SavaşOrta Çağ

Yüzyıl Savaşları

Tarih1337–1453 (116 yıl)
Taraflarİngiltere Krallığı – Fransa Krallığı
SonuçFransız Zaferi
Dante Gabriel Rossetti'nin 'Jehane la Pucelle' (Jeanne d'Arc) tablosu; sanatçının ölümünden birkaç gün önce tamamladığı son eseri. Fitzwilliam Müzesi, Cambridge.

Tarihi tablo (1882)Dante Gabriel Rossetti'nin 'Jehane la Pucelle' (Jeanne d'Arc) tablosu; sanatçının ölümünden birkaç gün önce tamamladığı son eseri. Fitzwilliam Müzesi, Cambridge.Dante Gabriel Rossetti, Wikimedia Commons (Kamu malı)

İçindekiler

Genel Bakış

Yüzyıl Savaşları, 1337-1453 arasında İngiltere ve Fransa krallıkları arasında -aralıklı ateşkeslerle- 116 yıl süren; Fransız tahtı üzerindeki veraset iddialarından doğan ve nihayetinde Fransız zaferiyle sonuçlanan, Avrupa'nın en uzun süreli çatışmalarından biridir. Savaş tek bir kesintisiz mücadele değil, aralarında uzun ateşkes dönemleri bulunan ayrı büyük dalgalardan oluşur; bu madde özellikle savaşın büyük meydan muharebelerine, hukuki gerekçesine ve Jeanne d'Arc'ın rolüne odaklanır.

Kaynaklar: [1]

Sebepleri: Taht Veraseti ve Salik Kanunu

1328'de Fransız Kral IV. Charles erkek varis bırakmadan öldüğünde, Capet hanedanının doğrudan erkek soyu tükenmiş oldu. İngiltere Kralı III. Edward, annesi İzabella'nın (IV. Charles'ın kız kardeşi) üzerinden Fransız tahtına en yakın erkek torun olduğunu ileri sürdü. Fransız soylu meclisi bu iddiayı, Frank döneminden kalma ve o güne dek pek uygulanmamış 'Salik Kanunu'na dayanarak reddetti; kanun tahtın kadın soyu üzerinden aktarılamayacağını öngörüyordu — mahkemenin gerekçesi özetle 'bir kadın kendisinde bulunmayan bir hakkı devredemez' ilkesiydi. Tahtı bunun yerine, Capet'lerin erkek soydan en yakın akrabası Valois Kontu Philip aldı (VI. Philip). Edward başlangıçta bu kararı kabul edip Philip'e bağlılık yemini etti, ancak 1337'de Philip'in Gaskonya'daki İngiliz topraklarına el koymasıyla ilişkiler koptu ve Edward kendini 'Fransa Kralı' ilan ederek savaşı başlattı. Veraset iddiası büyük ölçüde bir gerekçeydi; asıl anlaşmazlık Fransa içindeki zengin Gaskonya (Akitanya) Dükalığı'nın kontrolü ve Flandre'nin yün ticareti üzerindeydi.

Kaynaklar: [1]

Crécy ve Poitiers: İngiliz Üstünlüğü

Savaşın ilk on yılında İngiliz ordusu, özellikle uzun yay (longbow) okçularının etkinliğiyle art arda büyük zaferler kazandı. 26 Ağustos 1346'daki Crécy Savaşı'nda III. Edward'ın komutasındaki İngiliz ordusu, sayıca daha kalabalık bir Fransız şövalye ordusunu, okçularını tepelik bir arazide savunma pozisyonunda konuşlandırarak bozguna uğrattı; İngiliz okçuları, Fransız ağır süvarisinin art arda düzensiz hücumlarını daha atlar mesafeye ulaşamadan yoğun ok yağmuruyla kırdı. On yıl sonra, 19 Eylül 1356'daki Poitiers Savaşı'nda III. Edward'ın oğlu 'Kara Prens' Edward, benzer taktiklerle çok daha büyük bir Fransız ordusunu yendi ve bizzat Fransız Kralı II. Jean'i (İyi Jean) esir aldı — ortaçağ Avrupası'nda bir kralın savaş meydanında esir düşmesi son derece nadir bir olaydı. Jean, Londra'da yıllarca lüks bir tutsaklık yaşadı; serbest bırakılma fidyesi üç milyon altın écu gibi devasa bir miktara ulaştı ve bu yük Fransız hazinesini uzun süre sarstı.

Kaynaklar: [1]

Brétigny Antlaşması ve Fransız Toparlanması

1360'taki Brétigny Antlaşması, savaşın ilk büyük barış girişimiydi: Edward, Fransız tahtı üzerindeki iddiasından vazgeçmek karşılığında Akitanya başta olmak üzere Fransa topraklarının yaklaşık üçte birini tam egemenlik altında aldı. Ancak barış on yıldan az sürdü; 1369'da tahta çıkan V. Charles, yetenekli komutanı Bertrand du Guesclin'in önderliğinde -büyük meydan muharebelerinden kaçınıp küçük çaplı baskın ve kuşatmalarla İngiliz garnizonlarını tek tek yıpratan bir strateji izleyerek- kaybedilen toprakların büyük bölümünü geri aldı. 1380'de V. Charles öldüğünde İngilizlerin kıta üzerindeki varlığı Calais ve Akitanya kıyısındaki birkaç limana sıkışmıştı; bu başarı büyük ölçüde du Guesclin'in doğrudan meydan savaşından kaçınan sabırlı taktiğine bağlanır.

Kaynaklar: [1]

Agincourt (1415): Çamur, Kazıklar ve Uzun Yay

Savaşın en tek taraflı sonuçlanan çarpışması, 25 Ekim 1415'teki Agincourt Savaşı'ydı. Fransa'daki iç çekişmelerden (Armagnac-Burgonya rekabeti) yararlanan İngiltere Kralı V. Henry, büyük çoğunluğu okçu olan bir orduyla Normandiya'ya çıktı; karşısına çok daha kalabalık, ağır zırhlı şövalyelerin ağırlıkta olduğu bir Fransız ordusu çıktı. Önceki günün şiddetli yağmuru yeni sürülmüş tarlayı derin bir çamur deryasına çevirmişti; dar ve iki yanı ormanlık bir alana sıkışan Fransız süvarisi ağır zırhları içinde çamurda adım atmakta zorlanırken, İngiliz okçuları önceden yere açılı biçimde çaktıkları sivri kazıklarla süvari hücumunu daha da güçleştirdi. Binlerce ok, ilerlemekte zorlanan Fransız hatlarını dağıttı; öne çıkan Fransız birlikleri kendi geride kalan birlikleriyle sıkışıp çamura düşünce kalkamaz hale geldi. Savaş sonunda tahminen 6.000 Fransız asker öldü -aralarında 3 dük ve 90'ı aşkın büyük lord da vardı- ve Fransız asilzadelerinin bir kuşağı neredeyse yok oldu; İngiliz kayıpları birkaç yüzü geçmedi. Henry, savaşın ortasında elindeki esir sayısının kendi ordusundan fazla olduğunu ve yeni bir Fransız saldırısı ihtimalini fark edince, çoğu esirin öldürülmesini emretti.

Kaynaklar: [2]

Troyes Antlaşması: İki Taç Bir Kral mı?

Agincourt'un ardından Henry, Fransa'yı adım adım işgal etmeyi sürdürdü ve 1420'de -Fransız iç savaşından yararlanarak- Troyes Antlaşması'nı dayattı. Bu antlaşmaya göre zihinsel rahatsızlığıyla bilinen Fransız Kralı VI. Charles, Henry'yi kendi öz oğlu Veliaht Charles'ın (sonradan VII. Charles) yerine varisi ilan ediyor, Henry de kızı Catherine ile evleniyordu; amaç iki tacı -İngiltere ve Fransa'yı- tek bir hanedanda birleştirmekti. Ancak plan, 1422'de hem VI. Charles hem de -yalnızca otuz beş yaşında, muhtemelen dizanteriden- Henry'nin art arda ölmesiyle sekteye uğradı; Henry'nin bebek oğlu VI. Henry teoride hem İngiltere hem Fransa kralı ilan edildiyse de, tahttan mahrum bırakılan Veliaht Charles, Loire Nehri güneyindeki topraklarda kendi otoritesini sürdürmeyi bırakmadı. İki taçlı krallık fikri, on yıl kadar sonra Jeanne d'Arc'ın öncülüğünde fiilen çökecekti.

Kaynaklar: [1]

Jeanne d'Arc ve Orléans Kuşatması

Savaşın en dönüştürücü anı, 1429'da 17 yaşındaki köylü kızı Jeanne d'Arc'ın, ilahi bir görev aldığına inanarak Fransız Veliaht Prensi'ni Orléans kuşatmasını kaldırmaya ve tahta çıkmaya ikna etmesiyle geldi; Jeanne'ın liderliğindeki Fransız kuvvetleri, aylardır süren kuşatmayı yalnızca dokuz günde kırdı ve savaşın gidişatını Fransa'nın lehine çevirdi. Charles, kısa süre sonra Reims Katedrali'nde -geleneksel Fransız kral taç giyme töreni mekânında- taç giyerek VII. Charles unvanını aldı; bu, Jeanne'ın stratejik olduğu kadar simgesel önem taşıyan bir zaferiydi. Mayıs 1430'da Compiègne kuşatması sırasında Burgonyalı askerlerce ele geçirilen Jeanne, birkaç ay sonra İngilizlere satıldı ve 1431'de Rouen'de kilise mahkemesinde 'büyücülük' ve dini otoriteyi tanımama suçlamasıyla diri diri yakılarak idam edildi; ancak yarattığı milliyetçi coşku Fransız direnişini güçlendirmeyi sürdürdü.

Kaynaklar: [1] [4]

Tartışma: Agincourt'ta Esirlerin Katledilmesi Savaş Hukukuna Aykırı mıydı?

Henry'nin Agincourt'ta verdiği esir öldürme emri, tarihçiler arasında hâlâ tartışılan bir konudur. Bazı çağdaş vakayinameciler bunu, savaş meydanında beklenmedik bir Fransız karşı saldırısı tehdidine karşı alınmış zorunlu bir askeri önlem olarak sunar: elindeki esir sayısı kendi askerlerinden fazlaydı ve bunları gözetim altında tutacak yeterli adam yoktu. Askeri tarihçi John Keegan gibi bazı yorumcular ise emrin amacının yalnızca can güvenliği değil, doğrudan terör yaratmak olduğunu öne sürer. Dönemin 'savaş hukuku' (law of arms) geleneğine göre, fidye karşılığı serbest bırakılması beklenen esir soyluların katledilmesi normalde ağır bir ihlal sayılırdı; Henry'nin emri bu yüzden hem dönemin bazı çağdaşlarınca hem de sonraki tarihçilerce eleştirilmiştir. Kesin ölü sayısı da tartışmalıdır; kaynaklar birkaç yüzle birkaç bin arasında değişen rakamlar verir.

Kaynaklar: [2]

Castillon ve Savaşın Sonu

Fransız toparlanması Jeanne'ın ölümünden sonra da sürdü; 1450'lerde VII. Charles'ın orduları İngiliz kontrolündeki Normandiya ve Akitanya'yı sistematik biçimde geri aldı. Savaşın son büyük çarpışması, 17 Temmuz 1453'teki Castillon Savaşı'ydı ve bu kez belirleyici olan şövalye süvarisi değil topçuydu. Fransız komutan Jean Bureau, yaklaşık 300 topla donatılmış, hendek ve toprak siperlerle güçlendirilmiş tahkimli bir kamp kurdu. Akitanya'yı geri almaya çalışan yaşlı İngiliz komutan John Talbot, kampa aceleyle ve yeterli keşif yapmadan saldırdı; atı bir gülle isabetiyle öldürülünce yere düşen Talbot, bir Fransız okçu tarafından baltayla öldürüldü. İngiliz ordusu ağır kayıplar vererek dağıldı (tahminen 4.000 ölü/esire karşı Fransız tarafında yalnızca yüz civarı kayıp); bu yenilgiyle İngiltere, Calais limanı dışında Fransa'daki tüm topraklarını kaybetti ve savaş fiilen sona erdi (resmi bir barış antlaşması hiçbir zaman imzalanmadı).

Kaynaklar: [3]

Tartışma: Jeanne d'Arc'ın 1431 Yargılaması ile 1456 Beraati

Jeanne d'Arc'ın 1431'deki idamı, hukuki açıdan da tartışmalıydı. Piskopos Pierre Cauchon başkanlığındaki mahkeme İngiliz yanlısıydı ve yargılama sürecinde -kilise hukukuna göre gerekli olan- savunma avukatı atanmaması, kadın kıyafeti giymesinin tuzağa düşürülerek 'nüksetme' sayılması gibi usul ihlalleri içeriyordu. Jeanne'ın annesi Isabelle Romée ve artık kral olan VII. Charles'ın siyasi baskısıyla, Papa III. Callixtus davanın yeniden görülmesini onayladı; 7 Temmuz 1456'da toplanan bir kilise mahkemesi, ilk yargılamayı 'hile ve usul hatalarıyla kirlenmiş' bularak kararı iptal etti ve Jeanne'ı masum ilan etti. Bu 'iptal davası' (procès en nullité), yalnızca hukuki bir düzeltme değil, VII. Charles'ın tahtının meşruiyetini -büyük ölçüde Jeanne'ın desteğiyle kazanılmıştı- güvence altına almayı da amaçlıyordu. Jeanne, çok daha sonra, 1909'da mutlu sayılanlar arasına, 1920'de ise azizeler arasına katıldı.

Kaynaklar: [4]

Tarihsel Önemi ve Miras

Yüzyıl Savaşları, hem İngiltere hem Fransa'da merkezi krallık otoritesinin güçlenmesine ve modern ulusal kimlik bilincinin doğmasına katkıda bulundu; Jeanne d'Arc, Fransız millî kimliğinin en kalıcı sembollerinden biri haline geldi. Savaş sırasında top ve barutlu silahların artan kullanımı -Castillon'da olduğu gibi- ortaçağ şövalye savaşının sonunu da hazırladı; feodal beylerin kendi silahlı adamlarıyla savaşa katılması yerine, krallar giderek daha kalıcı, maaşlı ve merkezi ordulara yöneldi. İngiltere'de savaşın kaybedilmesi, kıta üzerindeki toprak iddialarının fiilen sona ermesi anlamına geldi; kraliyetin dikkatinin -bir kuşak sonra patlak verecek Güller Savaşı bir yana- zamanla denizaşırı yönlere kaymasında da bu kaybın payı vardır.

Kaynaklar: [1]

Kaynaklar ve ileri okuma

Numaralı kaynaklar, bağlantı verilen bölümlerdeki açıklamaları destekler; diğer bağlantılar ileri okuma içindir.

  1. Wikipedia (İngilizce) — Hundred Years' War

    Genel kronoloji, Salik Kanunu, Brétigny ve Troyes antlaşmaları. Üçüncül kaynaktır.

  2. Wikipedia (İngilizce) — Battle of Agincourt

    Asker sayıları, arazi koşulları, esirlerin öldürülmesi kararı ve kayıp rakamları.

  3. Wikipedia (İngilizce) — Battle of Castillon

    Jean Bureau'nun topçu taktiği, John Talbot'un ölümü, savaşın sonu.

  4. Wikipedia (İngilizce) — Joan of Arc

    Yargılanma, idam, 1456 iptal davası ve azizlik süreci.

  5. History Hit — Crossbow vs Longbow in Medieval Warfare

    Uzun yay ve arbalet arasındaki atış hızı ve eğitim süresi karşılaştırması.

  6. Stuart Ellis-Gorman (tarihçi) — What's in a Name: Defining the Hundred Years War

    'Yüzyıl Savaşları' adının 19. yüzyılda Fransız tarihçilerce ortaya atıldığına dair tarihyazımı notu.

Sık Sorulan Sorular

Yüzyıl Savaşları'nın üç evresi nelerdi?

Savaş kesintisiz sürmedi; tarihçiler onu üç ana evreye ayırır: Crécy ve Poitiers'i içeren ve Brétigny Antlaşması'yla biten 'Edwardyen evre' (1337-1360), du Guesclin'in Fransız topraklarını geri aldığı 'Karolenj evresi' (1369-1389) ve Agincourt'la başlayıp Castillon'la biten 'Lancaster evresi' (1415-1453). Bu evreler arasında dokuz yıllık (1360-1369) ve yaklaşık yirmi altı yıllık (1389-1415) uzun ateşkes dönemleri vardı; yani savaşın 116 yıllık süresinin önemli bir kısmında fiilen çatışma yaşanmıyordu.

'Yüzyıl Savaşları' adı dönemin insanları tarafından mı kullanılıyordu?

Hayır. Bu isim, çatışmaya bizzat tanık olan hiç kimse tarafından kullanılmadı; 19. yüzyılda Fransız tarihçilerin ('la guerre de Cent Ans') ortaya attığı ve oradan tüm Avrupa'ya yayılan geriye dönük bir tarihyazımı terimidir. Dönemin insanları yaşadıkları çatışmayı büyük olasılıkla ayrı ayrı savaşlar ve seferler olarak deneyimliyordu; üstelik 'yüz yıl' ifadesi de gerçek süreye (116 yıl) tam olarak uymuyor ve aralarda onlarca yıllık barış dönemleri de vardı.

İngiliz uzun yayının Fransız arbaletine karşı asıl avantajı neydi?

Atış hızıydı: eğitimli bir uzun yay okçusu dakikada yaklaşık altı ok atabilirken, bir arbaletçi aynı sürede yalnızca üç dört ok atabiliyordu. Ancak bu üstünlüğün bedeli eğitimdi — arbalet birkaç saatlik eğitimle etkili kullanılabilirken, uzun yayı gerektiği güçle ve doğrulukla çekebilmek çocukluktan itibaren yıllarca süren bir alıştırma gerektiriyordu; bu yüzden İngiltere'de okçuluk uygulaması yasayla teşvik edildi. 14. yüzyılın ikinci yarısına kadar uzun yay ayrıca menzil bakımından da üstündü.