FilozofAntik Çağ

Sokrates

Yaşadığı DönemMÖ 470 – MÖ 399
Doğum YeriAtina
AlanFelsefe, Etik
YöntemiElenkhos (sorgulayarak çürütme)
Sokrates’in Louvre’daki mermer portresi. MS 1. yüzyıla ait Roma dönemi eseri; filozofun yaşadığı dönemde yapılmış bir portre değildir.

Antik portreSokrates’in Louvre’daki mermer portresi. MS 1. yüzyıla ait Roma dönemi eseri; filozofun yaşadığı dönemde yapılmış bir portre değildir.Eric Gaba (Sting), Wikimedia Commons (CC BY-SA 2.5)

İçindekiler

Genel Bakış

Sokrates (MÖ 470/469 – MÖ 399), felsefeyi doğa araştırmasından insan hayatının nasıl yaşanması gerektiği sorusuna çeviren düşünürdür. Bir taş ustası olan Sophroniskos ile ebe Phainarete'nin oğlu olarak Atina'da doğdu. Hiçbir eser yazmadı, ücret karşılığı ders vermedi ve okul kurmadı; yöntemi, kentin agorasında, spor alanlarında ve şölenlerde karşılaştığı herkesle konuşmaktı. Cesareti ve dayanıklılığıyla tanınan bir hoplit olarak Potideia, Delion ve Amphipolis'te savaştı. Felsefe tarihindeki konumu, kendisinden öncekilerle sonrakiler arasına çekilen çizgide görülür: ondan önceki düşünürler topluca "Sokrates öncesi filozoflar" diye anılır. Yaptığı dönüşüm, Cicero'nun sözleriyle, "felsefeyi gökyüzünden indirip şehirlere yerleştirmek" ve onu iyi, kötü ve adalet üzerine soru sormaya zorlamaktı.

Sokratik Sorun

Sokrates hakkında bildiklerimiz tümüyle başkalarının anlatılarına dayanır ve bu anlatılar birbirinden hayli farklıdır. Öğrencisi Platon'un diyaloglarında Sokrates, bazı yorumlara göre Platon'un kendi kuramlarının sözcüsü hâline gelir; erken diyaloglardaki sorgulayıcı ve sonuca varmayan figürle, "Devlet" gibi olgun eserlerdeki sistem kurucu figür aynı kişi değildir. Ksenophon'un "Sokrates'ten Anılar" adlı eserindeki Sokrates ise daha pratik, gündelik öğütler veren, sıradan bir ahlak öğretmenidir. Aristophanes ise MÖ 423'te sahnelenen "Bulutlar" komedyasında onu, havada asılı bir sepette gökyüzünü inceleyen ve öğrencilerine haksız davayı kazanmayı öğreten bir sofist olarak alaya alır. Aristoteles ise Sokrates'i doğrudan tanımamış ama ona tümel tanımları ve tümevarımsal akıl yürütmeyi arama işini atfetmiştir. Tarihsel Sokrates'in bu portrelerden hangisine daha yakın olduğu, filoloji ve felsefe tarihinde "Sokratik sorun" adıyla iki yüzyıldır tartışılmaktadır ve kesin bir çözüme bağlanmamıştır.

Kaynaklar: [1]

Kâhin Kehaneti: Khairephon'un Delphoi Ziyareti

Sokrates'in kendine biçtiği "bilgece sorgulayıcı" rolünün kökeninde, Platon'un "Savunma"sında anlattığı bir olay yatar: çocukluk arkadaşı Khairephon, Delphoi'deki kâhine gidip Sokrates'ten daha bilge biri olup olmadığını sormuş, kâhin de "hayır" yanıtını vermiştir. Sokrates bu yanıtı bir övgü değil çözülmesi gereken bir bilmece olarak görür: kendi bilgisizliğinin farkında olduğunu bildiği hâlde, tanrının yalan söylemeyeceğinden de emindir. Bunun üzerine kentin "bilge" sayılan devlet adamlarını, şairlerini ve zanaatkârlarını tek tek sorgulayarak kâhinin sözünü sınamaya girişir ve her defasında bu kişilerin bildiklerini sandıkları şeyleri aslında bilmediklerini keşfeder; vardığı sonuç, kendi üstünlüğünün yalnızca "bilmediğini bilmesi"nde yattığıdır. İlginç biçimde, Ksenophon'un kendi "Savunma"sında aktardığı kâhin yanıtı farklıdır: kâhin Sokrates'i "en bilge" değil, "en özgür, en adil ve en sağduyulu" kişi olarak tanımlar -bu farklılık da Sokratik Sorun'un bir başka küçük örneğidir. Yine de her iki versiyonun ortak noktası, Sokrates'in bu kehaneti kişisel bir övünç kaynağı değil, çözülmesi gereken felsefi bir görev olarak ele almasıdır; bu tutum, onun bilgece sorgulayıcı kimliğinin dinî bir görevle nasıl iç içe geçtiğini de gösterir.

Kaynaklar: [2]

Yöntem: Elenkhos

Sokrates'in yöntemi "elenkhos" (çürütme) olarak adlandırılır. Tipik bir konuşma şöyle ilerler: Sokrates, bir konuda uzman olduğunu düşünen kişiye kavramın tanımını sorar — cesaret nedir, dindarlık nedir, adalet nedir? Muhatap bir tanım verir; Sokrates bu tanımın kabul edilmiş başka inançlarla çeliştiğini gösterir; muhatap tanımı düzeltir; süreç tekrarlanır. Konuşmalar çoğu kez "aporia" ile, yani çıkmazla biter: kimse tatmin edici bir tanım bulamamıştır. Bu görünürdeki başarısızlık aslında yöntemin amacıdır — sahte bilgi iddiasının temizlenmesi, gerçek araştırmanın önkoşuludur. Sokrates kendi konumunu, annesinin mesleğine benzeterek "ebelik" olarak tanımlar: kendisi doğurmaz, karşısındakinin zihnindeki düşünceyi doğurtur. Delphoi kâhininin "Sokrates'ten daha bilge kimse yoktur" yanıtını, kendi bilgisizliğinin farkında olmasıyla açıklaması da bu tutumun ifadesidir: Bu yaklaşım, popüler anlatılarda “Bildiğim tek şey hiçbir şey bilmediğimdir” biçiminde özetlenir; bunu Sokrates’in kendi yazısından alınmış birebir bir alıntı olarak okumamak gerekir.

Kaynaklar: [1]

Ahlak Görüşü

Sokrates'e atfedilen birkaç tez, sonraki tüm etik tartışmasını biçimlendirdi. Birincisi, erdemin bilgi olduğudur: adaletin ne olduğunu gerçekten bilen kişi adaletsiz davranamaz. İkincisi, bunun doğal sonucu olarak kimsenin bile bile kötülük yapmadığıdır — kötülük, iyinin ne olduğu konusundaki bir yanılgıdan doğar. Bu görüş, iradenin zayıflığı (akrasia) olgusunu açıklamakta zorlandığı için Aristoteles tarafından eleştirilmiştir. Üçüncüsü, haksızlık etmenin haksızlığa uğramaktan daha kötü olduğudur; çünkü haksızlık, kişinin ruhuna zarar verir ve ruh bedenden değerlidir. Sokrates ayrıca erdemlerin birbirinden ayrılamayacağını, hepsinin tek bir bilgi türüne dayandığını savunmuştur. "Sorgulanmamış bir hayat yaşanmaya değmez" sözü, bu ahlak anlayışının özeti sayılır: iyi yaşamak, alışkanlıkla değil, akıl yürüterek yaşamaktır.

Daimonion: İçsel Bir Ses

Sokrates, kendisini yanlış bir eylemden alıkoyan içsel bir "ilahi işaret"ten (daimonion) sık sık söz ederdi; bu ses hiçbir zaman ona ne yapması gerektiğini söylemez, yalnızca zarar verecek bir eylemden vazgeçmesi gerektiğinde araya girerdi ve yalnızca kendisi tarafından duyulabilirdi. Bu iddia, dönemin Atinalıları için son derece rahatsız ediciydi: Sokrates'in kentin tanıdığı tanrılar dışında yeni ve kişisel bir ilahi kaynaktan söz etmesi, mahkemedeki "kentin tanrılarını tanımamak" suçlamasının doğrudan kaynaklarından biri oldu. Bu bakımdan daimonion, Sokrates'in felsefi bağımsızlığının en özgün simgelerinden biri olduğu kadar, onu ölüme götüren yargılamanın da kilit unsurlarından biriydi. Sokrates bu sesi hiçbir zaman bir kehanet ya da mucize olarak sunmadı; onu daha çok, ahlaki sağduyusunun sezgisel bir uyarı biçiminde dışa vurumu olarak yaşadığı anlaşılıyor.

Kaynaklar: [3]

Efsane: Kavgacı Eş Ksanthippe

Sokrates'in eşi Ksanthippe, Batı kültüründe "dırdırcı, hırçın kadın" tipinin neredeyse eş anlamlısı hâline geldi -Shakespeare bile "Hırçın Kız"da bir karakteri "Sokrates'in Ksanthippe'si kadar huysuz" diye tanımlar. Ne var ki bu imge, çağdaş kaynaklarla pek örtüşmez: Platon'un "Phaidon"unda Ksanthippe, kocasının infazı öncesinde derin bir kederle betimlenen, özenli bir eş ve anne olarak görünür; Ksenophon da onu çocuklarına adanmış, titiz bir anne olarak anar ve Sokrates'in eşinin güçlü mizacını -tıpkı zor bir atı yola getirmek gibi- bir tür kişisel gelişim fırsatı olarak gördüğünü aktarır. "Kavgacı Ksanthippe" imgesi büyük ölçüde Sokrates'in ölümünden yüzyıllar sonra, İkinci Sofistik dönemin ahlaki öğüt anlatılarında -filozofun sabrını daha çarpıcı göstermek için- abartılıp pekiştirilmiş bir edebi kalıptır.

Kaynaklar: [4]

Yargılanması

MÖ 399'da, yetmiş yaşındayken Meletos, Anytos ve Lykon tarafından iki suçlamayla mahkemeye verildi: kentin tanrılarını tanımamak ve gençleri yoldan çıkarmak. Davanın arka planını anlamak için dönemin siyasi ortamı önemlidir. Atina, Peloponnesos Savaşı'nı Sparta'ya kaybetmiş (MÖ 404), ardından "Otuzlar Tiranlığı" adlı kanlı bir oligarşi dönemi yaşamış ve demokrasi yeni yeniden kurulmuştu. Otuzlar'ın önde gelen isimlerinden Kritias ile Sparta yanlısı Alkibiades'in Sokrates'in çevresinde bulunmuş olmaları, onu yeni demokrasi için siyaseten kuşkulu bir figür hâline getirmişti. Yaklaşık beş yüz kişilik jüri önünde yaptığı savunma, Platon'un "Sokrates'in Savunması" adlı eserinde aktarılır: Sokrates suçlamaları reddetti, ancak yargıçlardan merhamet dilenmedi ve tanrının kendisine verdiği sorgulama görevinden vazgeçmeyeceğini söyledi. Az bir farkla suçlu bulundu. Ceza aşamasında savunma tarafının karşı öneri sunması gerekiyordu; Sokrates önce kente hizmetlerine karşılık ömür boyu bedava yemek verilmesini önerdi — bu meydan okuma, jürinin ölüm cezasını daha büyük bir çoğunlukla onaylamasına yol açtı.

Kaynaklar: [1]

Ölümü

İnfaz, Delos'a giden kutsal geminin dönüşü beklendiği için bir süre ertelendi; Sokrates bu süre boyunca hapiste kaldı. Platon'un "Kriton" diyaloğunda anlatıldığına göre dostları kaçış planı hazırladı ve gerekli rüşvetin verilebileceğini söylediler. Sokrates reddetti. Gerekçesi, kişisel bir kahramanlık değil bir tutarlılık ilkesiydi: ömrü boyunca Atina yasalarının sağladığı düzenden yararlanmış biri olarak, işine gelmediğinde o yasaları çiğnemesi, daha önce savunduğu her şeyi geçersiz kılardı. Son günü, Platon'un "Phaidon" diyaloğunda betimlenir: ruhun ölümsüzlüğü üzerine dostlarıyla konuştuktan sonra baldıran zehirini içti. Platon bu sahnenin sonunda Sokrates'i "çağının tanıdığı insanların en iyisi, en bilgesi ve en adili" diye anar. Ölüm biçimi, düşüncelerinden vazgeçmemenin simgesi olarak Batı kültüründe kalıcı bir imge hâline geldi; Jacques-Louis David'in 1787 tarihli "Sokrates'in Ölümü" tablosu bu imgenin en bilinen görsel anlatımıdır.

Kaynaklar: [1]

Mirası

Sokrates'in doğrudan mirasçısı Platon'dur; Platon aracılığıyla Aristoteles'e, oradan da tüm Batı felsefe geleneğine uzanan zincir ona bağlanır. Ancak etkisi tek bir çizgide kalmadı: öğrencilerinden Antisthenes Kinik okulunun, Aristippos Kirene okulunun, Eukleides ise Megara okulunun kaynağı sayılır; Stoacılık da Kinikler üzerinden Sokratik mirasa bağlanır. Bu okulların birbirine taban tabana zıt sonuçlara varması, Sokrates'in bir doktrin değil bir yöntem bıraktığının göstergesi olarak yorumlanır. Modern dönemde "Sokratik yöntem", hukuk fakültelerinde vaka tartışmasının, tıp eğitiminde klinik akıl yürütmenin ve genel olarak eleştirel düşünme öğretiminin adı hâline geldi. Bilişsel davranışçı terapide danışanın kendi varsayımlarını sorgulamaya yönlendirilmesine de "Sokratik sorgulama" denir. İfade özgürlüğü ve vicdani direniş tartışmalarında ise yargılanması, iktidarın düşünceyi cezalandırmasının en eski ve en çok anılan örneklerinden biri olmayı sürdürüyor.

Kilit Olaylar Kronolojisi

  • Atina'da doğdu.

  • Potideia kuşatmasında hoplit olarak savaştı.

  • Aristophanes'in "Bulutlar" oyununda alaya alındı.

  • Arginusai davasında hukuka aykırı toplu yargılamaya tek başına karşı çıktı.

  • Otuzlar Tiranlığı dönemi; verilen bir tutuklama emrini yerine getirmeyi reddetti.

  • Yargılandı, ölüme mahkûm edildi ve baldıran zehiri içti.

Kaynaklar ve ileri okuma

Numaralı kaynaklar, bağlantı verilen bölümlerdeki açıklamaları destekler; diğer bağlantılar ileri okuma içindir.

  1. Stanford Encyclopedia of Philosophy — Socrates

    Sokratik sorun, antik tanıklıklar ve bilgisizlik iddiasının yorumlanması.

  2. TheCollector — "Why Did the Oracle of Delphi Call Socrates the Wisest Man?"

    Khairephon'un Delphoi ziyareti, Platon ve Ksenophon versiyonları arasındaki fark.

  3. Wikipedia (İngilizce) — Daimonion (Socrates)

    Daimonion'un niteliği ve yargılamadaki dinsizlik suçlamasıyla ilişkisi.

  4. EBSCO Research Starters — Xanthippe

    Ksanthippe'nin çağdaş kaynaklardaki (Platon, Ksenophon) portresi ile sonraki efsanenin karşılaştırması.

Sık Sorulan Sorular

Sokrates gerçekten "Tek bildiğim hiçbir şey bilmediğimdir" dedi mi?

Bu cümle bu haliyle kaynaklarda geçmez; sonraki yüzyılların ürettiği özlü bir özettir. Platon'un "Savunma"sında Sokrates, Delphi kâhininin kendisini en bilge kişi ilan etmesini anlamaya çalışırken şunu söyler: karşılaştığı kişiler bilmedikleri şeyleri bildiklerini sanıyor, kendisi ise bilmediğini biliyor — üstünlüğü yalnızca bu küçük farktadır. Yani iddia "hiçbir şey bilmiyorum" değil, "bilgimin sınırının farkındayım"dır. Aradaki fark önemlidir: birincisi bir şüphecilik ilanı, ikincisi ise sorgulamayı başlatan bir yöntem ilkesidir.

Sokrates'in idam edilmesinin gerçek sebebi din miydi?

Resmî suçlamalar kentin tanrılarını tanımamak ve gençliği yoldan çıkarmaktı. Ama davanın geçtiği MÖ 399, Atina'nın Peloponnesos Savaşı'nı kaybetmesinin ve Otuz Tiran'ın kanlı yönetiminin hemen ardındaki yıllardır. Sokrates'in çevresinde Otuz Tiran'ın başı Kritias ve tarafları defalarca değiştiren Alkibiades gibi isimler vardı. MÖ 403'teki genel af, iç savaş dönemine ait siyasî suçlamaları yasakladığı için bu bağın mahkemede açıkça dile getirilmesi mümkün değildi. Birçok tarihçi bu nedenle dinsizlik suçlamasının siyasî bir hesabın kabul edilebilir kılıfı olduğunu düşünür.

Sokrates neden hiç kitap yazmadı?

Platon'un "Phaidros" diyaloğunda Sokrates yazıya karşı iki itiraz dile getirir: yazı belleği güçlendirmek yerine zayıflatır, çünkü insan hatırlamak yerine dışarıdaki işarete güvenmeye başlar; ayrıca yazılı metin kendisine sorulan soruya cevap veremez, hep aynı şeyi tekrarlar. Ona göre felsefe, karşılıklı konuşmada, muhatabın itirazıyla sınanarak yapılır. Buradaki ironi açıktır: bu görüşü bilmemizin tek sebebi Platon'un onu yazmış olmasıdır — ve Sokrates hakkındaki bütün bilgimiz, onun reddettiği araca borçludur.