Genel Bakış
Fransız Devrimi, 1789'da patlak veren ve on yıl süren bir dizi radikal siyasi ve toplumsal altüst oluşla bin yıllık Fransız monarşisini yıkarak "özgürlük, eşitlik, kardeşlik" ilkelerini modern siyasi düşüncenin merkezine yerleştiren; feodalizmden ulus-devlete, ilahi krallık hakkından halk egemenliğine geçişi simgeleyen dünya tarihinin en dönüştürücü siyasi olaylarından biridir.
Yapısal Nedenler: Eski Düzen'in Çatlakları
Fransa, devrim öncesinde "Eski Düzen" (Ancien Régime) adı verilen katı bir toplumsal hiyerarşiye sahipti: birinci zümre (din adamları) ve ikinci zümre (soylular) vergi muafiyeti ve ayrıcalıklardan yararlanırken, nüfusun %98'ini oluşturan üçüncü zümre (köylüler, işçiler, burjuvazi) tüm vergi yükünü taşıyordu. Kraliyet hazinesinin Amerikan Bağımsızlık Savaşı'na (bkz. Amerikan Bağımsızlık Savaşı) verdiği maliyetli destek ve saray israfı, devleti 1780'lerde iflasın eşiğine getirdi.
Fikirsel Nedenler: Aydınlanma
Rousseau'nun "toplumsal sözleşme" ve halk egemenliği kavramları, Voltaire'in Kilise ve mutlakiyete yönelik keskin eleştirileri, Montesquieu'nün kuvvetler ayrılığı önerisi gibi Aydınlanma Felsefesi'nin (bkz. Aydınlanma Felsefesi) fikirleri, burjuva ve eğitimli üçüncü zümre arasında yaygın biçimde tartışılıyordu; bu fikirler, devrimin ideolojik çatısını oluşturdu.
Etats Généraux ve Ulusal Meclis
Kral XVI. Louis, mali krizi çözmek için Mayıs 1789'da 175 yıl sonra ilk kez Etats Généraux'yu (Genel Meclis) topladı; üçüncü zümre temsilcileri, oy sayımında kendilerine adil davranılmadığını görünce ayrı bir "Ulusal Meclis" kurdu ve 20 Haziran 1789'daki "Tenis Kortu Yemini" ile yeni bir anayasa hazırlayana kadar dağılmayacaklarına yemin ettiler -bu, kraliyet otoritesine açık bir başkaldırıydı.
Bastille'in Düşüşü
14 Temmuz 1789'da Paris halkının kraliyet zulmünün simgesi olan Bastille hapishanesini basması, devrimin sembolik başlangıcı oldu; kısa sürede feodal ayrıcalıklar kaldırıldı ve 26 Ağustos 1789'da "İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi" ilan edilerek özgürlük, mülkiyet ve yasa önünde eşitlik ilkeleri anayasal bir belgeye dönüştürüldü.
Anayasal Monarşiden Cumhuriyete
1791 Anayasası kısa ömürlü bir anayasal monarşi kurdu, ancak Kral XVI. Louis'nin ailesiyle yurt dışına kaçmaya çalışması (Varennes'e Kaçış, 1791) halkın kraliyete olan güvenini tamamen yıktı; Avusturya ve Prusya'nın devrimi bastırma tehdidi savaşa yol açtı ve Ağustos 1792'de kral tutuklanıp Eylül 1792'de Birinci Fransız Cumhuriyeti ilan edildi.
XVI. Louis'nin İdamı ve Terör Dönemi
Ocak 1793'te Kral XVI. Louis, vatana ihanetle suçlanarak giyotinle idam edildi -bu, Avrupa'nın monarşik düzenine karşı sembolik bir kopuştu. Robespierre önderliğindeki Jakobenler, iç ayaklanmalar ve dış savaş tehditleri karşısında "Terör Dönemi"ni (1793-94) başlattı; Devrim Mahkemesi, "karşı-devrimci" olarak görülen -kraliyet yanlıları, ılımlı devrimciler, hatta bazı eski devrimci liderler dahil- on binlerce kişiyi giyotine gönderdi. Kraliçe Marie Antoinette de bu dönemde idam edildi.
Termidor Tepkisi ve Direktuvar
Robespierre'in aşırılıkları kendi müttefiklerini de tedirgin etti; Temmuz 1794'te (devrimci takvimde Termidor ayı) bir grup milletvekili Robespierre'i tutuklatıp giyotine gönderdi -bu "Termidor Tepkisi" Terör Dönemi'ni sona erdirdi. Ardından kurulan "Direktuvar" rejimi (1795-99), iç istikrarsızlık ve yolsuzlukla mücadele ederken, dış cephelerde savaşan genç general Napolyon Bonapart'ın (bkz. Napolyon Bonapart) yıldızını giderek yükseltti.
Napolyon'un Darbesi ve Devrimin Sonu
İç kargaşa ve dış savaşlarla yorgun düşen devrim süreci, Kasım 1799'da Napolyon Bonapart'ın 18 Brumaire Darbesi'yle fiilen sona erdi; Napolyon kendini "Birinci Konsül" ilan ederek fiili iktidarı ele geçirdi ve 1804'te kendini imparator ilan etti.
Tarihsel Önemi ve Miras
Fransız Devrimi'nin getirdiği yasa önünde eşitlik, laik devlet, halk egemenliği ve yazılı anayasa ilkeleri, aşırı şiddet ve istikrarsızlık dönemlerine karşın geri döndürülemez biçimde Avrupa ve dünya siyasetine yayıldı; devrim, metrik sistem gibi pratik yenilikleri de doğurdu ve 19.-20. yüzyıl boyunca dünyanın dört bir yanındaki cumhuriyetçi ve milliyetçi hareketlere doğrudan ilham kaynağı oldu.
Kilit Olaylar Kronolojisi
Etats Généraux toplandı, Bastille basıldı, İnsan Hakları Bildirgesi ilan edildi.
Anayasal monarşi ilan edildi.
Cumhuriyet ilan edildi, kral tutuklandı.
XVI. Louis idam edildi, Terör Dönemi başladı.
Robespierre giyotine gönderildi, Terör Dönemi sona erdi.
Napolyon'un darbesiyle Direktuvar rejimi devrildi.
Görseller



Sık Sorulan Sorular
Marie Antoinette gerçekten "Pasta yesinler" dedi mi?
Bu söze dönemin hiçbir belgesinde rastlanmaz. Benzer bir anekdot, Rousseau'nun 1760'larda yazdığı "İtiraflar"da geçer ve adı verilmeyen "büyük bir prenses"e atfedilir — Marie Antoinette ise Fransa'ya 1770'te gelmiştir, yani metin yazıldığında henüz ülkede bile değildi. Söz, devrim yıllarında ve sonrasında kraliçeyi halktan kopuk göstermek için ona yakıştırıldı. Bu, tarihsel bir alıntının nasıl sonradan üretilip bir kişiye yapıştırılabildiğinin ders kitabı örneğidir; kraliçenin gerçek harcamaları eleştirilebilir, ama bu cümle onun değildir.
Bastille basıldığında içeride kaç mahkûm vardı?
Yedi kişi. Dördü sahtecilikten hükümlü, ikisi akıl sağlığı yerinde olmadığı için tutulan kişiler, biri ise ailesinin isteğiyle kapatılmış bir soyluydu. Yani kalabalığın kurtardığı bir siyasî tutuklu ordusu yoktu. Baskının asıl nedeni de mahkûmlar değildi: halk, kentteki silahlar için barut arıyordu ve Bastille barut deposuydu. Olayın gücü sayılardan değil simgeden geliyordu — kalenin duvarları, kralın kimseye hesap vermeden insan hapsedebilme yetkisini temsil ediyordu. 14 Temmuz'un bayram olması bu simgesel anlam yüzündendir.
Giyotin bir zulüm aracı olarak mı icat edildi?
Tam tersi bir niyetle önerildi. Hekim ve milletvekili Joseph-Ignace Guillotin, 1789'da idamların eşitlenmesini savundu: o güne dek soylular kılıçla başı kesilerek, halktan olanlar asılarak ya da işkenceyle öldürülüyordu. Guillotin, herkes için aynı ve mümkün olduğunca hızlı bir yöntem istedi; makinenin teknik tasarımını cerrah Antoine Louis yaptı. Guillotin'in kendisi ölüm cezasına karşıydı ve adının bu aletle anılmasından ailesi öylesine rahatsız oldu ki sonradan soyadını değiştirdi. Aracın eşitlikçi gerekçeyle doğup Terör'ün simgesine dönüşmesi, devrimin kendi ironilerinden biridir.
Terör Dönemi kaçınılmaz mıydı?
Tarihçiler bu konuda ikiye ayrılır ve tartışma hâlâ sürer. Bir yaklaşım — Georges Lefebvre ve Albert Soboul çizgisi — Terör'ü olağanüstü koşulların ürünü sayar: dış savaş, Vendée'deki iç ayaklanma, kıtlık ve komplo korkusu. Diğer yaklaşım, özellikle François Furet'nin 1970'lerden sonra etkili olan yorumu, şiddetin 1789'un kendi söyleminde — bölünmez bir "halk iradesi" fikrinde — baştan içerildiğini savunur. Bu ayrım yalnızca akademik değildir: devrimlerin şiddete varmasının koşullardan mı yoksa fikirlerden mi kaynaklandığı sorusuna verilen cevabı belirler.
