FilozofAntik Çağ

Platon

Yaşadığı DönemMÖ 428 – MÖ 348
Doğum YeriAtina
AlanFelsefe, Siyaset Teorisi
Kurduğu OkulAkademia (MÖ ~387)
Silanion'un MÖ 370 dolayında Akademia için yaptığı orijinalin bir Roma dönemi kopyası. Glyptothek, Münih.

Antik büstSilanion'un MÖ 370 dolayında Akademia için yaptığı orijinalin bir Roma dönemi kopyası. Glyptothek, Münih.Bibi Saint-Pol (fotoğraf), Wikimedia Commons (CC0)

İçindekiler

Genel Bakış

Platon (MÖ 428/427 – MÖ 348/347), Atina'nın köklü ve siyasete yakın bir ailesinde doğdu. Gençliğinde siyasi bir kariyer düşündüğü, ancak önce Otuzlar Tiranlığı'nın şiddeti, ardından yeniden kurulan demokrasinin Sokrates'i idam etmesi karşısında bu düşüncesinden vazgeçtiği kendi mektuplarında anlatılır. Bunun yerine felsefeye yöneldi ve MÖ 387 civarında Atina yakınlarında "Akademia" adıyla anılan okulu kurdu; okul, kesintilerle birlikte yüzyıllar boyunca varlığını sürdürdü ve "akademi" sözcüğü buradan gelir. Platon, felsefesini sistematik incelemeler yerine diyaloglar biçiminde yazdı; bu biçim tesadüf değildi — düşüncenin canlı bir tartışma içinde ortaya çıktığını göstermenin yoluydu. Yaklaşık otuz beş diyaloğu ve bir dizi mektubu günümüze ulaşmıştır. Alfred North Whitehead'in sık alıntılanan yargısı, etkisinin ölçeğini anlatır: Avrupa felsefe geleneği, "Platon'a düşülmüş bir dizi dipnottan" ibarettir.

Kaynaklar: [1] [2]

Aile, Gençlik ve Sokrates'in Ölümü

Platon, Atina'nın en zengin ve siyasete en yakın ailelerinden birinde dünyaya geldi. Babası Ariston'un soyu efsanevi kral Kodros'a, annesi Perictione'nin soyu ise yasa koyucu Solon'a dayandırılırdı. Babasının erken ölümünün ardından annesi, Perikles'in yakın dostu Pyrilampes ile evlendi; Platon bu üvey babasının evinde büyüdü. Ailenin siyasi bağlantıları hem fırsat hem gölge taşıyordu: dayısı Kharmides ve annesinin kuzeni Kritias, MÖ 404'te Atina'da kısa süreli bir terör rejimi kuran 'Otuz Tiran' yönetiminin önde gelen isimleriydi. Platon'un kendi mektuplarına (7. Mektup) göre, gençliğinde ailesinin bu siyasi çevresine katılması beklenirken, hem Otuzlar'ın şiddetinden hem de rejim devrildikten sonra yeniden kurulan demokrasinin MÖ 399'da hocası Sokrates'i 'gençliği yoldan çıkarmak' suçlamasıyla idam etmesinden derinden sarsıldı. Bu iki deneyim, ona göre, dönemin hiçbir siyasi rejiminin gerçek adalete dayanmadığını gösterdi ve onu doğrudan siyaset yerine felsefeye yöneltti.

Kaynaklar: [1] [2]

İdealar Kuramı

Platon'un en tanınan öğretisi, duyularla algıladığımız dünyanın yanında — ve ondan daha gerçek — bir İdealar (formlar) alanının bulunduğu görüşüdür. Tek tek güzel şeyler değişir, eskir ve yok olur; oysa "güzellik" kavramı sabittir. Tek tek çizilmiş üçgenler kusurludur; oysa üçgenin kendisi kusursuz biçimde tanımlanabilir. Platon'a göre bu değişmez tanımların karşılığı yalnızca zihnimizde değil, kendi başına var olan gerçekliklerdedir; duyusal nesneler ise onlardan "pay alarak" var olur. Bu kuram, bilgi (episteme) ile sanı (doksa) ayrımını da temellendirir: değişen şeyler hakkında ancak sanıya, değişmez İdealar hakkında ise gerçek bilgiye sahip olabiliriz. "Menon" diyaloğunda bu bilginin nasıl edinildiği sorusuna anımsama (anamnesis) kuramıyla yanıt verir: ruh doğumdan önce İdeaları görmüştür, öğrenmek aslında hatırlamaktır. Platon, kuramın zorluklarının farkındaydı; "Parmenides" diyaloğunda kendi kuramına yönelttiği eleştiriler, felsefe tarihinin en dikkat çekici öz-eleştirilerinden biri sayılır. Bu eleştirilerin en ünlüsü, sonradan 'Üçüncü Adam Argümanı' adını alan itirazdır: büyük şeylerin büyüklük İdeası'na benzediğini söylemek, bu benzerliği açıklamak için ayrı bir İdea gerektirir, bu yeni İdea ile öncekiler arasındaki benzerlik de kendi İdeasını gerektirir — ve süreç sonsuza dek uzar. Aristoteles bu argümanı Metafizik adlı eserinde, hocasının kuramına yönelik başlıca itirazlardan biri olarak kaydeder.

Kaynaklar: [1] [2]

Mağara Benzetmesi

"Devlet"in yedinci kitabındaki mağara benzetmesi, Platon'un bilgi anlayışının en bilinen anlatımıdır. Doğuştan bir mağarada zincirli oturan insanlar, arkalarındaki ateşin duvara düşürdüğü gölgeleri gerçeklik sanır. İçlerinden biri çözülüp dışarı çıkarsa, önce ışıktan gözleri kamaşır, sonra yavaş yavaş gerçek nesneleri ve en sonunda güneşi görür. Geri dönüp diğerlerine anlatmaya kalkışırsa, karanlığa alışkın gözleri artık gölgeleri seçemeyeceği için gülünç bulunacak, ısrar ederse öldürülme tehlikesiyle karşılaşacaktır — bu son ayrıntının Sokrates'in kaderine göndermede bulunduğu genellikle kabul edilir. Benzetme, aynı kitaptaki "bölünmüş çizgi" ve "güneş" benzetmeleriyle birlikte okunur: güneşin görme için ne anlama geldiği, İyi İdeası'nın bilgi için anlamına karşılık gelir. Eğitim, bu tabloda zihne bilgi doldurmak değil, zaten bakabilen gözü doğru yöne çevirmektir.

Kaynaklar: [1] [2]

Devlet ve Siyaset

"Devlet" diyaloğu, "adalet nedir?" sorusuyla başlar ve yanıtı bireyde değil, daha büyük ölçekte — sitede — arar. Platon'un kurduğu ideal sitede üç sınıf vardır: üretici sınıf, koruyucular (askerler) ve yöneticiler. Bu üçlü yapı, ruhun üç parçasına karşılık gelir: arzu, öfke/atılganlık ve akıl. Adalet, her parçanın kendi işini yapması ve aklın yönetmesidir. En tartışmalı öneri, yöneticilerin filozoflar olması gerektiğidir: iktidar ile felsefe aynı kişilerde birleşmedikçe sitelerin kötülükten kurtulamayacağını savunur. Koruyucu sınıf için özel mülkiyetin ve ailenin kaldırılmasını, çocukların ortak yetiştirilmesini önerir; bu bağlamda kadınların da koruyucu ve yönetici olabileceğini söylemesi, dönemi için sıra dışıdır. Platon Sicilya'da Syrakusa'ya birkaç kez giderek görüşlerini uygulamaya çalıştı; girişimler başarısızlıkla, bir seferinde de tehlikeli biçimde sonuçlandı. Son eseri "Yasalar"da, filozof-kral idealinden vazgeçip iyi düzenlenmiş bir hukuk sistemine dayanan daha gerçekçi bir model önerir.

Kaynaklar: [1] [2]

Diğer Diyaloglar

Platon'un yapıtları geleneksel olarak üç döneme ayrılır. Erken diyaloglar (Sokrates'in Savunması, Kriton, Euthyphron, Lakhes) Sokrates'in yöntemini yansıtır ve çoğunlukla çıkmazla biter. Orta dönem diyalogları (Menon, Phaidon, Şölen, Phaidros, Devlet) İdealar kuramını ve ruhun ölümsüzlüğünü işler; "Şölen"de aşkın (eros) güzel bedenlerden başlayıp Güzellik İdeası'na yükselen bir merdiven olarak anlatılması, sonraki tüm aşk felsefesini etkilemiştir. Geç dönem diyalogları (Parmenides, Theaitetos, Sofist, Timaios, Yasalar) daha teknik ve öz-eleştireldir; "Theaitetos" bilginin ne olduğunu araştırır ve "gerekçelendirilmiş doğru inanç" tanımını tartışır — bu tanım çağdaş bilgi kuramının çıkış noktasıdır. "Timaios" ise evrenin bir düzenleyici (demiurgos) tarafından matematiksel oranlara göre kurulduğunu anlatır ve Orta Çağ boyunca Platon'un Batı'da bilinen tek eseri olarak kalmıştır.

Kaynaklar: [1] [2]

Etkisi

Akademia, MÖ 86'da Roma general Sulla'nın Atina kuşatması sırasında zarar gördü; Platoncu gelenek ise farklı biçimlerde sürdü. MS 3. yüzyılda Plotinos'un kurduğu Yeni-Platonculuk, Platon'u mistik bir yorumla yeniden okudu ve Augustinus üzerinden Hristiyan teolojisine, ayrıca İslam felsefesinde Fârâbî ve İbn Sina'ya güçlü biçimde etki etti. Justinianus'un 529'da Atina'daki felsefe okullarını kapatması, kurumsal geleneğin sonu sayılır. Rönesans'ta Floransa'da Marsilio Ficino'nun tüm diyalogları Latinceye çevirmesi, Platon'u Batı düşüncesine yeniden kazandırdı. Modern dönemde etkisi hem sürdü hem de sert eleştiriler aldı: Friedrich Nietzsche, İdealar kuramını bu dünyayı değersizleştiren bir hamle olarak gördü; Karl Popper, "Açık Toplum ve Düşmanları" (1945) adlı eserinde "Devlet"i totaliter siyasetin felsefi atası olarak nitelendirdi — bu yorum çok tartışıldı ve pek çok Platon uzmanınca aşırı bulundu. Matematik felsefesinde ise "Platonculuk", matematiksel nesnelerin zihinden bağımsız var olduğunu savunan görüşün adı olarak bugün de kullanılmaktadır.

Kaynaklar: [1] [2]

Tartışma: "Platon" Adı Gerçekten Güreşten mi Geliyor?

Platon'un asıl adının Aristokles olduğu ve 'Platon' (geniş, enli) lakabının güreş hocası tarafından ya sağlam fiziği ya da üslubunun genişliği için verildiği, antik biyograf Diogenes Laertios'un (MS 3. yüzyıl) aktardığı bir gelenektir. Ancak bu anlatı Platon'un ölümünden altı yüzyıl sonra yazıya geçirildi ve modern araştırmacıların çoğu bunu tarihsel bir olgudan çok, ünlü bir ismin kökenini açıklamaya çalışan, sonradan uydurulmuş bir halk etimolojisi olarak değerlendiriyor. Buna karşın 'Platon' adı kendisi hayattayken de kullanılan gerçek bir isimdi; yalnızca kökeni hakkındaki güreş öyküsünün tarihsel güvenilirliği şüphelidir.

Kaynaklar: [2]

Tartışma: Ne Zaman ve Nasıl Köle Oldu?

Antik biyografi geleneği (başlıca Diogenes Laertios), Platon'un MÖ 387'de Sicilya'daki ilk Syrakusa gezisinden dönerken tiran I. Dionysios'u kızdırdığını, Dionysios'un onu bir Spartalı elçi aracılığıyla köle olarak Aigina adasında sattırdığını ve orada bulunan Kyrene'li bir filozofun onu tanımadığı hâlde fidyesini ödeyip özgürlüğüne kavuşturduğunu anlatır. Ancak 2024'te açıklanan bir buluş bu anlatıyı sarstı: Pisa Üniversitesi ve İtalyan Ulusal Araştırma Konseyi'nden bir ekip, Herculaneum'da kömürleşmiş bir papirüs tomarını — Gadaralı Filodemos'un (MÖ 1. yüzyıl) 'Akademia'nın Tarihi' adlı eserinin bir kopyasını — kızılötesi ve termal görüntüleme, tomografi ve yapay zekâ destekli yöntemlerle yeniden okudu. Metne göre Platon aslında çok daha erken, MÖ 404-399 arasında, Sparta'nın Aigina'yı ele geçirmesinin ardından köleleştirilmiş olabilir; bu, Sicilya seyahatleriyle hiç ilgisi olmayan, Atina-Sparta savaşının bir sonucu olurdu. Aynı papirüs, Platon'un Akademia bahçesinde, Müzelere adanmış küçük bir tapınağın (sacellum) yakınına gömüldüğünü de ortaya koydu. Filodemos, Platon'un ölümünden yalnızca birkaç kuşak sonra yazdığı için bu yeni bilginin geleneksel anlatıdan daha güvenilir olabileceği düşünülüyor; ancak tomarın şimdilik yalnızca yaklaşık üçte biri okunabilmiş durumda ve araştırma sürüyor.

Kaynaklar: [3] [4]

Tartışma: "Yazılı Olmayan Öğretiler" Var mıydı?

Aristoteles ve bazı eski yorumcular, Platon'un Akademia'da yalnızca sözlü olarak aktardığı, diyaloglarında hiç yazmadığı bir 'en yüksek öğreti' bulunduğunu ima eder; bu geleneğe göre Platon bir derste 'İyi Üzerine' matematiksel ilkelerden (Bir ve Belirsiz İkilik) söz etmiş, dinleyicilerini şaşkına çevirmiştir. 20. yüzyılın ikinci yarısında Almanya'da Tübingen Okulu (Hans Krämer, Konrad Gaiser) bu ipuçlarını sistematik biçimde bir araya getirerek Platon felsefesinin 'gerçek' özünün diyaloglarda değil bu sözlü öğretide gizli olduğunu savundu. Karşı görüştekiler — diyalogların Platon'un düşüncesini eksiksiz yansıttığını kabul eden çoğunluk — bu yorumu aşırı spekülatif bulur ve Platon'un yazılı bıraktığı metinlerin kendi başına yeterince zengin ve tutarlı olduğunu savunur. Tartışma bugün de kapanmış değildir.

Kaynaklar: [1] [2]

Kilit Olaylar Kronolojisi

  • Atina'da doğdu.

  • Hocası Sokrates idam edildi.

  • Atina'da Akademia'yı kurdu.

  • Aristoteles Akademia'ya öğrenci olarak katıldı.

  • Syrakusa'ya siyasi girişimlerde bulundu; ikisi de başarısız oldu.

  • Atina'da öldü; "Yasalar" tamamlanmamış kaldı.

  • Sulla'nın kuşatması sırasında Akademia zarar gördü.

Kaynaklar ve ileri okuma

Numaralı kaynaklar, bağlantı verilen bölümlerdeki açıklamaları destekler; diğer bağlantılar ileri okuma içindir.

  1. Internet Encyclopedia of Philosophy — Plato

    Yaşam öyküsü, aile bağlantıları, Sicilya seferleri. Akademik hakemli ansiklopedi.

  2. Wikipedia (İngilizce) — Plato

    Genel biyografi ve isim etimolojisi tartışması. Üçüncül kaynaktır.

  3. HeritageDaily — Carbonised Herculaneum papyrus reveals burial place of Plato (2024)

    2024 Herculaneum papirüsü keşfi: gömülme yeri ve kölelik tarihinin yeniden değerlendirilmesi.

  4. Archaeology News Online Magazine — Herculaneum papyrus reveals Plato's burial place (2024)

    Aynı keşif; proje ekibi (Pisa Üniversitesi, CNR) ve duyuru tarihi (23 Nisan 2024).

  5. Dialogues de Platon — FAQ: "Que nul n'entre ici s'il n'est géomètre"

    Akademia kapısındaki geometri yazıtı efsanesinin kaynak eleştirisi.

Sık Sorulan Sorular

Akademia'nın kapısında gerçekten 'Geometri bilmeyen girmesin' mi yazıyordu?

Kesin değildir. Bu ünlü söz hakkındaki en eski kaynak, Platon'un ölümünden yaklaşık yedi yüzyıl sonra, MS 362'de İmparator Julianus'un bir söylevinde geçer; Akademia'da yirmi yıl boyunca öğrenci ve öğretmen olarak bulunan Aristoteles ise hayatta kalan hiçbir eserinde böyle bir yazıttan söz etmez. Bu nedenle çoğu araştırmacı ifadeyi tarihsel bir gerçek değil, sonradan uydurulmuş ama Platon'un 'Devlet'te geometriye verdiği önemle tutarlı bir efsane olarak değerlendiriyor.

Platon'un Syrakusa'daki ikinci ve üçüncü gezileri neden başarısız oldu?

Platon, tiran II. Dionysios'u 'filozof-kral' hâline getirmek amacıyla dostu Dion'un ısrarıyla MÖ 367 ve MÖ 361'de iki kez daha Syrakusa'ya gitti. Ancak Dionysios felsefi eğitime gerçek bir ilgi göstermek yerine Platon'u sarayında bir tür statü sembolü olarak tutmayı tercih etti; Dion'u önce sürgüne gönderdi, ikinci gezide ise Platon'u bir süre saray muhafızlarının gözetiminde neredeyse tutsak gibi alıkoydu ve ancak Tarentumlu Pythagorasçı filozof Arkhitas'ın araya girmesiyle serbest bırakıp Atina'ya dönmesine izin verdi. Dion birkaç yıl sonra Syrakusa'yı ele geçirdi ama kısa süre içinde suikaste kurban gitti; Platon'un siyasi felsefeyi pratikte uygulama girişimi tam bir hayal kırıklığıyla sonuçlandı.

Platon, Sokrates'in görüşlerini mi yoksa kendi görüşlerini mi yazdı?

Bu, klasik filologların 'Sokrates sorunu' dediği çözülememiş bir bilmecedir. Sokrates hiçbir yazılı eser bırakmadığından onu yalnızca öğrencilerinin (başlıca Platon ve Ksenophon) anlatımlarından tanıyoruz ve bu ikisinin tasvirleri birbirinden belirgin biçimde farklıdır. Araştırmacıların çoğu, erken diyaloglardaki Sokrates'in tarihsel kişiye yakın olduğunu, ancak Devlet gibi orta ve geç dönem eserlerdeki Sokrates'in giderek Platon'un kendi öğretilerini seslendiren edebi bir araca dönüştüğünü kabul eder; ama bu geçişin tam olarak hangi diyalogda gerçekleştiği konusunda uzmanlar arasında hâlâ görüş ayrılığı vardır.