SultanlıkOrta Çağ

Memlük Sultanlığı

DönemMS 1250 – 1517
BölgeMısır ve Suriye
BaşkentKahire
Kahire'deki Sultan Hasan Camii-Medresesi'nin namaz salonu.

FotoğrafKahire'deki Sultan Hasan Camii-Medresesi'nin namaz salonu.Ahmed Al.Badawy, Wikimedia Commons (CC BY-SA 2.0)

İçindekiler

Genel Bakış

Memlükler, Eyyubi ordularında köle asker (memlük) olarak yetiştirilip askeri kariyerle yükselen Türk ve Çerkes kökenli komutanların, 1250'de son Eyyubi sultanını devirerek kurduğu benzersiz bir devlet biçimidir; iktidarın babadan oğula değil yetenek ve askeri kariyer üzerinden el değiştirdiği bu sistem, İslam tarihinin en özgün yönetim modellerinden biridir. Moğol istilasını Mısır'a ulaşmadan durduran ve Levant'taki son Haçlı kalelerini temizleyen sultanlık, iki buçuk asır boyunca Kahire'yi İslam dünyasının en parlak merkezlerinden birine dönüştürdü. Sistemin ayırt edici yanı, iktidarın kalıtsal hanedanlar yerine her kuşakta yeniden devşirilen köle kökenli askerler arasında el değiştirmesiydi; bu durum devleti hem şaşırtıcı ölçüde dayanıklı hem de saray darbelerine açık kıldı.

Kaynaklar:

Bir Köle-Asker Sisteminin Kuruluşu

Genç yaşta -çoğunlukla Kıpçak bozkırlarından ya da Kafkasya'dan- köle olarak satın alınan çocuklar, sistemli bir askeri eğitimden geçirilip azat edilerek sultanın veya emirlerin hizmetinde yükseliyordu; bu sistem Eyyubi sultanı Salih Eyyub döneminde özellikle güçlendi ve onun ölümünün ardından Memlük komutanları doğrudan iktidarı ele geçirdi. Sistemin en özgün yanı, bir memlükün oğlunun babasının yerini otomatik olarak alamamasıydı -her nesil yeniden, dışarıdan getirilen köle çocuklardan devşiriliyordu; bu kural, iktidarın kalıtsal bir aristokrasiye dönüşmesini engelleyerek sürekli yeni, savaşçı bir seçkinler sınıfının üretilmesini sağlıyordu. Bir memlük, satın alınmasından itibaren yıllarca süren katı bir askeri ve dini eğitimden geçiriyor, Arapça, Kur'an ve atlı silah kullanımı konusunda sistemli biçimde yetiştiriliyordu; bu eğitim sürecinin sonunda azat edilmesi, aynı zamanda kendisini satın alan ve yetiştiren efendisine -"üstad"ına- ömür boyu sürecek bir sadakat bağı da kuruyordu. Bahri memlüklerin iktidara yükselişi doğrudan Yedinci Haçlı Seferi'nin sonuna denk gelir: Fransa Kralı IX. Louis, 1250 baharında Mansura çevresindeki çatışmalarda Eyyubi ordusuna yenilip esir düşmüş, aynı yılın mayısında son Eyyubi sultanı Turanşah'ın memlükler tarafından öldürülmesinin ardından iktidar, Salih Eyyub'un dul eşi Şecer ed-Dürr'e, onun ardından da memlük komutanlara geçmişti.

Kaynaklar:

Ayn Calut Savaşı: Moğolların Durdurulduğu Yer

Memlükler, 1260'ta Ayn Calut Savaşı'nda -tarihte Moğol ordusunun ilk kez kesin biçimde yenildiği savaşta- Sultan Kutuz ve komutanı Baybars önderliğinde zafer kazanarak Moğol istilasının Mısır'a ulaşmasını engelledi; bu zafer İslam dünyasının kurtuluşu olarak görüldü. Baybars ve ardılları, 1291'de Akka'nın alınmasıyla Haçlı devletlerinin Levant'taki son kalıntılarını da temizledi; böylece Memlükler yalnızca birkaç on yıl içinde hem doğudan hem batıdan gelen iki büyük varoluşsal tehdidi de bertaraf etmiş oldu. Baybars'ın kendisi de klasik bir Memlük hikâyesini somutlaştırır: Kıpçak kökenli bir köle olarak Suriye pazarında satılmış, askeri kariyerle yükselerek önce Kutuz'un ordusunda komutanlığa, ardından -Kutuz'u bizzat öldürterek- sultanlığa kadar yükselmişti; bu şiddetli iktidar geçişi, sistemin hem meritokratik hem de tehlikeli biçimde istikrarsız doğasını aynı anda örnekler. Zaferin ardından Moğollar Suriye'den geri çekildi ve Memlükler Şam ile Halep'i denetimine alarak Mısır-Suriye eksenini tek bir siyasi çatı altında birleştirdi; bu birleşme, sultanlığın sonraki iki yüzyıllık stratejik gücünün temelini oluşturdu.

Kaynaklar: [1]

Toplum: Bahri ve Burci Dönemleri

Sultanlık, "Bahri" (Türk-Kıpçak kökenli, 1250-1382) ve "Burci" (Çerkes kökenli, 1382-1517) olmak üzere iki döneme ayrılır; her yeni sultan genellikle kendi köle-asker hanesinden yetişen komutanlar arasından güç mücadelesiyle belirlenirdi, bu da sık taht değişimlerine ama aynı zamanda yetenek temelli bir liderlik seçimine yol açıyordu. Bu istikrarsız görünen sistem, aslında sultanlığın iki buçuk asır boyunca -pek çok kalıtsal hanedandan çok daha uzun süre- ayakta kalmasını sağlayan bir esneklik de sunuyordu. Burci dönemine adını veren Çerkes memlükler esas olarak Kafkasya'dan getirtiliyordu ve zamanla Bahri döneminin Kıpçak-Türk kökenli seçkinlerinin yerini aldı; bu etnik değişim, sultanlığın köle-asker devşirme ağının Karadeniz'in kuzeyinden Kafkaslara kadar ne denli geniş bir coğrafyaya yayıldığını da gösterir. Sultanlığın idari düzeni askerî emirlerin ikta gelirleriyle beslenmesine dayanıyordu; bu gelirlerin el değiştirmesi, her sultan değişiminde yeni bir emirler dengesi doğuruyordu.

Kaynaklar:

Kahire: Bilim ve Mimarinin Başkenti

Kahire, Memlükler döneminde İslam dünyasının en önemli bilim ve sanat merkezlerinden biri haline geldi; Sultan Hasan Camii-Medresesi gibi devasa yapılar dönemin mimari kapasitesinin görkemli örnekleridir. Bağdat'ın Moğollar tarafından yıkılmasının ardından birçok bilgin Kahire'ye sığınarak şehri yeni bir entelektüel merkeze dönüştürdü; Kahire'deki çarşılar (Han el-Halili gibi), Hint Okyanusu'ndan Akdeniz'e uzanan baharat ve ipek ticaretinin can damarıydı ve Memlük sultanları bu ticaretten aldıkları vergilerle hazinelerini doldurdu. Şehir, camiler, medreseler ve hastaneler (bimaristan) inşasıyla hem dini hem toplumsal hizmet ağını genişletti. Sultan Kalavun'un 1284'te tamamlattığı külliye, aynı çatı altında bir hastane, bir medrese ve kendi türbesini bir araya getiren bir mimari model sundu; bu bimaristan, Osmanlı döneminin sonlarına kadar aralıksız hizmet vererek İslam dünyasının en önemli ve en uzun ömürlü tıp merkezlerinden biri olarak ün kazandı. Kahire'nin bu dönemdeki ihtişamı, yalnızca sultanların değil, zengin tüccar ve emirlerin de vakıflar yoluyla cami, çeşme ve kervansaray yaptırmasının sonucuydu; vakıf sistemi, kentin bakımını ve eğitim kurumlarının finansmanını devletin dışında kalıcı bir hayır ağına bağlıyordu.

Kaynaklar:

Kara Veba: Bir Altın Çağın Ani Sonu

1347-1348'de Mısır'a ulaşan Kara Veba, sultanlığın nüfusunun üçte birinden yarısına kadarını kısa sürede yok etti; Nil Deltası'ndaki verimli ticaret yolları özellikle ağır darbe aldı ve pek çok gelişkin zanaat merkezi derin bir çöküşe girdi. Kırsaldaki köylülerin salgından kaçarak Kahire ve İskenderiye gibi kalabalık şehirlere sığınması, nüfus yoğunluğunu artırarak hastalığın yayılmasını paradoksal biçimde hızlandırdı; tarihçiler Memlük "altın çağının" bu ani demografik çöküşle 1341 civarında fiilen sona erdiğini kabul eder. İlginç biçimde, salgından kurtulanların şükran ifadesi olarak cami, medrese ve türbe inşasına yönelmesi, dönemin usta işçilerinin yüksek ücretlerle çalıştığı kısa bir mimari patlamaya da yol açtı.

Kaynaklar: [4]

Tartışma: Ateşli Silahlara Direniş Miti mi, Gerçek mi?

Memlüklerin çöküşünü açıklamaya çalışan en etkili tarihsel tezlerden biri, tarihçi David Ayalon'un 1956 tarihli klasik çalışmasında öne sürdüğü görüştür: Ayalon'a göre atlı süvariliği bir onur ve kimlik meselesi sayan Memlük seçkinleri, tüfek gibi ateşli silahları toplumsal statülerine aykırı, "soylu olmayan" bir savaş biçimi olarak küçümsüyor ve bu kültürel direniş, on altıncı yüzyılda Osmanlı'nın modern topçu ve tüfekli birlikleri karşısında yenilgilerinin başlıca nedenlerinden biri oluyordu. Ancak modern tarihçi Robert Irwin başta olmak üzere sonraki araştırmacılar bu teoriyi kısmen çürüttü; Memlüklerin aslında topçuyu (özellikle kale kuşatmalarında) nispeten erken benimsediğini, Sultan Kansu Gavri'nin 1516'daki seferden hemen önce bizzat tüfekli birlikler kurmaya çalıştığını ve gerçek sorunun kültürel bir önyargıdan çok, atlı süvari eğitimine kök salmış kurumsal yapının hızlı bir teknolojik dönüşüme yeterince çevik biçimde uyum sağlayamamasında yattığını gösterdi. Bu tartışma, bugün de askeri tarih yazımında "kültürel direniş" ile "kurumsal atalet" açıklamaları arasındaki daha geniş bir yöntem tartışmasının somut bir örneği olarak okutuluyor.

Kaynaklar: [2]

Portekiz Rekabeti: Baharat Yolunun Kaybı

1498'de Vasco da Gama'nın Ümit Burnu üzerinden Hindistan'a doğrudan bir deniz yolu bulması, yüzyıllardır Kızıldeniz ve Basra Körfezi üzerinden Mısır'a, oradan da Venedik'e uzanan geleneksel baharat ticaretini fiilen atlayarak Memlük hazinesine ölümcül bir darbe indirdi. Portekizlilerin 1500-1501'de Calicut'u bombalamasının ardından baharat fiyatları sıçrarken Memlük gümrük gelirleri hızla eridi; sultanlık ancak 1503-1504 civarında, hazine görevlilerinin gelir kaybını resmen rapor etmesiyle harekete geçerek Kızıldeniz'de bir donanma inşasına giriştiyse de, 1504-1517 Memlük-Portekiz Savaşı sonunda Hint Okyanusu'nun denetimi kalıcı olarak Portekizlilere geçti ve sultanlık mali açıdan derinden sarsılmış halde Osmanlı seferiyle karşı karşıya kaldı.

Kaynaklar: [6]

Gerileme ve Osmanlı Fethi

16. yüzyıl başında ateşli silahların benimsenmesinde geç kalmaları, Osmanlı'nın modern topçu ve tüfekli birlikleri karşısında dezavantajlı duruma düşmelerine yol açtı; 1516-17'de Yavuz Sultan Selim'in düzenlediği seferle Mercidabık ve Ridaniye savaşlarında yenilen sultanlık Osmanlı İmparatorluğu'na katıldı. Son Memlük sultanı Tumanbay, Kahire düşerken şehrin kapılarından birine asılarak idam edildi; bu, iki buçuk asırlık bağımsız bir devletin sembolik ve acımasız bir sonu oldu. Yavuz Sultan Selim, fetihten sonra pek çok Memlük idarecisini ve idari yapıyı yerinde bırakarak Mısır'ı doğrudan ilhak etmek yerine özerkliği yüksek bir eyalet olarak yönetti; bu pragmatik yaklaşım, Memlük askeri seçkinlerinin sonraki üç asır boyunca Osmanlı yönetimi altında bile bölgesel bir güç odağı olarak varlığını sürdürebilmesinin de zeminini hazırladı.

Kaynaklar: [0] [3]

Miras

Memlüklerin Moğol istilasını durdurması, İslam dünyası tarihindeki en kritik askeri dönüm noktalarından biri olarak kabul edilir; Kahire'deki cami ve medrese mimarileri bugün hâlâ şehrin tarihi dokusunun en görkemli parçalarını oluşturuyor. Yavuz Sultan Selim'in fethiyle halifelik unvanının Osmanlı'ya geçtiğine dair gelenek, bu iki devlet arasındaki tarihsel süreklilik algısını pekiştirdi; Memlük askeri seçkinleri Osmanlı yönetimi altında bile Mısır'da yerel bir güç odağı olarak varlığını sürdürdü, ta ki Kavalalı Mehmed Ali 1 Mart 1811'de Kahire Kalesi'nde düzenlediği bir davete katılan Memlük beylerini kalenin kapılarını ansızın kapatıp askerlerine ateş açtırarak toplu halde katledene kadar; bu son darbe, sekiz asra yaklaşan Memlük siyasi varlığının kesin ve kanlı sonu oldu.

Kaynaklar: [5]

Kilit Olaylar Kronolojisi

  • Memlük komutanları Eyyubi sultanlığına son vererek iktidarı ele geçirdi.

  • Ayn Calut Savaşı'nda Moğol ordusu ilk kez kesin biçimde yenildi.

  • Akka'nın fethiyle Haçlı devletlerinin Levant'taki varlığı sona erdi.

  • Burci (Çerkes) hanedan dönemi başladı.

  • Yavuz Sultan Selim'in fethiyle Memlük Sultanlığı Osmanlı topraklarına katıldı.

Kaynaklar ve ileri okuma

Numaralı kaynaklar, bağlantı verilen bölümlerdeki açıklamaları destekler; diğer bağlantılar ileri okuma içindir.

  1. Wikipedia — "Mamluk Sultanate (Cairo)"

    Genel kronoloji, Bahri/Burci dönemleri ve Osmanlı fethi.

  2. Wikipedia — "Battle of Ain Jalut"

    1260 Ayn Calut Savaşı'nın ayrıntıları.

  3. Brill — "Gunpowder and Firearms in the Mamluk Sultanate Reconsidered"

    Ayalon tezi ve Robert Irwin'in eleştirisi.

  4. Wikipedia — "Tuman bay II"

    Son Memlük sultanının idamı ve sultanlığın sonu.

  5. Medievalists.net — "Plagues, Epidemics and Their Social and Economic Impact on the Egyptian Society during the Mameluke Period"

    1347-48 Kara Veba'nın nüfus ve ekonomi üzerindeki etkisi.

  6. Wikipedia — "Massacre of the Citadel"

    1811 Kahire Kalesi'ndeki Memlük katliamı.

  7. Wikipedia — "Mamluk–Portuguese conflicts"

    Vasco da Gama'nın deniz yolu ve 1504-1517 Memlük-Portekiz Savaşı.

Sık Sorulan Sorular

Memlük olmak için doğuştan köle olmak mı gerekiyordu?

Evet, sistem yalnızca dışarıdan satın alınan gayrimüslim çocukları kapsıyordu; bir memlükün Mısır'da doğan öz oğlu bu askeri kastın bir parçası SAYILMAZDI ve babasının makamını doğrudan devralamazdı. Bu kasıtlı dışlama, gücün belirli bir ailede kalıcılaşıp iktidarı zayıflatmasını önlemek için tasarlanmış bir mekanizmaydı.

Memlük sultanlığı ile Abbasi halifeliği arasındaki ilişki neydi?

Bağdat 1258'de Moğollar tarafından yıkılıp son Abbasi halifesi öldürülünce, Memlük sultanları Abbasi hanedanından kurtulabilen bir üyeyi Kahire'ye getirerek halifeliği sembolik biçimde yeniden kurdurdu. Bu "gölge halifelik", gerçek siyasi güçten yoksundu ama Memlük sultanlarına İslam dünyasında dini meşruiyet kazandıran önemli bir simgesel araç işlevi gördü.

Memlük mimarisinden bugün ayakta kalan başka eserler var mı?

Evet, Kahire'nin tarihi merkezi -UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan "İslami Kahire"- büyük ölçüde Memlük dönemi cami, medrese, çeşme ve türbeleriyle şekillenmiştir; Sultan Kayıtbay Kompleksi ve Sultan Berkuk Medresesi gibi yapılar, döneme özgü zarif taş oymacılığı ve geometrik süslemeleriyle bugün de ziyaretçi çekmeye devam ediyor.