KağanlıkOrta Çağ

Uygur Kağanlığı

DönemMS 744 – 1209
BölgeMoğolistan, sonra Doğu Türkistan (Turfan-Kaşgar)
BaşkentOrdu-Balık, sonra Turfan/Beşbalık
Bezeklik Bin Buda Mağaraları, Turfan.

FotoğrafBezeklik Bin Buda Mağaraları, Turfan.David Stanley from Nanaimo, Canada, Wikimedia Commons (CC BY 2.0)

İçindekiler

Genel Bakış

Uygur Kağanlığı, 744'te Göktürk Kağanlığı'nı yıkan Basmıl-Karluk-Uygur ittifakının ardından Uygurların önderliğinde Moğolistan'da kurulan ve göçebe Türk geleneğinden yerleşik şehir kültürüne geçişin en erken örneklerinden birini sunan devlettir. Tang Çin'i ile kurduğu askeri ittifak, 763'te devlet dini olarak benimsediği Maniheizm ve 840'ta Kırgız istilasıyla yıkılışının ardından Turfan ve Kaşgar bölgesinde varlığını sürdüren halef devletiyle Uygur Kağanlığı, Orta Asya tarihinin hem askeri hem kültürel açıdan en özgün dönemeçlerinden birini oluşturur. Yaklaşık bir asır süren hâkimiyeti boyunca kağanlık, göçebe bir bozkır devletinin ne ölçüde yerleşik bir siyasi ve dini kimlik geliştirebileceğinin de erken bir sınamasını sunmuştur.

Kaynaklar:

Kuruluş: Göktürk'ün Yıkılışı ve Ordu-Balık

744'te Bilge Kağan soyundan gelen Kutluk Bilge Kül Kağan, Basmıl ve Karluk boylarıyla kurduğu ittifakla son Göktürk kağanını yenerek kağanlığını ilan etti ve başkent olarak Orhun Nehri kıyısında Ordu-Balık'ı (Karabalgasun) inşa ettirdi; bu şehir, göçebe Türk geleneğinde nadir görülen kalıcı, surla çevrili bir başkent olması bakımından döneminin diğer bozkır devletlerinden ayrılıyordu. Kutluk Bilge Kül Kağan'ın ardılları, kısa sürede kağanlığı Moğolistan bozkırlarının en güçlü siyasi otoritesi haline getirdi.

Kaynaklar: [1]

An Lushan İsyanı ve Atlı-İpek Ticareti

755-763 arasında Tang Çin'ini neredeyse yıkılma noktasına getiren An Lushan İsyanı sırasında İmparator Suzong, 756'da yardım için Uygur hükümdarı Bayançur Kağan'a başvurdu; Bayançur'un gönderdiği yaklaşık dört bin Uygur atlısı 757'de Çin başkentleri Çhang'an ve Luoyang'ın Tang kuvvetlerince geri alınmasında belirleyici rol oynadı. Bu askeri yardımın bedeli olarak yeniden düzenlenen ticaret şartlarında Uygurlar, Tang'a yılda yaklaşık 7.500 at satarak karşılığında 300.000 top ipek almaya başladı; at başına ödenen ipek miktarı da geleneksel 25 topdan 40 topa çıkarıldı. Uygurların sık sık düşük kaliteli atlar gönderdiği bilinse de, isyanın yıprattığı ve askeri açıdan zayıflayan Tang sarayı bu dengesiz ticarete itiraz etmeye çekiniyordu; bu da Uygur Kağanlığı'nı, kurtardığı imparatorluğun hazinesini uzun vadede tüketen bir konuma taşıdı. İttifakı perçinlemek için 758'de Tang İmparatoru Suzong, kendi öz kızı Ningguo Prensesi'ni Bayançur Kağan'la evlendirdi; bu, Tang sarayının bir bozkır hükümdarına bu denli yüksek statülü bir prensesi vermesi bakımından istisnai bir diplomatik jestti ve iki hanedan arasında onlarca yıl sürecek bir dizi evlilik ittifakının da başlangıcı oldu. Bu evlilik zincirinin son ve en trajik halkası, 821'de bir başka Uygur kağanıyla evlendirilen Taihe Prensesi'dir; kağanlığın 840'ta yıkılmasının ardından önce Kırgızların, sonra da isyancı bir Uygur birliğinin eline geçen prenses, ancak yıllar süren bir esaret döneminin sonunda Tang başkentine geri dönebilmiştir.

Kaynaklar: [3] [6]

Bögü Kağan ve Maniheizmin Kabulü

İsyanın bastırılması sırasında 762'de Luoyang'ı yeniden ele geçiren Uygur hükümdarı Bögü Kağan, şehirdeki Soğdlu Maniheist rahiplerle karşılaştı ve onlarla üç gün süren bir dini tartışmanın ardından 763'te Maniheizmi kabul ederek bunu kağanlığın resmi dini ilan etti; bu, bir Türk devletinin benimsediği ilk büyük yerleşik din örneğiydi. Kararının ardından Babil'deki (Bağdat yakınlarındaki) Maniheist merkezden üst düzey din adamları kağanlığa gönderildi ve Maniheizm, saray çevresinde hızla kurumsallaştı.

Kaynaklar: [2]

Tartışma: Tartışmalı Bir Din Değişikliği

Bögü Kağan'ın Maniheizm kararı, kağanlık içinde derin bir bölünmeye yol açtı: hükümdarın amcası ve orduların komutanı Tun Bagha Tarkhan, yeni dinin savaş karşıtı öğretilerini ve Bögü'nün Maniheist din adamlarının baskısıyla Tang Çin'ine yeni bir sefer düzenleme planını sert biçimde eleştirerek kağanlığın geleneksel askeri kültüründen uzaklaşmaya karşı çıktı. Bu anlaşmazlık 779-780'de doruğa ulaştı; Tun Bagha Tarkhan bir darbeyle Bögü Kağan'ı ve yakın çevresini öldürterek tahtı ele geçirdi. Tarihçiler bu olayı, göçebe-savaşçı bir devlet geleneğiyle yerleşik-dinsel bir kimliğin benimsenmesi arasındaki gerilimin en çarpıcı örneklerinden biri olarak değerlendirir; Maniheizm darbeden sonra da resmi statüsünü büyük ölçüde korudu, ancak olay kağanlık içindeki siyasi istikrarsızlığın da bir habercisiydi.

Kaynaklar: [2]

Tibet Rekabeti ve Karabalgasun Yazıtı

Uygur Kağanlığı, İpek Yolu'nun Tarım Havzası'ndaki güzergâhlarının denetimi konusunda dönemin diğer büyük gücü Tibet İmparatorluğu ile onlarca yıl süren bir rekabet içindeydi; 790'da kağanlık komutanı Kutluk, Karluk Yabgusu'nun desteklediği Tibet kuvvetlerine karşı savaştı ve bu tür çatışmalar bölgedeki ticaret yollarının denetimini defalarca el değiştirdi. Kağanlığın gücünün zirvesine ulaştığı sekizinci Uygur hükümdarı Baoyi Kağan döneminde (808-821), başkent Ordu-Balık'ta Eski Uygurca, Soğdca ve Çince olmak üzere üç dilde yazılmış Karabalgasun Yazıtı dikildi; yazıt hem hükümdarların askeri başarılarını hem de Maniheizmin resmi kabulünü kayda geçirerek, kağanlığın çok dilli ve çok kültürlü yapısını taşa kazınmış somut bir belge olarak bugüne taşımıştır.

Kaynaklar: [5]

Toplum, Yazı ve Soğd Tüccarları

Uygur toplumu, göçebe hayvancılıktan yerleşik tarım ve şehir ticaretine geçişin öncüsü oldu; İpek Yolu üzerindeki konumları sayesinde Soğd tüccarlarıyla yakın ekonomik ilişkiler kurdu ve Soğd alfabesini kendi dillerine uyarlayarak Uygur alfabesini geliştirdiler -bu alfabe daha sonra Moğol ve Mançu yazı sistemlerinin de temelini oluşturacaktı. Soğdlu tüccarlar, yalnızca ticari ortak değil aynı zamanda kağanlığın idari ve dini danışmanları olarak da görev yaptı; bu yakın ilişki, Maniheizmin kağanlığa girişinde de doğrudan rol oynamıştı. Soğd tüccarları, kağanlığın büyük şehirlerinde kendi mahallelerini ve dini kurumlarını sürdürebiliyordu; bu da Ordu-Balık gibi merkezlerin, tek bir etnik veya dini kimliğe indirgenemeyecek kadar kozmopolit bir ticaret ve inanç mozaiğine sahne olduğunu gösterir.

Kaynaklar:

840 Çöküşü: Kırgız İstilası

839'da Kağan Zhangxin'in kendisine karşı kurulan bir suikast planını bastırıp komplocuları idam ettirmesi, intikam peşindeki bir yetkilinin Şato Türklerini kağanlığa karşı kışkırtmasına yol açtı; art arda gelen bu iç çatışma, aynı döneme denk gelen büyük bir veba salgını ve şiddetli bir kış fırtınasının hayvan sürülerini kırıp geçirmesiyle birleşince kağanlık ciddi biçimde zayıfladı. Bu karışıklıktan yararlanan bir Uygur komutanı, Kırgız Kağanlığı'na sığınıp yardım istedi; yaklaşık yüz bin kişilik bir Kırgız ordusu 840'ta başkent Ordu-Balık'ı ele geçirip yakarak kağanlığın merkezi otoritesine son verdi. Böylece bir asrı aşkın süredir Moğolistan bozkırlarına egemen olan Uygur hâkimiyeti, iç ihanet, doğal afetler ve dış istila gibi birbirini besleyen krizlerin aynı anda üst üste binmesiyle yalnızca birkaç yıl içinde çökmüş oldu; bu ani yıkılış, bozkır imparatorluklarının merkezi otoritesinin göründüğünden çok daha kırılgan olabildiğinin çarpıcı bir örneğidir.

Kaynaklar: [3]

İki Halef Devlet: Ganjou ve Turfan

Kağanlığın çöküşünün ardından Uygur toplulukları üç ayrı yöne dağıldı; bunlardan ikisi kalıcı devletlere dönüştü. Güneybatıya, bugünkü Gansu bölgesine göç eden bir kol, 870-1036 yılları arasında varlığını sürdüren Ganjou Uygur Krallığı'nı kurdu, ancak bu devlet 1036'da Tangutların Batı Xia Krallığı tarafından ortadan kaldırıldı. Daha batıya, Turfan ve Beşbalık çevresine yerleşen diğer kol ise 856-866 civarında "İdikut" unvanıyla anılan Kaoçang (Turfan) Krallığı'nı kurdu; bu devlet çok daha uzun ömürlü oldu ve 1209'da Cengiz Han'a bağlılığını bildirerek Moğol İmparatorluğu'nun bir vasalı haline gelene kadar bağımsızlığını korudu -kağanlığın asıl siyasi mirasının bu ikinci kol üzerinden aktarıldığı kabul edilir. Turfan Krallığı, Moğol vasallığı altında bile kendi hanedanını ve iç özerkliğini büyük ölçüde sürdürerek, bölgedeki Budist-Maniheist kültürel geleneğin on üçüncü yüzyılın ötesine taşınmasını sağlamıştır.

Kaynaklar: [4]

Din ve Kültür: Budizm ve Bezeklik Mağaraları

Turfan'a göçün ardından Maniheizmin yanı sıra Budizm de Uygur toplulukları arasında hızla yaygınlaştı ve zamanla baskın din haline geldi; bölgedeki Bezeklik gibi kaya oyma mağara tapınakları, duvarlarını süsleyen fresklerle Budist ve Maniheist sanatın Orta Asya'daki en zengin örnekleri arasında yer alır; bu mağaralarda hem yerel Uygur hem de İran ve Hint kökenli sanatsal üsluplar iç içe geçmiş biçimde bulunur. Turfan ve Beşbalık gibi vahalarda gelişen sulama tarımı, kuru ve sıcak iklimde bile verimli tarımı mümkün kılarken, şehirlerde tüccarlar, keşişler ve zanaatkârlar İpek Yolu'nun bu kesimindeki canlı ticaretin parçası oldu.

Kaynaklar:

Miras

Uygur alfabesi, Moğol ve Mançu yazı sistemlerinin temelini oluşturarak Orta Asya yazı tarihinde kalıcı bir miras bıraktı; Turfan bölgesindeki manastır ve mağara resimleri de bugün hâlâ dönemin dini ve sanatsal çeşitliliğinin en zengin görsel kanıtları arasında sayılır. Göçebe bir bozkır devletinin sur içine alınmış bir başkent kurması, yerleşik bir dini resmi olarak benimsemesi ve Soğd ticaret ağlarıyla kurduğu yakın ilişki, Uygur Kağanlığı'nı Orta Asya'nın göçebelik ile yerleşiklik arasındaki geçiş döneminin en özgün örneklerinden biri olarak tarih yazımında kalıcı bir yere oturtur. Kağanlığın Tang Çin'iyle kurduğu iç içe geçmiş askeri, ticari ve hanedansal ilişkiler ağı da, ortaçağ Orta Asya'sında bozkır imparatorlukları ile yerleşik Çin hanedanları arasındaki bağımlılığın tek yönlü değil, karşılıklı ve zaman zaman güç dengesini bozkır lehine çeviren karmaşık bir ilişki olduğunu gösteren en iyi belgelenmiş örneklerden biridir.

Kaynaklar:

Kilit Olaylar Kronolojisi

  • Uygur Kağanlığı kuruldu.

  • An Lushan İsyanı sırasında Tang Çin'ine askeri destek verildi.

  • Maniheizm devlet dini ilan edildi.

  • Kırgız akınıyla ana yurttan sürüldüler, Turfan'a göç başladı.

  • Turfan Uygur Krallığı Cengiz Han'a bağlandı.

Kaynaklar ve ileri okuma

Numaralı kaynaklar, bağlantı verilen bölümlerdeki açıklamaları destekler; diğer bağlantılar ileri okuma içindir.

  1. Wikipedia — "Uyghur Khaganate"

    Kağanlığın kuruluşu, Ordu-Balık ve genel kronoloji.

  2. Wikipedia — "Bögü Qaghan"

    763 Maniheizm kabulü, üç günlük tartışma ve Tun Bagha Tarkhan'ın darbesi.

  3. The Cartographer — "The Collapse of the Uyghur Khaganate and the Uyghur Migration across the Silk Road"

    At-ipek ticareti, 840 çöküşü ve Ganjou/Turfan halef devletleri.

  4. Wikipedia — "Ganzhou Uyghur Kingdom"

    Ganjou Krallığı'nın 870-1036 arası varlığı ve Batı Xia tarafından yıkılışı.

  5. Wikipedia — "Karabalgasun inscription"

    Üç dilli yazıt, Baoyi Kağan dönemi ve Tibet ile rekabet.

  6. Wikipedia — "Princess Taihe"

    Tang-Uygur evlilik ittifakları ve Taihe Prensesi'nin 840 sonrası esareti.

Sık Sorulan Sorular

Uygur Kağanlığı'nın adı ile bugünkü Uygur adı arasındaki ilişki nedir?

Modern dönemde 'Uygur' adı, Doğu Türkistan'da (bugünkü Şincan) yaşayan Türk halkını tanımlamak için kullanılır ve bu topluluk, tarihsel olarak sekizinci-on üçüncü yüzyıl kağanlığının halef devletlerinin (özellikle Turfan Krallığı'nın) bulunduğu bölgede gelişmiştir. Ancak modern kimlik, tarih boyunca çok sayıda göç, karışma ve dönüşüm geçirmiştir; bu makale yalnızca ortaçağ kağanlığının siyasi ve dini tarihini ele alır.

Uygur alfabesi nereden geldi?

Uygurlar, İpek Yolu ticaretinde yakın ilişki kurdukları Soğd tüccarların kullandığı Soğd alfabesini kendi Türk dillerine uyarlayarak Uygur alfabesini geliştirdi. Bu alfabe, kağanlığın çöküşünden sonra da varlığını sürdürerek on üçüncü yüzyılda Moğol İmparatorluğu'nun resmi yazısının, ardından da Mançu alfabesinin temelini oluşturdu.

Ordu-Balık bugün nerede bulunuyor?

Ordu-Balık'ın (Karabalgasun) kalıntıları, bugünkü Moğolistan'da Orhun Nehri vadisinde, sonraki Moğol başkenti Karakurum'un da yakınında yer alır; şehir 840'taki Kırgız istilasında yakılıp yıkıldığından bugün yalnızca arkeolojik kalıntılar halinde ayaktadır.