KâşifYeniçağ

Kristof Kolomb

Yaşadığı DönemMS 1451 – 1506
Doğum YeriCenova, İtalya
AlanDenizcilik, Keşif
Sebastiano del Piombo'nun 1519 tarihli tablosu. Metropolitan Museum of Art bu portreyi resmî olarak "Kristof Kolomb olduğu SÖYLENEN bir adamın portresi" olarak adlandırır; kimliği kesin olarak doğrulanmamıştır.

Tarihi portre (1519)Sebastiano del Piombo'nun 1519 tarihli tablosu. Metropolitan Museum of Art bu portreyi resmî olarak "Kristof Kolomb olduğu SÖYLENEN bir adamın portresi" olarak adlandırır; kimliği kesin olarak doğrulanmamıştır.Sebastiano del Piombo, Wikimedia Commons (Kamu malı)

İçindekiler

Genel Bakış

Kristof Kolomb, Asya'ya Atlantik üzerinden batıya giderek ulaşmayı hedefleyen bir sefer için yıllarca destek arayışının ardından İspanya Kraliçesi Isabel ve Kralı Fernando'nun finansmanını kazandı; 1492'deki yolculuğu, aslında hiç hedeflemediği bir kıtaya -Amerika'ya- ulaşarak Avrupa-Amerika teması çağını başlattı. Kolomb, öldüğü güne kadar keşfettiği toprakların Asya'nın bir parçası olduğuna inanmayı sürdürdü; bu yüzden kıtaya kendi adı değil, İtalyan kâşif Amerigo Vespucci'nin adı verildi. Dört seferi boyunca kurduğu sömürge düzeni yerli halklar üzerinde yıkıcı bir etki bıraktı ve bu miras günümüzde de tartışılmaya devam ediyor.

Kaynaklar: [1]

Cenova'dan Lizbon'a: Erken Yaşam

Kolomb, 1451'de Cenova Cumhuriyeti'nde bir dokumacının oğlu olarak doğdu; on dört yaşında denizciliğe başladığını kendisi anlatır. 1476'da katıldığı bir ticaret konvoyu Portekiz açıklarında saldırıya uğrayıp battığında yüzerek Lizbon kıyısına ulaştı ve burada yerleşti. Portekiz'de 1479'da soylu bir denizci ailesinin kızı Filipa Moniz Perestrelo ile evlendi; kayınpederinin haritaları ve deniz günlükleri, Kolomb'un Atlantik coğrafyası konusundaki bilgisini derinden şekillendirdi. 1480'lerin başında Portekiz'in Batı Afrika kıyısındaki ticaret seferlerine katılarak hem denizcilik tecrübesini hem de okyanus akıntıları ve rüzgârları konusundaki pratik bilgisini geliştirdi.

Kaynaklar: [1]

Reddedilen Proje: Dünya Ne Kadar Küçük?

Kolomb, coğrafya ve gökbilim üzerine geniş okumalar yapmıştı, ama bu okumalardan yanlış bir sonuç çıkardı: Dünya'nın çevresini antik dönemden beri bilinen -ve gerçeğe yakın- Eratosthenes hesabını bir kenara bırakıp, çok daha küçük bir tahmin veren Batlamyus'un rakamlarını tercih etti; üstelik Avrasya'nın doğu-batı genişliğini de fazlasıyla abarttı. Sonuçta Kanarya Adaları'ndan Japonya'ya olan mesafeyi yalnızca yaklaşık 2.400 deniz mili olarak hesapladı -gerçek mesafe 10.600 deniz milidir. Bu iyimser (ve yanlış) hesaba dayanan projesini yaklaşık 1484'te Portekiz Kralı II. João'ya sundu; kraliyet danışmanları mesafe hesabının en az dört kat fazla olması gerektiğini doğru biçimde öngörüp projeyi reddetti. 1488'deki ikinci başvurusu da, tam o sırada Bartolomeu Dias'ın Ümit Burnu'nu dolaşarak Hint Okyanusu'na açılan gerçek bir doğu deniz yolu bulmuş olması nedeniyle bir kez daha geri çevrildi.

Kaynaklar: [1]

Santa Fe Kapitülasyonları ve 1492 Yolculuğu

Portekiz'de kapıları kapanan Kolomb İspanya'ya geçti; kraliyet danışmanlarının yine olumsuz görüşüne rağmen, uzun görüşmelerin ardından -ve Gırnata'nın 1492'de düşmesiyle İspanyol Kraliyeti'nin dikkatini yeni projelere ayırabilecek duruma gelmesiyle- Nisan 1492'de Kraliçe Isabel ve Kral Fernando ile 'Santa Fe Kapitülasyonları' imzalandı. Anlaşmaya göre Kolomb, keşfedeceği topraklarda 'Okyanus Amirali' unvanını, kalıtsal valilik yetkisini ve elde edilecek servetin onda birini kazanacaktı. Ağustos 1492'de Santa María, Pinta ve Niña adlı üç gemiyle Palos limanından yola çıktı; Kanarya Adaları'nda son bir mola verdikten sonra 6 Eylül'de açık Atlantik'e yöneldi. Otuz küsur gün süren belirsiz bir yolculuğun ardından, 12 Ekim 1492'de bugünkü Bahamalar'da bir adaya ('San Salvador' adını verdi) ayak bastı; oradan Küba ve Hispaniola'ya (bugünkü Haiti-Dominik Cumhuriyeti adası) ulaştı. Mürettebat büyük ölçüde deneyimli İspanyol denizcilerden oluşuyordu; yolculuğun beşinci haftasına doğru mesafenin beklenenden çok uzaması üzerine mürettebat arasında huzursuzluk ve geri dönme baskısı arttı, Kolomb ise gerçek kat edilen mesafeyi küçük göstererek moral bozukluğunu bastırmaya çalıştığı kendi seyir defterinde geçer.

Kaynaklar: [1]

Tartışma: Karayı İlk Kim Gördü?

Karayı ilk gören kişinin kim olduğu, seferin ilk gününden itibaren tartışma konusu oldu. Kraliyet, karayı ilk gören kişiye ömür boyu yıllık on bin maravedi ödül vaat etmişti; bu ödülü, Pinta gemisindeki gözcü Rodrigo de Triana'nın 12 Ekim gecesi saat ikide 'Tierra! Tierra!' (Kara! Kara!) diye bağırmasıyla hak ettiği genel kabul görür. Ancak Kolomb, kendi seyir defterinde bundan birkaç saat önce ufukta 'sönüp yanan bir mum ışığına benzer' bir parıltı gördüğünü, ama bunu kara olarak doğrulayacak kadar emin olmadığını yazdığını öne sürerek ödülü kendisinin hak ettiğini iddia etti. Anlaşmazlığa rağmen ödül sonunda Kolomb'a ömür boyu ödendi; bu karar, Rodrigo de Triana'nın adını sonraki yüzyıllarda 'haksızlığa uğramış gözcü' olarak tarih anlatılarına taşıdı.

Kaynaklar: [2]

La Navidad ve Yerlilerle İlk Temas

Santa María, dönüş yolculuğu öncesinde Hispaniola açıklarında kayalara oturup parçalanınca, Kolomb geminin kalan kerestesiyle kıyıda 'La Navidad' adını verdiği küçük bir tahkimat kurdurdu ve otuz dokuz gemiciyi burada bırakarak altın toplamalarını buyurdu. Mart 1493'te İspanya'ya zaferle dönen Kolomb, Kasım 1493'teki ikinci seferinde La Navidad'a geri döndüğünde tahkimatı yakılmış, otuz dokuz adamın da öldürülmüş olduğunu buldu. Yerli lider Guacanagarí'nin anlattığına göre, saldırıyı komşu bir kabilenin lideri Caonabo düzenlemişti; bunun gerekçesi olarak bırakılan gemicilerin yerli kadınlara ve kaynaklara yönelik kötü davranışları gösterilir -bu olay, Avrupalılarla yerli halklar arasındaki ilk temasların ne denli hızla şiddete dönüşebildiğinin erken bir örneğidir.

Kaynaklar: [3]

Sonraki Seferler: Sömürge Valiliği ve Çöküş

Kolomb toplam dört sefer düzenledi. İkinci seferinde (1493-1496) on yedi gemi ve yaklaşık 1.200-1.500 kişiyle kalıcı bir sömürge kurmayı hedefledi; kurduğu La Isabela yerleşiminde ilk yıl içinde hastalık ve açlıktan yerleşimcilerin üçte ikisi öldü. Üçüncü seferinde (1498-1500) Trinidad'a ve Güney Amerika kıtasının kuzey kıyısına (bugünkü Venezuela) ulaştı; büyük bir tatlı su akıntısının denize karıştığını görünce bunun bir ada değil devasa bir kıtadan gelebileceğini ilk kez fark etti, ama yine de burayı 'dünyevi cennete' yakın bir yer olarak yorumladı. Hispaniola'daki valiliği sırasındaki ağır yönetim hataları ve sömürgecilerden gelen şikâyetler üzerine 1500'de kraliyet müfettişi Francisco de Bobadilla tarafından tutuklanıp zincire vurularak İspanya'ya geri gönderildi; kısa süre sonra serbest bırakıldıysa da valilik yetkisini bir daha geri kazanamadı. Dördüncü ve son seferinde (1502-1504) Orta Amerika kıyılarını keşfetti, ancak Jamaika açıklarında gemileri kullanılamaz hale gelince bir yıla yakın adada mahsur kaldı. Bu bir yıllık mahsur kalma döneminde, mürettebatın bazı üyelerinin yerli köyleri yağmalaması üzerine erzak veren Taino halkı desteğini kesince, Kolomb astronomik cetvellerden 29 Şubat 1504'te bir Ay tutulması olacağını önceden hesapladı; yerli şefe Hristiyan Tanrısı'nın öfkesinin Ay'ı 'kızıla boyayarak' kendini göstereceğini bildirdi. Tutulma tam öngördüğü anda gerçekleşince dehşete kapılan yerliler erzak sağlamaya devam etmeyi kabul etti ve mürettebat Haziran 1504'te bir kurtarma gemisi gelene dek bu sayede hayatta kaldı.

Kaynaklar: [1]

Tartışma: Kolomb'un Sömürgecilik Mirası Nasıl Değerlendiriliyor?

Kolomb'un kurduğu sömürge düzeninin yerli Karayip halkları (başta Taino) üzerindeki nüfus etkisi, tarihçiler arasında hâlâ tartışılan bir konudur -tartışma, olayın gerçekleştiği konusunda değil, ölçeği ve nedenlerinin ağırlığı konusundadır. 1492'deki Hispaniola nüfusu için tahminler 60 bin ile 8 milyon arasında büyük bir aralığa yayılır -dönemin misyoneri Bartolomé de las Casas 3 milyon civarında bir rakam verir- ama neredeyse tüm araştırmacılar ilk otuz yıl içinde nüfusun yüzde 80-90 oranında çöktüğü konusunda hemfikirdir. Bu çöküşün başlıca nedeni yerlilerin bağışıklığının olmadığı Avrupa kaynaklı hastalıklardı (özellikle 1518-19 çiçek salgını); ancak 'encomienda' adı verilen zorla çalıştırma sistemi, doğrudan şiddet ve bunlara bağlı kıtlık da tarihçilerin çoğunlukla kabul ettiği ek etkenler arasındadır. Bu ağır insani bilanço, 20. yüzyılın sonlarından itibaren Kolomb'un tarihsel değerlendirmesini de dönüştürdü: pek çok ülkede 'Kolomb Günü' kutlamaları sorgulanır oldu, bazı Amerikan eyalet ve şehirlerinde bu gün 'Yerli Halklar Günü' olarak yeniden adlandırıldı, heykelleri çeşitli kentlerde protestolara konu oldu.

Kaynaklar: [9] [1]

Ölümü ve "Amerika" Adının İronisi

Kolomb, 20 Mayıs 1506'da İspanya'da, nispeten unutulmuş ve kraliyetle süregelen mali anlaşmazlıklar yüzünden hayal kırıklığı içinde öldü; dört seferi boyunca ulaştığı toprakların yeni bir kıta değil, Asya'nın doğu ucu olduğuna inanmayı hiç bırakmadı. Oysa aynı dönemde İtalyan kâşif Amerigo Vespucci, 1497-1504 arasındaki kendi Güney Amerika seferlerine dayanarak bu toprakların aslında Asya'ya bağlı olmayan, tümüyle 'yeni bir dünya' olduğunu doğru biçimde öne sürüp yazılarını yayımladı. Alman haritacı Martin Waldseemüller, 1507'de hazırladığı ünlü dünya haritasında bu yeni kıtayı -kâşifi Kolomb değil, kıtanın gerçek doğasını ilk kavrayan kişi olarak gördüğü- Vespucci sanarak, adının dişil Latince biçimiyle 'America' olarak adlandırdı; böylece kıta, oraya asıl önce ulaşan kişinin değil, oranın ne olduğunu doğru tahmin eden kişinin adını taşır oldu.

Kaynaklar: [8] [1]

Miras: Kolomb Değişimi

Kolomb'un yolculukları, bitki, hayvan, hastalık ve insan nüfusunun Atlantik'in iki yakası arasında karşılıklı aktarıldığı süreci -'Kolomb Değişimi'- başlattı: Amerika'dan Avrupa'ya patates, domates ve mısır; Avrupa'dan Amerika'ya buğday, at ve sığır taşındı, bu değişim dünya nüfusunun beslenme düzenini kalıcı biçimde dönüştürdü. Aynı süreç, yukarıda anlatıldığı gibi yerli Amerikan nüfusları için felaket boyutunda bir yıkıma da yol açtı. Kolomb'un seferleri, İspanyol ve ardından diğer Avrupa imparatorluklarının üç yüzyılı aşkın sürecek Amerika kıtası sömürgeleştirmesinin de fiilen başlangıç noktası oldu. Kolomb'un kendisi bu değişimin büyüklüğünü asla kavrayamadı; ona göre yaptığı, çoktan bilinen bir kıtaya -Asya'ya- daha kısa bir yol bulmaktan ibaretti. Buna karşın tarihçiler bugün 1492'yi, Avrupa, Afrika ve Amerika kıtalarının kalıcı olarak birbirine bağlandığı ve dünya tarihinin küresel bir çağa girdiği dönüm noktalarından biri olarak kabul eder.

Kaynaklar: [1]

Kaynaklar ve ileri okuma

Numaralı kaynaklar, bağlantı verilen bölümlerdeki açıklamaları destekler; diğer bağlantılar ileri okuma içindir.

  1. Wikipedia (İngilizce) — Christopher Columbus

    Genel biyografi, seferler, valilik ve tutuklanma. Üçüncül kaynaktır.

  2. Wikipedia (İngilizce) — Rodrigo de Triana

    Karayı ilk görme ödülü tartışması.

  3. Wikipedia (İngilizce) — La Navidad

    Tahkimatın kuruluşu ve otuz dokuz gemicinin öldürülmesi.

  4. Wikipedia (İngilizce) — Myth of the flat Earth

    Düz Dünya efsanesinin 1828'de Washington Irving tarafından uydurulduğuna dair tarihyazımı incelemesi.

  5. Archaeology News Online Magazine — DNA confirms Columbus's remains in Seville (2024)

    2024 DNA çalışması: kalıntıların doğrulanması, köken sorusunun açık kalması.

  6. NBC News — Columbus was a Sephardic Jew from Western Europe, study finds (2024)

    José Antonio Lorente'nin 2024 belgeselindeki Yahudi kökeni iddiası ve bilimsel çekinceler.

  7. Wikipedia (İngilizce) — Pleitos colombinos

    Kolomb'un mirasçılarının İspanyol Krallığı'na açtığı asırlık dava.

  8. Library of Congress — Recognizing and Naming America: Waldseemüller's 1507 Map

    'Amerika' adının Vespucci'den nasıl türediği.

  9. Wikipedia (İngilizce) — Taíno genocide

    Hispaniola nüfus tahminleri ve çöküş nedenleri.

Sık Sorulan Sorular

Kolomb, döneminin Dünya'nın düz olduğunu düşündüğü bir dünyada mı bu fikri savundu?

Hayır, bu yaygın efsane tarihsel olarak yanlıştır. Orta Çağ boyunca eğitimli Avrupalıların neredeyse tamamı -din adamları, üniversite hocaları, denizciler- Dünya'nın küre biçiminde olduğunu biliyordu; İspanyol danışmanların Kolomb'un projesine itirazı Dünya'nın şekliyle değil, boyutuyla ilgiliydi. 'Düz Dünya' efsanesi, ancak 1828'de Amerikalı yazar Washington Irving'in yarı kurgusal Kolomb biyografisinde -kilise komisyonunun Kolomb'a 'Dünya küreseldir' dediği için karşı çıktığını uydurarak- icat edildi; bu kurgu 19. yüzyıl sonlarında bazı tarihçilerce gerçekmiş gibi ders kitaplarına da girdi.

Kolomb'un kalıntıları ve gerçek kökeni hakkında kesin bir şey biliniyor mu?

Kalıntılarının yeri 2006'da, kökeni ise 2024'te yeniden gündeme geldi. 2006'da Sevilla Katedrali'ndeki kalıntılardan alınan mitokondriyal DNA, Kolomb'un kardeşi Diego'nunkiyle eşleştirilerek en azından bir kısmının gerçekten Kolomb'a ait olduğu -ve Santo Domingo'daki rakip mezarın değil Sevilla'nınkinin doğru olduğu- gösterildi. Ekim 2024'te ise Granada Üniversitesi'nden adli tıpçı José Antonio Lorente'nin yirmi yılı aşkın araştırmasına dayanan bir İspanyol belgeseli, Kolomb'un oğlu Hernando'nun DNA'sında Yahudi (Sefarad) kökenle uyumlu izler bulunduğunu, geleneksel 'Cenovalı tüccar' anlatısının aksine kökeninin İspanya'nın Valensiya bölgesine dayanabileceğini öne sürdü; ancak bu bulgular henüz hakemli bir bilimsel dergide yayımlanmadığından bilim insanları arasında ihtiyatla karşılanıyor.

Kolomb'un mirasçıları krallıkla ne kadar süren bir dava yürüttü?

İnanılmaz derecede uzun bir süre. Kolomb'un oğlu Diego, 1508'de babasına vaat edilen 'kalıtsal' vali unvanının krallıkça tanınmaması üzerine İspanyol Krallığı'na dava açtı; 'Pleitos Colombinos' (Kolomb Davaları) adıyla anılan bu hukuki mücadele, kesintilerle 1508'den 1536'ya kadar sürdü ve mirasçılara yalnızca sınırlı toprak hakları ile mütevazı bir tazminatla sonuçlandı. Ailenin bazı kollarının unvan ve ayrıcalık taleplerini sürdürdüğü daha küçük davalar ise üç yüzyıl boyunca, onlarca kuşak arasında devam etti; bu, tarihte kayıtlı en uzun süreli hukuki anlaşmazlıklardan biri sayılır.