HükümdarYakın Çağ

Kraliçe Victoria

Yaşadığı Dönem1819–1901
Doğum YeriLondra
AlanDevlet Yönetimi
Kraliçe Victoria'nın taç giyme portresi, George Hayter.

Tablo, 1838Kraliçe Victoria'nın taç giyme portresi, George Hayter.George Hayter, Wikimedia Commons (Public Domain)

İçindekiler

Genel Bakış

Kraliçe Victoria, 1837'den 1901'deki ölümüne kadar 63 yıl 7 ay süren -kendisinden önceki hiçbir İngiliz hükümdarının erişemediği- bir saltanat sürdü ve adını döneme verdi: "Viktorya Çağı". Tahta çıktığında henüz on sekiz yaşında, tecrübesiz bir prensesken; öldüğünde Britanya İmparatorluğu'nun dünya nüfusunun dörtte birini ve kara yüzeyinin dörtte birini kapsayan, tarihin en geniş imparatorluğuna dönüşmüş bir devletin başındaydı. Saltanatı, anayasal monarşinin modern biçimini alışı, sanayi devriminin doruğu, imparatorluğun küresel zirvesi ve -kişisel olarak- kırk yılı aşan bir yas dönemiyle iç içe geçti. Victoria'nın hayatı, saray içindeki katı denetimden beklenmedik bir taht çıkışına, tutkulu bir evlilikten derin bir yasa, ardından da tartışmalı yakın dostluklara uzanan iniş çıkışlı bir kişisel öyküyle, dönemin resmi tarihinin ötesinde insani bir katman da taşır.

Kaynaklar:

Erken Yaşam ve Beklenmedik Taht

Victoria, Galler Prensi (sonradan IV. William) ve kardeşlerinin meşru erkek varis bırakmadan ölmesi üzerine, babası Kent Dükü Edward'ın tek çocuğu olarak tahtın beklenmedik varisi haline geldi. Annesi Kent Düşesi ve danışmanı Sör John Conroy'un uyguladığı katı "Kensington Sistemi" ile büyütüldü -Victoria neredeyse hiç yalnız bırakılmadı, merdivenlerde bile bir yetişkinin elinden tutması istendi- bu aşırı denetim, genç kraliçede yaşam boyu sürecek bir bağımsızlık arzusu ve anneannesine karşı derin bir güvensizlik bıraktı. Annesinin danışmanı Conroy'un asıl hesabı, Victoria'nın reşit olmadan (18 yaşından önce) tahta çıkmasını sağlayıp kendisinin fiilen yönettiği bir naiplik (regency) dönemi kurmaktı; bu yüzden Victoria'yı bir naiplik belgesi imzalamaya ikna etmeye çalıştılar, ancak kraliçe adayı bu baskıya direndi ve 20 Haziran 1837'de, amcası IV. William'ın ölümüyle tam on sekiz yaşını doldurduktan bir ay sonra tahta çıktığında naipliğe hiç gerek kalmadı. Tahta çıktığında ilk icraatlarından biri, artık kendi başına, annesinden ayrı bir yatak odasında uyuma talebi oldu.

Kaynaklar: [1]

Lady Flora Hastings Skandalı

Tahta çıkışından yalnızca iki yıl sonra, 1839'da genç kraliçe ciddi bir itibar krizi yaşadı: annesinin nedimesi Lady Flora Hastings'in şişen karnını gebelik belirtisi sanan Victoria, bunu -hâlâ nefret ettiği- Conroy'la bir ilişkinin kanıtı olarak yorumladı ve söylentiyi günlüğüne açıkça yazdı; söylenti saraydan sızınca Lady Flora saray doktorlarınca aşağılayıcı bir muayeneye zorlandı. Kısa süre sonra Lady Flora'nın aslında bir karaciğer tümöründen öldüğü anlaşılınca, kamuoyu genç kraliçeyi acımasızlıkla suçladı; Conroy ve Hastings ailesi bu olayı basında Victoria ve saray doktoruna karşı bir kampanyaya dönüştürdü ve kraliçe halka açık yerlerde ilk kez yuhalandı. Bu erken skandal, Victoria'nın kamuoyu algısını yönetmede henüz ne kadar tecrübesiz olduğunu gösteren, saltanatının literatürde sıkça atlanan ama tarihçilerin "genç kraliçenin ilk ciddi siyasi hatası" olarak andığı bir dönemeç oldu.

Kaynaklar: [5]

Albert ile Evlilik: Bir Ortaklık

Victoria, 1840'ta kuzeni Saxe-Coburg ve Gotha Prensi Albert ile evlendi; bu birliktelik yalnızca bir hanedan evliliği değil, Albert'in kraliyet işlerinde giderek artan bir siyasi ve entelektüel ortak haline geldiği gerçek bir çalışma ortaklığına dönüştü. Albert, 1851 Büyük Sergisi'nin (Crystal Palace) baş mimarı olarak sanayi ve bilimi kraliyet prestijiyle birleştirdi, sarayın mali işlerini düzene soktu ve Victoria'nın siyasi yazışmalarını sistemli biçimde düzenleyen bir sekretarya kurdu; çift dokuz çocuk sahibi oldu ve bu geniş aile, Avrupa'nın hemen her hanedanıyla evlilik bağları kurarak Victoria'ya sonradan "Avrupa'nın Büyükannesi" lakabını kazandırdı.

Kaynaklar:

Albert'in Ölümü ve Kırk Yıllık Yas

Albert'in Aralık 1861'de -muhtemelen tifo nedeniyle- kırk iki yaşında beklenmedik ölümü, Victoria'yı yıkıma uğrattı; kraliçe kalan yaşamının kırk yılı boyunca siyah giyindi ve kamusal yaşamdan neredeyse tamamen çekildi. 1860'ların sonlarına kadar nadiren halkın önüne çıktı, parlamentoyu açmayı reddetti ve bu uzun inziva dönemi -"Windsor'un Dul Kadını" olarak alaycı biçimde anıldığı yıllar- İngiltere'de ciddi bir cumhuriyetçi hareketin güçlenmesine yol açtı; monarşinin kamusal görünürlük karşılığında meşruiyet kazandığı bir sistemde, görünmeyen bir kraliçenin "parasının karşılığını vermediği" eleştirisi yaygınlaştı. Bu dönemde İskoç uşağı John Brown ile kurduğu alışılmadık derecede yakın ve gayriresmi ilişki -bazı saray çevrelerince "Bayan Brown" diye alay konusu edilecek kadar- hem oğlu VII. Edward'ı hem sarayı rahatsız etti; ilişkinin gerçek doğası hâlâ tarihçiler arasında tartışmalıdır.

Kaynaklar: [3]

"Munshi" Abdul Karim ve Saray Skandalı

1887'de, Albert'in ölümünden yıllar sonra hayatına giren bir başka yakın isim, genç Hintli hizmetkâr Abdul Karim oldu; Victoria ona "Munshi" (öğretmen) unvanını verdi, Urduca dersleri aldı ve saltanatının son on dört yılında ona neredeyse annelik sevgisi besledi. Saray erkânı bu yakınlıktan derinden rahatsızdı -kraliçenin "Munshi konusunda aklını kaçırdığı" yönünde söylentiler yayıldı- ancak Victoria, çevresindekileri açıkça ırkçılıkla suçlayarak Karim'i koruma altına aldı. Victoria'nın 1901'de ölürken cenazesinde Karim'in en yakın yas tutanlar arasında yer almasını vasiyet etmesine rağmen, halefi VII. Edward tahta çıkar çıkmaz Karim'i İngiltere'den Hindistan'a geri gönderdi ve muhafızlar göndererek kraliçenin ona yazdığı tüm mektupları toplatıp yaktırdı.

Kaynaklar: [2]

Anayasal Monarşi: Siyasi Rolü

Victoria'nın saltanatı, İngiliz monarşisinin doğrudan siyasi güçten sembolik ve törensel bir role kesin biçimde geçişine tanıklık etti; kraliçe bakanlarını "danışma, teşvik etme ve uyarma hakkını" kullandı ama anayasal olarak parlamentonun ve Başbakan'ın kararlarına bağlı kaldı. Bununla birlikte Victoria, Muhafazakâr Benjamin Disraeli'ye duyduğu belirgin kişisel sempati ile Liberal William Gladstone'a duyduğu açık antipati arasında hiçbir zaman tarafsız kalmadı -Gladstone için özel olarak "beni sanki halka bir konuşma yapıyormuş gibi görüyor" diye şikâyet ettiği bilinir; Disraeli'nin 1876'da kendisine "Hindistan İmparatoriçesi" unvanını kazandırması, bu kişisel yakınlığın en somut siyasi karşılığı oldu. Victoria'nın hükümdarlar arasında bu denli belirgin siyasi tercihler taşıması, kraliyetin "tarafsız" olması gerektiği yönündeki anayasal ilkeyle sürekli bir gerilim içindeydi; ancak bakanlarını görevden alma ya da atama gücünü hiçbir zaman fiilen kullanmayarak, kişisel tercihlerini kurumsal sınırların içinde tutmayı başardı.

Kaynaklar:

İmparatorluğun Zirvesi

Victoria döneminde Britanya İmparatorluğu, Hindistan'dan Avustralya'ya, Kanada'dan Güney Afrika'ya uzanan, dünya nüfusunun yaklaşık dörtte birini yönetiminde bulunduran "üzerinde güneş batmayan imparatorluk" haline geldi; sanayi devriminin getirdiği demiryolu, telgraf ve buharlı gemi teknolojileri bu küresel ağı mümkün kıldı. Aynı dönemde İngiltere'nin içinde oy hakkının kademeli olarak genişlemesi, çocuk işçiliğine kısıtlamalar getiren fabrika yasaları ve kamu sağlığı reformları da hayata geçti; ancak bu refah ve reform, sömürgelerdeki -özellikle 1857 Hindistan Ayaklanması sonrası doğrudan Kraliyet yönetimine geçişle simgelenen- sert kolonyal tahakkümle aynı çağda var oldu. Victoria'nın kendisi Hindistan'a hiç ayak basmamasına rağmen, ülkeye derin bir merak besledi; Urduca öğrenmesi ve Abdul Karim'le kurduğu yakın ilişki de kısmen bu merakın bir uzantısıydı, ancak bu kişisel ilgi, imparatorluğun Hindistan'daki fiilen sömürgeci yönetim pratiklerini hiçbir zaman gerçek anlamda değiştirmedi.

Kaynaklar:

Tartışma: "Viktoryen Değerler" Bir Efsane mi?

Popüler hafızada "Viktoryen" sözcüğü genellikle katı ahlakçılık, cinsel bastırma ve ikiyüzlü bir görgü kuralları düzeniyle özdeşleştirilir; ancak tarihçi Matthew Sweet gibi araştırmacılar bu imgenin büyük ölçüde sonradan inşa edilmiş bir efsane olduğunu savunur -1839 tarihli bir İngiliz kaptanın günlüğündeki alaycı bir anekdotun zamanla "tarihsel gerçek" olarak tekrarlanmasıyla yayıldığını gösterirler. Tarihçi Michael Mason ve Peter Gay gibi isimler, dönemin özel yazışmalarında ve hayatta kalan geniş bir erotik edebiyat külliyatında, kamusal görgü kuralları ile özel yaşam arasında keskin bir ayrım olduğunu; Viktoryenlerin modern sanıldığından çok daha az ikiyüzlü, yalnızca kamusal alanda daha ölçülü olduklarını ileri sürer. Bu tartışma hâlâ kapanmamıştır: bazı tarihçiler dönemin toplumsal baskısının gerçekliğini (özellikle kadınlar için) vurgularken, diğerleri bunun abartıldığını savunur.

Kaynaklar: [4]

Elmas Jübile ve Ölüm

1897'deki Elmas Jübile -tahta çıkışının altmışıncı yılı- Londra sokaklarında muazzam kutlamalara sahne oldu ve imparatorluğun dört bir yanından gelen sömürge birlikleri geçit törenine katıldı; bu gösteri, Victoria'nın saltanatının kamuoyu nezdinde en yüksek popülerlik noktasını temsil etti. Kraliçe, 22 Ocak 1901'de Wight Adası'ndaki Osborne House'da, seksen bir yaşında hayatını kaybetti; ölümüyle, 1714'ten beri süren Hannover Hanedanı sona erdi ve tahta oğlu VII. Edward'la birlikte Saxe-Coburg-Gotha Hanedanı geçti.

Kaynaklar:

Miras

Victoria'nın altmış üç yılı aşan saltanatı, İngiliz monarşisinin modern, sembolik anayasal biçimini kalıcı olarak sağlamlaştırdı ve adını sanayi, imparatorluk ve toplumsal dönüşümün iç içe geçtiği bir çağa verdi. Dokuz çocuğu ve kırktan fazla torunuyla neredeyse tüm Avrupa hanedanlarına akraba olması, I. Dünya Savaşı'na kadar kıtanın kraliyet ailelerini birbirine bağlayan bir ağ kurdu -bu yüzden bazı tarihçiler onu, ironik biçimde, yirminci yüzyılın başındaki Avrupa krizinin uzak akraba hükümdarları arasında da bir figür olarak anar. Bugün adını taşıyan Victoria eyaleti (Avustralya), Victoria gölü ve sayısız cadde ve kurum, imparatorluğun küresel izinin somut hatırlatıcıları olarak durur. Elizabeth II'nin 2015'te onu geçmesine kadar, Victoria yaklaşık 114 yıl boyunca İngiliz tarihinin en uzun süre tahtta kalan hükümdarı unvanını taşıdı.

Kaynaklar:

Kaynaklar ve ileri okuma

Numaralı kaynaklar, bağlantı verilen bölümlerdeki açıklamaları destekler; diğer bağlantılar ileri okuma içindir.

  1. Britannica — "Queen Victoria"

    Erken yaşam, tahta çıkış, Kensington Sistemi.

  2. Wikipedia — "Abdul Karim (the Munshi)"

    Munshi Abdul Karim ilişkisi ve VII. Edward'ın mektupları yaktırması.

  3. Wikipedia — "John Brown (servant)"

    İnziva dönemi, John Brown ilişkisi, cumhuriyetçi hareket.

  4. History News Network — "Where Did the Myth of the Victorian Prude Come From?"

    "Viktoryen değerler" tartışması, Matthew Sweet'in araştırması.

  5. Wikipedia — "Lady Flora Hastings"

    1839 skandalı ve kamuoyu tepkisi.

Sık Sorulan Sorular

Victoria'nın "Avrupa'nın Büyükannesi" lakabı nereden geliyor?

Victoria ve Albert'in dokuz çocuğu, Almanya'dan Rusya'ya, İspanya'dan Yunanistan'a kadar neredeyse tüm Avrupa hanedanlarıyla evlendi; torunları arasında Alman İmparatoru II. Wilhelm ve Rusya Çariçesi Alexandra da vardı. Bu geniş akrabalık ağı, I. Dünya Savaşı'nda birbirine karşı savaşan hükümdarların çoğunun Victoria'nın torunları olması gibi tarihsel bir ironiye de yol açtı.

Victoria gerçekten hiç gülümsemez miydi?

Kraliçenin "Bizi eğlendirmiyoruz" (We are not amused) sözü ona atfedilen en ünlü replik olsa da, bu sözün gerçekten söylendiğine dair çağdaş bir kanıt yoktur -ilk kez ölümünden yıllar sonra bir anı kitabında geçer. Özel mektupları ve günlükleri, kraliçenin özellikle torunlarıyla ve yakın çevresiyle sık sık kahkaha attığını, halk imajının aksine oldukça esprili bir kişiliğe sahip olduğunu gösterir.

Victoria'nın hemofili geni İngiliz tahtına nasıl bulaştı?

Victoria, muhtemelen kendiliğinden oluşan bir gen mutasyonu taşıyordu ve bu, oğlu Prens Leopold'un hemofiliden erken yaşta ölmesine, kızları aracılığıyla ise hastalığın Rusya, İspanya ve Almanya kraliyet ailelerine taşınmasına yol açtı. Rusya'da bu genin Çariçe Alexandra'nın oğlu Aleksey'e geçmesi, Rasputin'in saraydaki nüfuzunu ve dolaylı olarak 1917 Rus Devrimi'nin arka planını etkileyen faktörlerden biri olarak kabul edilir.