Devlet Adamı / KomutanYakın Çağ

Napolyon Bonapart

Yaşadığı DönemMS 1769 – 1821
Doğum YeriAjaccio, Korsika
AlanAskeri Strateji, Devlet Yönetimi
Jacques-Louis David'in "Alpleri Aşan Napolyon" tablosu (beş versiyondan biri); ressamın kendi isteğiyle idealize edilmiş, kahramanca bir propaganda portresidir -Napolyon'un gerçekte seferi bir katırla, sakin bir günde geçtiği bilinir. Charlottenburg Sarayı, Berlin.

Tarihi tablo (1801)Jacques-Louis David'in "Alpleri Aşan Napolyon" tablosu (beş versiyondan biri); ressamın kendi isteğiyle idealize edilmiş, kahramanca bir propaganda portresidir -Napolyon'un gerçekte seferi bir katırla, sakin bir günde geçtiği bilinir. Charlottenburg Sarayı, Berlin.Jacques-Louis David, Wikimedia Commons (Kamu malı)

İçindekiler

Genel Bakış

Napolyon Bonapart, Fransız Devrimi'nin yarattığı siyasi belirsizlikten yararlanarak hızla yükseldi, 1799'da bir darbeyle iktidarı ele geçirdi, 1804'te kendini imparator ilan etti ve on yılı aşkın süre boyunca neredeyse tüm Avrupa'yı askeri ve idari olarak yeniden şekillendirdi. Getirdiği hukuk reformları (Code Civil) bugün hâlâ pek çok ülkenin medeni hukukunun temelini oluştururken, 1812'deki Rusya seferindeki felaket bozgun iktidarının sonunun başlangıcı oldu; 1815'te Waterloo'daki kesin yenilginin ardından Saint Helena adasına sürgün edildi ve orada öldü.

Kaynaklar: [1]

Korsika'dan Toulon'a: Askeri Yükseliş

Napolyon, 15 Ağustos 1769'da Korsika'nın Ajaccio kentinde, İtalyan kökenli orta sınıf bir aileden doğdu; babası bir süre Korsika bağımsızlığı için Fransa'ya karşı savaşmış, ancak 1769'daki yenilgiden sonra Fransız yönetimiyle uzlaşmıştı. Fransız askeri okullarında topçu subayı olarak yetişen Napolyon, Fransız Devrimi'nin kaotik ortamında ilk büyük fırsatını 1793'teki Toulon Kuşatması'nda yakaladı; kentin kraliyet yanlısı isyancılardan ve müttefik İngiliz donanmasından geri alınmasında gösterdiği topçu ustalığı, onu dönemin güçlü devrimci figürlerinin dikkatine sundu. 1796'da İtalya Ordusu'nun başına geçtiğinde -aynı günlerde Joséphine de Beauharnais ile evlenmişti- sayıca üstün Avusturya-Piemonte kuvvetlerine karşı hızlı manevra ve yoğunlaştırılmış saldırı taktikleriyle iki hafta içinde bir dizi zafer kazanarak Piemonte'yi savaş dışı bıraktı; bu kampanya, onun askeri dehasının Avrupa çapında tanınmasını sağladı.

Kaynaklar: [1]

Mısır Seferi: Zafer, Bilim ve Hezimet

1798'de Napolyon, İngiltere'nin Hindistan'la olan ticaret yolunu kesmek amacıyla Mısır'a (o dönem Osmanlı toprağıydı) bir sefer düzenledi; 'İngiltere'yi gerçekten yok etmek için Mısır'ı almamız gerekir' diye yazmıştı. Sefere yalnızca askerler değil, yaklaşık yüz elli kişilik bir bilim ve sanat heyeti (savants) de eşlik etti; bu heyetin çalışmaları sonradan çok ciltlik 'Description de l'Égypte' adlı eserde toplandı ve modern Mısırolojinin, ayrıca aynı sefer sırasında bulunan Rosetta Taşı sayesinde hiyeroglif yazısının çözülmesinin temelini attı. Ancak sefer askeri açıdan felaketle sonuçlandı: 1 Ağustos 1798'de Amiral Nelson komutasındaki İngiliz donanması Ebukir Körfezi'nde Fransız filosunu neredeyse tamamen yok ederek Napolyon'un ordusunu Mısır'da denizden yalıtılmış halde bıraktı. Napolyon, Ağustos 1799'da -orduyu General Kléber'e devrederek- gizlice Fransa'ya döndü ve kısa süre sonra 18 Brumaire (9 Kasım 1799) darbesiyle iktidarı ele geçirip 'Birinci Konsül' oldu; Mısır'daki Fransız kuvvetleri ise 1801'de Osmanlı-İngiliz ortak ordusuna teslim oldu.

Kaynaklar: [2]

Konsüllük Reformları

Birinci Konsül olarak Napolyon, devrimin kazanımlarını kurumsallaştıran geniş bir reform programı başlattı. 'Code Civil' (Napolyon Kanunları) adıyla bilinen hukuk reformu, feodal ayrıcalıkları kaldırıp yasa önünde eşitlik, mülkiyet güvencesi ve laik evlilik gibi ilkeleri kodladı; bu hukuk sistemi bugün hâlâ Fransa başta olmak üzere Avrupa ve Latin Amerika'daki birçok ülkenin medeni hukukunun temelini oluşturuyor. 1801'de Papa VII. Pius ile imzaladığı Konkordato, Devrim'in Katolik Kilisesi'yle kopardığı bağları -kiliseyi devlete tabi kılarak ama Katolikliği çoğunluğun dini olarak tanıyarak- kısmen onardı. Aynı dönemde Fransa Bankası'nı kurdu, merkezi bir vergi ve eğitim (lise/lycée) sistemi oluşturdu ve askeri-sivil hizmette üstün başarı gösterenleri ödüllendiren Legion d'Honneur nişanını ihdas etti. Napolyon, kendi hukuk reformunu ordularından bile daha kalıcı bir miras olarak gördüğünü Saint Helena'daki sürgününde şöyle özetlemiştir: kazandığı kırk savaş Waterloo'nun gölgesinde silinip gidecek, ama Code Civil sonsuza dek yaşayacaktı.

Kaynaklar: [1]

Köleliğin Yeniden Yürürlüğe Konması (1802)

Napolyon'un mirasının en çok göz ardı edilen -ama en ağır sonuçlu- kararlarından biri, 20 Mayıs 1802'de çıkardığı yasayla, Devrim'in 1794'te kaldırdığı köleliği Fransız kolonilerinde yeniden yürürlüğe koymasıydı; Temmuz ve Aralık 1802'deki ek kararnamelerle bu karar Guadeloupe ve Cayenne'e de genişletildi. Bu kararın en dramatik sonucu Saint-Domingue'de (bugünkü Haiti) yaşandı: 1801'de kendini ömür boyu vali ilan edip köleliği kaldıran eski köle Toussaint Louverture, Fransız General Brunet tarafından görüşme bahanesiyle tuzağa düşürülüp tutuklandı ve Fransa'da hapiste öldü. Guadeloupe'deki köle direnişi birkaç bin kayıptan sonra bastırılabildiyse de, Fransız kölelerinin neredeyse yarısının yaşadığı Saint-Domingue'deki direniş başarılı oldu ve ada 1804'te bağımsız Haiti Cumhuriyeti olarak dünyanın kölelik karşıtı ilk başarılı devrimiyle tarihe geçti.

Kaynaklar: [3]

1804 Taç Giyme: Kendi Kendini Taçlandırma

2 Aralık 1804'te Notre-Dame Katedrali'nde düzenlenen törende Napolyon, geleneği bozarak Papa VII. Pius'un tacı kendisine giydirmesine izin vermedi; tacı Papa'nın elinden alıp önce kendi başına, ardından eşi Joséphine'in başına koydu. Bu jest kasıtlıydı ve simgeselti: Napolyon böylece imparatorluğunun kaynağının kilise ya da başka herhangi bir dünyevi otorite değil, kendi gücü olduğunu -Roma'nın kendisine hiçbir zaman emir veremeyeceğini- tüm Avrupa'ya ilan ediyordu. Dönemin birden fazla tanığının aktardığı bu sahne, ressam Jacques-Louis David'in ünlü tablosunda da (Papa'yı sahnenin kenarına, edilgen bir konuma yerleştirerek) ölümsüzleştirildi.

Kaynaklar: [4]

Zirve: Austerlitz ve Kıta Ablukası

1805'teki Austerlitz Savaşı'nda -kendi taç giyme yıldönümünde kazandığı bu zafer sonradan 'Güneşin Savaşı' olarak anıldı- Avusturya ve Rus ordularını ezici bir yenilgiye uğratarak askeri dehasının doruk noktasına ulaştı; ardından Prusya'yı da yenerek Avrupa'nın büyük bölümünü doğrudan ya da müttefik/uydu devletler aracılığıyla kontrol altına aldı. Denizde Trafalgar'da (1805) İngiliz donanmasına yenilip deniz gücünü kaybedince, İngiltere'yi ekonomik yoldan dize getirmek için 1806'da 'Kıta Ablukası'nı ilan etti -Avrupa kıtasındaki tüm limanların İngiliz ticaretine kapatılmasını emretti. Ancak bu ambargo, Rusya ve İspanya gibi müttefiklerinin ekonomisine de ağır zarar verdi ve tam da bu iki cephede -İspanya'daki uzun gerilla savaşı ('İspanyol yarası' olarak anılır) ve 1812 Rusya seferi- imparatorluğunun çöküşü başlayacaktı.

Kaynaklar: [1]

1812 Rusya Seferi: Felaket

Haziran 1812'de Napolyon, dönemin en büyük ordularından birini -450 binden fazla asker, 150 binden fazla at ve 1.400 topla- Rusya'ya sürdü. Rus komutan Kutuzov, doğrudan meydan savaşından kaçınıp geri çekilerek Napolyon'u topraklarının derinliklerine çekmeyi tercih etti; 7 Eylül'deki kanlı Borodino Savaşı'nda hiçbir taraf kesin üstünlük sağlayamadı. 14 Eylül'de Moskova'ya giren Napolyon, kentin -Rus valisi Rostopçin'in emriyle kasıtlı olarak ateşe verilmesiyle- büyük ölçüde kül olduğunu gördü; beş hafta boyunca barış teklifi bekledi, ama hiçbir yanıt gelmedi. Ekim ortasında başlayan geri çekiliş, erken bastıran kışın soğuğu, açlık, tifüs salgını ve sürekli Kazak baskınlarıyla tam bir felakete dönüştü; Kasım sonundaki Berezina Nehri geçişinde ordudan geriye yalnızca birkaç on bin savaşabilir asker kalmıştı. Kampanyanın toplam bedeli 500-600 bin arası ölü, yaralı ve esirdi -Grande Armée'nin fiilen yok olması, Avrupa çapındaki müttefiklerine 'Napolyon yenilebilir' mesajını verdi ve peş peşe koalisyonların oluşmasının önünü açtı.

Kaynaklar: [5]

Çöküş: Elba, Yüz Gün ve Waterloo

1813-1814'teki müttefik koalisyon yenilgileri Napolyon'un iktidarını hızla eritti; Nisan 1814'te tahttan indirilip Elba adasına sürgün edildi. Ancak Mart 1815'te adadan kaçıp Fransa'ya döndü, ordusunu yeniden topladı ve 'Yüz Gün' adıyla anılan kısa bir dönem için iktidarı geri kazandı. 18 Haziran 1815'te bugünkü Belçika'daki Waterloo'da İngiliz-Hollanda kuvvetleri ile Prusya ordusunun birleşik gücüne kesin olarak yenildi; bu yenilgi Napolyon'un siyasi kariyerinin nihai sonu oldu. İngilizler bu kez onu Avrupa'ya çok daha uzak, Güney Atlantik'teki ıssız Saint Helena adasına sürgün etti; burada altı yıl geçirdikten sonra 5 Mayıs 1821'de öldü.

Kaynaklar: [1]

Tartışma: Napolyon Zehirlendi mi?

Napolyon'un Saint Helena'daki ölümünün gerçek nedeni, uzun süre tartışma konusu oldu. 20. yüzyılda saklanan saç tellerinden yapılan analizler yüksek düzeyde arsenik tespit edince, İngilizlerin -ya da sürgündeki maiyetindeki bir düşmanının- onu kasten zehirlediği teorisi popülerlik kazandı. Ancak dönemin sekiz doktorunun imzaladığı beş ayrı otopsi raporu tutarlı biçimde ağır bir mide kanserinden söz eder; 2021'de uluslararası bir gastrointestinal patoloji ekibinin yürüttüğü kapsamlı bir inceleme de bu bulguyu -hızlı kilo kaybı, midede iç kanamayı gösteren granüllü doku, büyük bir lezyon- doğrulayarak mide kanserini asıl ölüm nedeni olarak teyit etti. Saçlardaki arsenik ise büyük olasılıkla kasıtlı zehirlenmeden değil, dönemin duvar kâğıtlarında ve bazı ilaçlarda yaygın kullanılan arsenik bazlı pigmentlere (Scheele Yeşili gibi) maruz kalmaktan kaynaklanıyordu -üstelik bu maruziyetin sürgünden çok önce de başlamış olabileceği görülüyor. Bilim insanlarının çoğunluğu bugün kasıtlı zehirlenme teorisini büyük ölçüde terk etmiş durumda.

Kaynaklar: [6] [7]

Miras

Napolyon'un askeri stratejileri -hız, yoğunlaştırılmış güç kullanımı, merkezi komuta- bugün hâlâ dünya çapındaki askeri akademilerde okutuluyor. Getirdiği idari ve hukuki reformlar (metrik sistem, merkezi bürokrasi, laik eğitim, Code Civil) modern Avrupa devletlerinin kurumsal yapısını kalıcı biçimde etkiledi ve fethettiği topraklar aracılığıyla bu reformlar Avrupa'nın büyük bölümüne -bazen istemeden de olsa milliyetçilik fikrinin de yayılmasına yol açarak- taşındı. Ancak bu miras, köleliğin yeniden tesisi ve sürekli savaşların yol açtığı milyonlarca can kaybıyla da gölgelidir; bu nedenle Napolyon, tarihçiler arasında hem 'aydınlanmış reformcu' hem 'despot fatih' olarak birbirine zıt biçimlerde değerlendirilmeyi sürdürüyor. Metrik sistemi -kendisi bizzat pek sevmese de- kalıcı kıldı, laik ve merkezi bir lise ağı kurarak modern Fransız eğitim sisteminin temellerini attı, Fransa Bankası ve tek tip vergi dairesi gibi kurumları da yaşatarak devlet bürokrasisinin bugünkü şeklini büyük ölçüde belirledi.

Kaynaklar: [1]

Kaynaklar ve ileri okuma

Numaralı kaynaklar, bağlantı verilen bölümlerdeki açıklamaları destekler; diğer bağlantılar ileri okuma içindir.

  1. Wikipedia (İngilizce) — Napoleon

    Genel biyografi: Toulon, İtalya Seferi, 18 Brumaire, Konsüllük reformları.

  2. Wikipedia (İngilizce) — French campaign in Egypt and Syria

    Mısır Seferi'nin amacı, bilim heyeti, Ebukir Körfezi yenilgisi.

  3. Wikipedia (İngilizce) — Reinstatement of slavery by Napoleon

    20 Mayıs 1802 yasası, Toussaint Louverture'ün tutuklanması, Haiti'nin bağımsızlığı.

  4. Wikipedia (İngilizce) — Coronation of Napoleon

    2 Aralık 1804 törenindeki kendi kendini taçlandırma sahnesi.

  5. Wikipedia (İngilizce) — French invasion of Russia

    1812 seferinin ordu büyüklüğü, Borodino, Moskova yangını, geri çekiliş kayıpları.

  6. napoleon.org (Fondation Napoléon) — Arsenic and the Emperor

    Zehirlenme teorisi ve mide kanseri teşhisinin karşılaştırılması.

  7. National Geographic — Napoleon death mystery solved (2021 çalışması)

    2021 gastrointestinal patoloji incelemesinin bulguları.

  8. HISTORY.com — Was Napoleon Short? Origins of the 'Napoleon Complex'

    Napolyon'un boyu, Fransız-İngiliz inç karışıklığı ve Gillray karikatürleri.

Sık Sorulan Sorular

Napolyon gerçekten kısa boylu muydu?

Hayır, bu da yaygın bir efsanedir. Ölümünden sonra yapılan ölçümlere göre boyu yaklaşık 1,68-1,70 metreydi; bu, dönemin Fransız erkek ortalamasına yakın, hatta hafif üzerinde bir boydu. Efsanenin kökeni büyük ölçüde bir birim karışıklığına dayanır: Fransız ölçü birimi 'pouce' (parmak), İngiliz 'inch'inden biraz daha uzundu, ama İngiliz karikatüristler (özellikle James Gillray) onu siyasi propaganda amacıyla bilerek küçük ve öfkeli bir figür olarak çizdiler; 'Le Petit Caporal' (Küçük Onbaşı) lakabı da askerlerince sevgiyle, boyundan çok yaşıyla/rütbesiyle ilgili şakayla takılmış bir isimdi.

Rosetta Taşı bugün nerede, Fransa mı yoksa İngiltere mi elinde tutuyor?

Taş bugün Londra'daki British Museum'da sergileniyor. Mısır Seferi'nde Fransız askerlerince 1799'da bulunmasına rağmen, 1801'de Fransız kuvvetlerinin İskenderiye'de Anglo-Osmanlı ordusuna teslim olmasının ardından imzalanan antlaşma gereği taş da dahil olmak üzere pek çok arkeolojik eser İngilizlere devredildi. Mısır hükümeti onlarca yıldır taşın geri iadesini talep ediyor, ancak British Museum bugüne dek bu talebi kabul etmedi.

Napolyon'un ilk eşi Joséphine'den neden boşandı?

Resmî gerekçe, imparatorluğuna bir varis bırakamamasıydı; Joséphine, evlilikleri boyunca Napolyon'a çocuk doğuramadı. 1810'da boşanan Napolyon, kısa süre sonra Avusturya İmparatoru'nun kızı Marie Louise ile -büyük ölçüde Habsburg hanedanıyla akrabalık kurup imparatorluğuna hanedansal meşruiyet kazandırmak amacıyla- evlendi; bu evlilikten 1811'de bir oğlu (Napolyon II olarak anılan, ama hiçbir zaman fiilen hükümdarlık yapmayan 'Roma Kralı') doğdu. Joséphine ile boşanmalarına rağmen Napolyon'un ona duyduğu bağlılığın sürdüğü, ölüm döşeğinde son sözlerinden birinin onun adı olduğu rivayet edilir.