Original Influencer"
Edward Bernays'in Freud'un kuramlarını reklamcılığa uygulaması.
- Wikipedia (İngilizce) — Moses and Monotheism
Freud'un son kitabının tezi ve eleştirisi.
- Times of Israel — "How Sigmund Freud fled Nazi Austria, leaving siblings who perished in the Holocaust"
Freud'un dört kız kardeşinin Holokost'ta ölümü.
- Wikipedia (İngilizce) — Freud Corner (Golders Green Crematorium)
Freud'un küllerinin saklandığı antik Yunan krateri.
Görseller



Sık Sorulan Sorular
Freud'un kendisi de psikanaliz yaptırdı mı?
Evet, Freud kendi bilinçdışını incelemek için 1897 civarında başlayarak yıllarca sürecek bir "kendi kendini analiz" (self-analysis) süreci yürüttü; babasının 1896'daki ölümünü bu sürecin en önemli tetikleyicisi olarak gösterdi. Bu kendi kendini analiz süreci, Oedipus kompleksi kuramının ve "Rüyaların Yorumu" kitabındaki pek çok örneğin doğrudan kaynağı oldu.
Freud'un son kitabı hangi tartışmalı tezi savunuyordu?
Freud'un pratik olarak ölüm döşeğinde tamamladığı son özgün eseri "Musa ve Tektanrıcılık" (1939), Musa'nın İbrani değil aslında Mısırlı bir soylu olduğunu ve tektanrıcı reformcu Firavun Akhenaton'un bir takipçisi olduğunu, Yahudiliğin tektanrıcılığının kökeninin de bu Mısır etkisine dayandığını öne sürüyordu. Tarihsel kanıt yetersizliği nedeniyle teologlar ve İncil araştırmacılarınca büyük ölçüde reddedilen bu tez, Freud'un en tartışmalı eserlerinden biri olarak kalmaya devam ediyor.
Freud'un kızı Anna Freud'un psikanalize katkısı ne oldu?
Anna Freud, babasının en küçük çocuğu olarak onun yanında kalıp kendisi de önde gelen bir psikanalist oldu; özellikle çocuk psikanalizi alanının kurucularından biri kabul edilir ve "Ego ve Savunma Mekanizmaları" (1936) adlı eseriyle ego psikolojisi okulunun temellerini attı. Babasının Londra'daki evini bugünkü Freud Müzesi'ne dönüştürülmesini sağlayan da Anna Freud'du.
