Din / FelsefeAntik Çağ

Taoculuk

KökeniMÖ ~400, Çin
KurucusuLaozi (gelenek)
Takipçi Sayısı~20 milyon (tahmini)
Laozi'nin Song Hanedanlığı döneminde (960-1279) tek bir granit kayadan oyulan dev heykeli, Qingyuan Dağı, Quanzhou. Çin'de günümüze ulaşan en büyük Taocu taş heykeli olarak kabul edilir.

Günümüz fotoğrafıLaozi'nin Song Hanedanlığı döneminde (960-1279) tek bir granit kayadan oyulan dev heykeli, Qingyuan Dağı, Quanzhou. Çin'de günümüze ulaşan en büyük Taocu taş heykeli olarak kabul edilir.Tom@HK (fotoğraf), Wikimedia Commons (CC BY 2.0)

İçindekiler

Genel Bakış

Taoculuk (Dàojiào), evrenin temel ilkesi olan 'Tao'yu (Yol) merkeze alan; insanın bu doğal akışla uyum içinde, zorlamadan yaşamasını (wu wei, 'eylemsiz eylem') öğütleyen bir Çin din-felsefe geleneğidir. Konfüçyüsçülüğün toplumsal düzen ve hiyerarşi vurgusuna karşılık Taoculuk bireysel doğallığı, sadeliği ve güçle değil yumuşaklıkla galip gelmeyi öne çıkarır. Gelenek, kurucusu sayılan yarı efsanevi bilge Laozi'nin MÖ 6. yüzyılda yaşadığı kabul edilen 'Tao Te Ching' adlı kısa metninden, sonraki yüzyıllarda gelişen tapınaklar, tanrılar panteonu ve simya uygulamalarına uzanan geniş bir yelpazeyi kapsar.

Kaynaklar: [1] [5]

Laozi ve Tao Te Ching

Tarihçi Sima Qian'ın MÖ 1. yüzyılda kaleme aldığı 'Tarihsel Kayıtlar' adlı eserine göre Laozi, kişisel adıyla Li Er ya da Lao Dan, Zhou Hanedanlığı'nın saray arşivcisiydi ve Konfüçyüs'ün çağdaşıydı; Konfüçyüs'ün ona danıştığı, ardından batıya doğru yolculuğa çıkıp sınır kapısındaki bir görevlinin ısrarı üzerine 'Tao Te Ching'i (yaklaşık beş bin karakterlik) kaleme aldıktan sonra kayıplara karıştığı anlatılır. Metin, doğrudan öğretmek yerine paradoksal ve şiirsel bir dille, gücün genellikle sertlikte değil yumuşaklıkta ve zayıflıkta gizli olduğunu, en iyi yönetimin en az müdahale edenin yönetimi olduğunu anlatan seksen bir kısa bölümden oluşur.

Kaynaklar: [1]

Tartışma: Laozi Gerçekten Var mıydı?

Laozi'nin gerçekten Sima Qian'ın anlattığı biçimde tek bir tarihsel kişi olarak var olup olmadığı, modern sinologlar arasında hâlâ çözülmemiş bir sorudur. Sima Qian'ın kendisi bile kaynaklarından emin değildi ve metninde en az üç farklı 'Laozi' adayından söz eder. 1920-30'larda birçok Çinli ve Batılı araştırmacı, geleneksel MÖ 6. yüzyıl tarihlemesini reddederek metnin gerçekte MÖ 4. ya da 3. yüzyılda, muhtemelen tek bir yazar değil bir okul tarafından derlendiğini öne sürdü; William G. Boltz gibi bazı araştırmacılar geleneksel Laozi figürünün büyük olasılıkla tamamen kurgusal olduğunu savunur. 1993'te Guodian'da (Hubei) bulunan ve yaklaşık MÖ 300'e tarihlenen mezar metinleri, 'Tao Te Ching'in daha kısa ve farklı bir erken versiyonunu ortaya çıkararak metnin zaman içinde katmanlar hâlinde büyüdüğü fikrini güçlendirdi. Yazarın kimliği belirsiz kalsa da, metnin kendisinin etkisi tartışmasızdır.

Kaynaklar: [1]

Zhuangzi: Kelebek Rüyası ve Göreceli Bilgelik

Taoculuğun ikinci kurucu metni, Laozi'den bir iki yüzyıl sonra yaşadığı düşünülen Zhuang Zhou'ya atfedilen 'Zhuangzi'dir. Eserin en ünlü pasajı 'Kelebek Rüyası'dır: Zhuang Zhou rüyasında bir kelebek olduğunu görür, kelebek olarak öylesine mutludur ki insan olduğunu unutur; uyandığında ise artık emin olamaz -kelebek olduğunu düşleyen bir insan mıdır, yoksa şimdi insan olduğunu düşleyen bir kelebek midir? Bu kısa anlatı, uyku ile uyanıklık, gerçeklik ile kurgu arasındaki sınırın ne kadar keyfi olabileceğini oyunbaz ama derin bir biçimde sorgular. Zhuangzi ayrıca 'işe yaramazlığın faydası' fikrini işler: eğri büğrü, kereste için kesilmeye değmeyen bir ağaç tam da bu yüzden yüzyıllarca ayakta kalıp gölgesinde dinlenilebilir; toplumun 'yararlı' saydığı şeyler genellikle erken tüketilip yok olur. Kitabın yalnızca ilk yedi 'iç bölümü' geleneksel olarak Zhuang Zhou'nun kendi kaleminden kabul edilir; kalan yirmi altı 'dış' ve 'karışık' bölümün farklı düşünce okullarına mensup birden çok yazar tarafından eklendiği düşünülür.

Kaynaklar: [2]

Temel Kavramlar: Wu Wei, De ve Ziran

Taocu düşüncenin merkezinde 'wu wei' (eylemsiz eylem) kavramı yer alır; bu, hiçbir şey yapmamak değil, doğal akışa karşı zorlamadan, gereksiz müdahaleden kaçınarak hareket etmek anlamına gelir -su gibi: en yumuşak madde olduğu hâlde zamanla en sert taşı bile aşındırabilir. 'De' (erdem/güç), bir varlığın kendi doğasına ne kadar sadık kaldığının, Tao ile ne kadar uyum içinde olduğunun ölçüsüdür; Batı dillerindeki 'erdem' kelimesinin ahlaki çağrışımından çok, bir şeyin kendi potansiyelini gerçekleştirme kapasitesine yakındır. 'Ziran' (kendiliğindenlik, 'kendi kendine öyle olan') ise Taocu idealin özünü oluşturur: en iyi eylem, planlanmamış, zorlanmamış, doğal olarak ortaya çıkandır.

Kaynaklar: [1] [2]

Zhang Daoling ve Kurumsal Taoculuğun Doğuşu

Taoculuğun felsefi bir düşünce akımından örgütlü bir dine dönüşümü, MS 2. yüzyılda Sichuan'da yaşayan Zhang Daoling ile başladı. Geç dönem hagiografilere göre Zhang, MS 142'de bir dağda tanrılaştırılmış Laozi'nin (Taishang Laojun) kendisine göründüğünü ve ona 'Doğru Bir'in Öğretisi'ni ilettiğini iddia etti; bu vahiy üzerine 'Göksel Efendiler Yolu' (Tianshi Dao) adlı hareketi kurdu. Takipçilerinden yıllık beş peck (yaklaşık otuz litre) pirinç bağışı topladığı için hareket dışarıdan 'Beş Peck Pirinç Yolu' olarak da anıldı. Zhang, Sichuan'da yirmi dört (sonradan yirmi sekiz) idari bölgeye ayrılmış, kendi rahipleri, ayinleri ve günah itirafı uygulamaları olan neredeyse teokratik bir topluluk kurdu. Bu hareket, Taoculuğun ilk kurumsal, örgütlü dini yapısı sayılır; torunlarının taşıdığı 'Göksel Efendi' unvanı bugün de Tayvan'da varlığını sürdüren bir rahip hattı olarak devam ediyor.

Kaynaklar: [3]

Dini Taoculuk: Alkimya ve Ölümsüzlük Arayışı

Dini Taoculuğun en çarpıcı -ve en ölümcül- yönlerinden biri, ölümsüzlük arayışıydı. Taocu simyacılar (fangshi), cıva, kükürt ve arsenik gibi maddeleri kullanarak 'ölümsüzlük iksirleri' (dan) hazırladılar; paradoksal biçimde bu iksirleri içen pek çok kişi -aralarında imparatorlar da vardı- ağır metal zehirlenmesinden erken yaşta öldü. Kayıtlara geçen ilk kurban, MÖ 210'da ölen Çin'in ilk imparatoru Qin Shi Huang'dı; benzer bir kaderi paylaşan en az altı Tang Hanedanlığı imparatoru oldu ve bu 'ölümsüzlük' arayışı, MS 1735'te cıva zehirlenmesinden öldüğü düşünülen Qing Hanedanlığı'ndan Yongzheng İmparatoru'na kadar -yaklaşık bin dokuz yüz yıl boyunca- sürdü. Yine de bu 'dış simya' (waidan) pratiği zamanla, fiziksel maddeler yerine nefes teknikleri, meditasyon ve enerji uygulamalarıyla bedenin içinde bir 'iç iksir' yetiştirmeyi amaçlayan 'iç simya'ya (neidan) doğru evrildi; bu içsel yöntemler günümüz qigong ve tai chi uygulamalarının da uzak atalarındandır. Dönemin en etkili simya teorisyeni, MS 4. yüzyılda yaşayan Ge Hong'du; 'Baopuzi' ('Sadeliği Kucaklayan Üstat') adlı eserinde altın yapma simyası (waidan) tekniklerini, nefes egzersizlerini ve ölümsüzlüğe giden çeşitli reçeteleri sistematik biçimde derledi. Ge Hong'un kendisi de cıva bileşiklerinin tehlikeli olabileceğinin farkındaydı, ama bunun yanlış oranlarda hazırlanmaktan kaynaklandığını, doğru tarifin gerçekten ölümsüzlük sağlayacağını düşünüyordu.

Kaynaklar: [4]

Tang Hanedanlığı ve Taoculuğun Altın Çağı

Taoculuk, MS 618-907 arasındaki Tang Hanedanlığı döneminde devlet destekli en görkemli çağını yaşadı. Hanedanın kurucu ailesinin soyadı Li olduğu için -Sima Qian'ın anlattığı Laozi'nin kişisel adının da Li Er olduğu rivayetinden hareketle- Tang imparatorları Laozi'yi kendi soylarının atası ilan etti. İmparator Gaozong MS 666'da Laozi'ye 'Yüce Gizemli ve İlkel İmparator' unvanını verdi; İmparator Xuanzong ise MS 743'te onu hanedanın 'Kutsal Atası' ilan edip Taocu metinleri devlet sınavlarının müfredatına dahil etti. Bu resmi destek, Taocu tapınakların inşasını, metinlerin derlenip standartlaştırılmasını ve Taoculuğun Budizm ile saray nezdinde rekabet edebilecek bir statüye ulaşmasını sağladı.

Kaynaklar: [1]

Tartışma: Taoculuk Felsefe mi Din mi?

Taoculuğu 'felsefi Taoculuk' (Laozi ve Zhuangzi'nin metinlerine dayanan, MÖ 4.-3. yüzyıl) ve 'dini Taoculuk' (Zhang Daoling sonrası tapınaklar, tanrılar, ritüeller) olarak ikiye ayırmak, 19. yüzyılda Protestan misyoner ve sinolog James Legge'in önerdiği ve uzun süre standart kabul edilen bir sınıflandırmaydı; ancak son yıllarda güçlü eleştirilere hedef oldu. Taoculuk uzmanı Louis Komjathy bu ayrımı 'tamamen hatalı ve savunulamaz' olarak nitelendirir ve erken dönem 'klasik Taoculuğun' bile kozmoloji, meditasyon ve mistik birleşme gibi dini unsurlar içerdiğini vurgular; Livia Kohn gibi diğer uzmanlar da bu kategoriden giderek uzaklaşıyor. Öte yandan ayrımın kökü tamamen Batılı da değildir: 'Daojia' (Taocu okul) terimini MÖ 2. yüzyılda -Legge'den iki bin yıl önce- bizzat Han Hanedanlığı tarihçisi Sima Tan, altı düşünce okulunu sınıflandırırken ortaya atmıştı. Tartışma, kategorinin tamamen mi yoksa yalnızca kısmen mi yapay olduğu noktasında sürüyor.

Kaynaklar: [5]

Yin-Yang ve Kültürel Etkisi

Taocu kozmoloji, birbirini tamamlayan zıt güçler olan yin (karanlık, pasif, dişil) ve yang (aydınlık, etkin, eril) kavramını popülerleştirdi; bu ikili, çatışan değil birbirini besleyen ve dönüşüme uğrayan bir denge olarak tasavvur edilir -ünlü yin-yang sembolündeki her yarının içinde karşıtının bir noktasının bulunması da bunu simgeler. Kavram bugün Çin tıbbından (beden enerjisinin dengesi olarak) dövüş sanatlarına (tai chi, qigong) ve feng shui'ye kadar geniş bir kültürel alanı etkilemeye devam ediyor; Kore bayrağındaki 'taegeuk' simgesi de doğrudan bu kozmolojiden türetilmiştir.

Kaynaklar: [1]

Miras

Taoculuk, Budizm ile Çin'de yüzyıllarca etkileşime girerek -kavramsal dil ve meditasyon tekniklerini karşılıklı ödünçleyerek- Chan (Japonya'da Zen) Budizminin doğuşuna doğrudan katkıda bulundu. Taocu doğa ve sadelik anlayışı, Çin (ve dolaylı olarak Japon) manzara resmi sanatını ve 'insan eliyle yapılmış ama doğal görünen' bahçe mimarisi geleneğini derinden şekillendirdi. Wu wei ve ziran kavramları, 20. yüzyılda Batı'da popüler psikoloji ve yönetim teorisinde yeniden yorumlanarak geniş bir okur kitlesine ulaştı. Bugün Çin'de resmî olarak tanınan beş dinden biri olan Taoculuğun Çin anakarasında birkaç milyon, Tayvan ve Güneydoğu Asya diasporasında ise önemli bir takipçi kitlesi bulunuyor; Wudang Dağları gibi kutsal merkezler hâlâ aktif manastır ve dövüş sanatı geleneklerini sürdürüyor. 20. yüzyılda Çin Halk Cumhuriyeti'nin kuruluşunun ardından Taocu tapınaklar ve rahip toplulukları -özellikle Kültür Devrimi (1966-1976) döneminde- ağır baskı ve yıkımla karşılaştı; pek çok tapınak kapatıldı ya da tahrip edildi. 1980'lerden itibaren devletin din politikasındaki gevşemeyle birlikte Taoculuk yeniden canlanmaya başladı ve bugün Çin Taocu Derneği çatısı altında resmî bir din olarak tanınıyor.

Kaynaklar: [1]

Kaynaklar ve ileri okuma

Numaralı kaynaklar, bağlantı verilen bölümlerdeki açıklamaları destekler; diğer bağlantılar ileri okuma içindir.

  1. Wikipedia (İngilizce) — Laozi

    Sima Qian'ın biyografik anlatısı, tarihsellik tartışması, Guodian metinleri.

  2. Wikipedia (İngilizce) — Zhuangzi (book)

    Kelebek Rüyası, işe yaramazlığın faydası, iç/dış bölümler ve yazarlık meselesi.

  3. Wikipedia (İngilizce) — Zhang Daoling

    Göksel Efendiler Yolu'nun kuruluşu, Beş Peck Pirinç Yolu.

  4. Wikipedia (İngilizce) — Chinese alchemical elixir poisoning

    İmparatorların iksir zehirlenmesinden ölümü, Qin Shi Huang'dan Yongzheng'e.

  5. Wikipedia (İngilizce) — Taoism

    Felsefi/dini Taoculuk ayrımı tartışması, James Legge, Komjathy, Sima Tan.

  6. Wikipedia (İngilizce) — History of gunpowder

    Barutun Taocu simyacılarca kazara keşfi, MS 808 ve MS 850 dolayı metinler.

  7. Wikipedia (İngilizce) — Wudang Mountains

    İmparator Yongle'nin inşaat faaliyetleri, UNESCO statüsü (1994).

  8. Wikipedia (İngilizce) — Zhang Sanfeng

    Zhang Sanfeng efsanesi ve tarihselliği hakkındaki şüpheler (Stanley Henning).

Sık Sorulan Sorular

Wudang Dağları neden Taoculukla bu kadar özdeşleşti?

Wudang, Hubei eyaletinde, efsaneye göre 12. yüzyılda yaşamış ve tai chi'nin (taijiquan) atası sayılan yarı efsanevi Taocu üstat Zhang Sanfeng'in yaşadığı dağ olarak bilinir; ancak tarihçi Stanley Henning gibi araştırmacılar Zhang Sanfeng'in gerçekten var olup olmadığını sorguluyor. Dağın kutsallığı, Ming Hanedanlığı'ndan İmparator Yongle'nin 15. yüzyıl başında dağı 'kraliyet dağı' ilan edip dokuz saray, dokuz manastır, otuz altı kadın manastırı ve yetmiş iki tapınak inşa ettirmesiyle pekişti. Bugün UNESCO Dünya Mirası listesindeki (1994) bu kompleksten elli üç yapı ayakta kalmış durumda ve hâlâ aktif bir Taocu dövüş sanatları merkezi olarak işlev görüyor.

Barutun icadıyla Taoculuk arasında bir bağlantı var mı?

Var, hem de doğrudan. Barut, Tang Hanedanlığı döneminde -bir silah arayışının değil- Taocu simyacıların kükürt, güherçile ve kömürü karıştırarak bir ölümsüzlük iksiri arama çabalarının kazara sonucuydu. MS 808 civarına tarihlenen 'Taishang Shengzu Jindan Mijue' adlı Taocu metin ilk kesin barut tarifini içerir; MS 850 dolayındaki 'Zhenyuan miaodao yaolüe' adlı başka bir Taocu kitap ise bu karışımın ne kadar tehlikeli olduğu konusunda uyarıda bulunur: metne göre bazı simyacıların elleri ve yüzleri yanmış, hatta çalıştıkları ev tamamen yanıp kül olmuştur. Yani dünya tarihini değiştirecek bir silah teknolojisi, aslında sonsuz yaşam arayışının kazara bir yan ürünü olarak doğdu.

'Tao', 'Dao', 'Taoizm', 'Daoizm' — Bu farklı yazımlar neden var?

Bu, aynı Çince kelimenin iki farklı romanizasyon (Latin alfabesine çevirme) sistemine dayanır. 20. yüzyılın büyük bölümünde Batı'da yaygın olan eski Wade-Giles sistemi kelimeyi 'Tao', kurucusunu 'Lao Tzu', metnini 'Tao Te Ching' olarak yazıyordu; Çin'de geliştirilip 1980'lerden sonra uluslararası standart hâline gelen Pinyin sistemi ise aynı sesleri 'Dao', 'Laozi', 'Daodejing' biçiminde yazar. İkisi de aynı Çince karakteri (道) temsil eder; bu yüzden akademik metinlerde günümüzde çoğunlukla Pinyin tercih edilse de, 'Taoizm' adı popüler kullanımda hâlâ yaygın biçimde sürüyor.