Teknolojik BuluşYeniçağ

Matbaanın İcadı

Tarih~1440–1450
YerMainz, Almanya
MucitJohannes Gutenberg
Gutenberg'in matbaa presinin bir replikası.

Fotoğraf, replikaGutenberg'in matbaa presinin bir replikası.International Printing Museum, Wikimedia Commons (CC0)

İçindekiler

Genel Bakış

Johannes Gutenberg'in 1440'lar civarında Mainz'da geliştirdiği hareketli metal harfli matbaa, Avrupa'da kitap üretimini elle çoğaltmadan mekanik baskıya taşıyarak bilginin yayılma hızını ve maliyetini kökten değiştirdi. Bu buluş öylesine hızlı yayıldı ki, icadından yalnızca elli yıl sonra Sevilla'dan Krakov'a, Londra'dan İstanbul'a kadar 270'i aşkın Avrupa kentinde matbaa kurulmuştu ve Avrupa'daki toplam kitap sayısı birkaç bin elle yazılmış nüshadan 9 milyonu aşan basılı kitaba yükselmişti; sonraki yüzyıllarda Rönesans, Reform ve Bilimsel Devrim'in hızla yayılmasını mümkün kılan altyapıyı oluşturdu.

Kaynaklar: [6]

Öncülleri: Çin ve Kore'de Erken Hareketli Harf Denemeleri

Hareketli harfle baskı fikri, Gutenberg'den dört asır önce Çin'de ortaya çıkmıştı: Song Hanedanı (bkz. Song Hanedanı) döneminde yaşayan zanaatkâr Bi Sheng, MS 1041-1048 arasında pişmiş kilden hareketli harfler geliştirdi, ancak Çince yazının binlerce farklı karakter içermesi bu tekniğin tahta blok baskıya kıyasla pratikte pek yaygınlaşmasını engelledi. Kore'de ise 1377'de basılan "Jikji" adlı Budist metin, metal hareketli harflerle basılmış, günümüze ulaşan bilinen en eski kitap unvanını taşır ve UNESCO tarafından 2001'de bu şekilde tescillenmiştir. Ancak bu iki öncül teknik, sınırlı ölçekte ve büyük ölçüde devlet ya da manastır kontrolünde kalırken, Gutenberg'in yeniliği bunları alaşım harflerin kitlesel üretimi, yağ bazlı mürekkep ve şarap presinden uyarlanan baskı mekanizmasıyla tek, verimli ve ticari olarak ölçeklenebilir bir sistemde birleştirmesiydi.

Kaynaklar: [2] [3]

Gutenberg'in Yeniliği: Sistemi Bir Araya Getirmek

1394-1399 arasında Mainz'da doğan ve madeni işlerle uğraşan soylu bir aileden gelen Johannes Gutenberg, muhtemelen bu ailevi zanaat geleneğinden kuyumculuk ve metal işleme becerisi edindi. 1448'de Mainz'a dönüp 1450'ye gelindiğinde kendi matbaa atölyesini işletmeye başlayan Gutenberg'in asıl teknik başarısı, kurşun-kalay-antimon alaşımından dayanıklı ve kolayca çoğaltılabilir harf kalıpları dökebilmesi, bu harfleri hızla dizip sökebilecek bir sistem kurması ve şarap presinden uyarladığı mekanik baskı düzeneğiyle bu harfleri kağıda eşit basınçla aktarabilmesiydi. Bu üç unsurun -dayanıklı harf alaşımı, hızlı dizgi-söküm sistemi ve tutarlı basınç uygulayan mekanik pres- bir arada, ticari olarak tekrarlanabilir bir sistem halinde bir araya getirilmesi, Gutenberg'i öncüllerinden ayıran asıl teknik atılımdı; tek tek bu unsurların hiçbiri kendi başına devrimsel değildi, ama birleşimleri kitap üretiminin ölçeğini kalıcı biçimde değiştirdi.

Kaynaklar:

Fust Davası: Gutenberg Buluşunu Nasıl Kaybetti

Gutenberg, matbaa sistemini geliştirmek için 1450'de Mainzlı kuyumcu ve tefeci Johann Fust'tan 800 guilden borç aldı, iki yıl sonra ikinci bir 800 guildenlik borçla bu miktarı ikiye katladı; Aralık 1452'de borcunu ödeyemez duruma gelince Fust'u işine ortak etmek zorunda kaldı. Gutenberg İncili ve 1457 Mezmurlar Kitabı neredeyse tamamlanmışken, Fust 1455'te faiziyle birlikte 2.026 guilden alacağını geri almak için Gutenberg'e dava açtı; mahkeme Fust lehine karar verince Gutenberg kendi icadı olan matbaa ekipmanını ve atölyesini kaybetti. Fust, davada kendisine tanıklık eden Gutenberg'in eski çırağı Peter Schöffer ile birlikte kendi matbaa firmasını kurup 1456'da 42 satırlık İncil'i kendi adlarına yayımladı -bu da matbaanın mucidinin, buluşunun ticari meyvelerini toplayamadan bir hukuki mücadeleyle elinden kaybetmesi anlamına geliyordu. Gutenberg, davadan sonra tamamen boş elle kalmadı; 1460 civarında bir Latince sözlük olan "Catholicon"u bastığı düşünülür, ancak muhtemelen görme kaybı nedeniyle bu tarihten sonra baskı faaliyetine son verdi. Mainz Başpiskoposu, 1465'te ona bir tür onursal saraylı unvanı ve maaş bağlayarak son yıllarını güvence altına aldı; Gutenberg 1468'de öldüğünde, matbaacılık tarihindeki asıl ticari ve mali başarıyı kendisi değil, davayı kazanan Fust ile Schöffer'in kurduğu firma elde etmişti.

Kaynaklar: [1] [9]

Gutenberg İncili

1455 civarında tamamlanan Gutenberg İncili, matbaayla basılan ilk büyük kitap olarak, elle yazılmış nüshalara kıyasla çok daha hızlı ve standart bir üretim gösterdi; bu, kitapların artık sadece manastır ve saraylarda değil, giderek genişleyen bir okuyucu kitlesinde dolaşabileceğini kanıtladı. Günümüze yaklaşık 49 tam veya kısmi nüshası ulaşan Gutenberg İncilleri, hem metnin standartlaşmış Gotik harflerle basılması hem de sayfa kenarlarına elle eklenen minyatür süslemeleriyle, el yazması geleneği ile yeni baskı teknolojisi arasındaki geçiş dönemini somut biçimde yansıtır.

Kaynaklar:

Avrupa'ya Yayılışı ve İnkunabula Patlaması

Matbaa teknolojisi, icadından itibaren elli yıl içinde Avrupa'nın 270'i aşkın kentine yayıldı; bu döneme, 1501 öncesinde basılan kitapları tanımlamak için tarihçilerin kullandığı Latince "beşik" anlamındaki "inkunabula" terimi verilir. Bir matbaa baskı günü 3.600 sayfa üretebilirken, elle dizgiyle bu rakam kırk sayfada, tamamen elle kopyalamada ise yalnızca birkaç sayfada kalıyordu; bu üretim hızındaki muazzam fark, Avrupa'daki toplam kitap sayısının birkaç binden 9 milyonu aşkın nüshaya çıkmasını sağladı.

Kaynaklar: [6]

Reform Hareketiyle Etkileşim

Matbaanın hızlı yayılımı, Martin Luther'in (bkz. Martin Luther) 1517'de yayımladığı 95 Tez'in haftalar içinde tüm Almanya'ya, kısa süre sonra da Avrupa'nın geri kalanına ulaşmasını sağlayarak Reform hareketinin gücünü doğrudan büyüttü; tarihçilere göre 1518-1527 arasındaki on yılda Luther'in kendi eserleri tek başına, dönemin Almanca konuşulan bölgelerindeki toplam basılı üretimin yaklaşık yüzde 20'sini oluşturdu ve 1521-1525 arasında Avrupa'da basılan her iki kitaptan biri Almanya'dan çıkıyordu. Luther'in Almanca İncil çevirisi de matbaa sayesinde kitlesel olarak basılıp dağıtılabildi; bu, hem Reform'un dini mesajının Katolik Kilisesi'nin denetimi dışında hızla yayılmasını sağladı hem de standart bir yazı Almancasının oluşmasına katkıda bulunarak matbaanın siyasi ve dini etkisinin yalnızca teknik bir yenilikle sınırlı kalmadığını gösterdi.

Kaynaklar: [7]

Bilimsel Devrim'de Standartlaşmanın Rolü

Matbaa öncesinde elle çoğaltılan bilimsel diyagramlar ve anatomik çizimler, her kopyalamada küçük hatalarla bozulma riski taşıyordu; matbaa bu sorunu ortadan kaldırarak aynı diyagramın, haritanın ya da matematiksel tablonun Avrupa'nın dört bir yanındaki bilim insanlarına birebir aynı doğrulukta ulaşmasını sağladı. Andreas Vesalius'un 1543'te yayımladığı ve 600'den fazla ahşap baskı anatomik illüstrasyon içeren "De Humani Corporis Fabrica" adlı eseri, doğrudan gözleme dayalı bu standartlaşmış görsel dilin en çarpıcı örneklerinden biriydi; Kopernik'in güneş merkezli evren modelini anlattığı eseri de aynı şekilde, farklı şehirlerdeki bilim insanlarının birebir aynı metni ve şemaları inceleyip tartışabilmesini sağladı. Bu güvenilir çoğaltma kapasitesi, bilimsel iddiaların doğrulanabilirliğini artırarak Bilimsel Devrim'in hızlanmasına doğrudan katkıda bulundu; matbaa öncesinde elle kopyalanan bir eserin her nüshasında biriken küçük hatalar, artık tek bir orijinal baskıdan sınırsız sayıda özdeş kopyaya dönüşebiliyordu.

Kaynaklar: [8]

Osmanlı'da Gecikme: İbrahim Müteferrika ve Tartışmalı Yasak

Arap harfli matbaa, Gutenberg'den neredeyse üç asır sonra, 1727'de Macar asıllı Osmanlı bürokratı İbrahim Müteferrika'nın Sultan III. Ahmed'den aldığı bir fermanla İstanbul'da kurulabildi; ancak bu ferman açıkça dini olmayan eserlerin basılmasına izin veriyor, dini metinlerin basılmasını yasaklıyordu. Müteferrika, 1727'den ölümüne (1745) kadar yalnızca 2 harita ve 21 cilt kitap basabildi -bu, aynı dönemde Avrupa'da tek bir matbaanın bile çok kısa sürede üretebileceği miktarın oldukça altındaydı. Bu arada imparatorluk sınırları içindeki Yahudi ve Hristiyan cemaatler, kendi dillerinde matbaa işletmeyi çok daha önceden, 15. yüzyıl sonundan itibaren sürdürüyordu; bu da yasağın tüm baskı faaliyetini değil özellikle Arap harfli/İslami metinleri hedef aldığını gösterir. Müteferrika'nın kısıtlı üretimi ve erken ölümünün ardından matbaası uzun süre atıl kaldı; Osmanlı'da Arap harfli baskının gerçek anlamda yaygınlaşması ancak 19. yüzyıl Tanzimat döneminde (bkz. Tanzimat Fermanı), devlet destekli matbaaların ve gazete yayıncılığının gelişmesiyle mümkün oldu -yani Gutenberg'den Osmanlı'da matbaanın gerçek anlamda toplumsal bir etki yaratmasına kadar geçen süre, ilk fermana kıyasla bile bir asrı aşkındı.

Kaynaklar: [4] [5]

Tartışma: Osmanlı'da Matbaa Neden Bu Kadar Geç Geldi?

Osmanlı İmparatorluğu'nda Arap harfli matbaanın Avrupa'ya kıyasla neredeyse üç asır gecikmesinin nedeni, tarihçiler arasında hâlâ tartışmalıdır. Geleneksel açıklama, hattatlık ve VAK gelirlerine dayanan güçlü bir istinsah (elle çoğaltma) loncasının matbaayı ekonomik çıkarlarına tehdit olarak görüp siyasi ve dini otoriteler üzerinde baskı kurduğunu öne sürer. Buna karşılık daha yakın dönem araştırmaları, tek bir kesin yasaktan çok, birden fazla iç içe geçmiş etkenin (Arap harflerinin bitişik ve bağlamsal yapısının matbaa harfleri dökümünü teknik olarak zorlaştırması, basılı kitaba yönelik sınırlı bir pazarın bulunması, hattatlık geleneğinin dini ve estetik prestijinin çok yüksek olması) bir arada rol oynadığını savunur. Güncel tarih yazımında "tek bir yasak yüzünden matbaa gecikti" anlatısı büyük ölçüde terk edilmiş olsa da, gecikmenin ağırlıklı nedeninin hangi etken olduğu konusunda kesin bir uzlaşı yoktur.

Kaynaklar: [5]

Miras

Matbaa, okuryazarlığın yaygınlaşmasını, standart dillerin (yerel lehçeler yerine) oluşmasını ve bilimsel bilginin doğrulanabilir ve tutarlı biçimde paylaşılmasını sağlayarak modern bilgi toplumunun temel taşlarından birini oluşturdu; tarihçiler bu buluşu genellikle insanlık tarihinin en etkili teknolojik dönüm noktalarından biri olarak sıralar. Gutenberg'in kendisi buluşunun ticari getirisinden büyük ölçüde mahrum kalmış olsa da, geliştirdiği temel baskı teknolojisi -harf dökümü, mekanik pres, yağ bazlı mürekkep- neredeyse 350 yıl boyunca, 19. yüzyılda buharlı baskı makinelerinin icadına kadar Avrupa'daki matbaacılığın temel yöntemi olarak kaldı.

Kaynaklar:

Kaynaklar ve ileri okuma

Numaralı kaynaklar, bağlantı verilen bölümlerdeki açıklamaları destekler; diğer bağlantılar ileri okuma içindir.

  1. Britannica — "Johann Fust"

    Fust-Gutenberg ortaklığı ve 1455 davası.

  2. Wikipedia (İngilizce) — Jikji

    Kore'deki 1377 tarihli metal hareketli harfli kitap.

  3. Wikipedia (İngilizce) — Movable type

    Bi Sheng'in Çin'deki 1040'lar hareketli harf denemesi.

  4. Wikipedia (İngilizce) — Ibrahim Muteferrika

    1727 Osmanlı matbaası, dini metin yasağı, üretim kapasitesi.

  5. Daily Sabah — "Myths and reality about the printing press in the Ottoman Empire"

    Osmanlı'da matbaanın gecikmesine dair çok etkenli açıklama.

  6. Britannica — "Incunabula"

    İnkunabula dönemi ve kitap üretim rakamları.

  7. World History Encyclopedia — "The Printing Press & the Protestant Reformation"

    Luther'in eserlerinin dönemin basılı üretimindeki payı.

  8. ACS / Popular Social Science — Vesalius ve bilimsel standartlaşma

    Matbaanın bilimsel diyagramların standartlaşmasına katkısı.

  9. Encyclopedia.com — "Gutenberg, Johannes (ca. 1400-1468)"

    Gutenberg'in davadan sonraki son yılları ve ölümü.

Sık Sorulan Sorular

Gutenberg İncili'nden günümüze kaç nüsha ulaştı?

Günümüze yaklaşık 49 tam veya kısmi Gutenberg İncili nüshası ulaşmıştır; bunların yalnızca bir kısmı tamamen eksiksizdir. Bu nüshalar dünyanın en değerli kitapları arasında sayılır ve büyük kütüphanelerde (Kongre Kütüphanesi, Britanya Kütüphanesi, Berlin Devlet Kütüphanesi gibi) özenle korunmaktadır.

Matbaa Avrupa'da ilk hangi şehirlere yayıldı?

Matbaa Mainz'dan sonra ilk olarak Almanya'nın diğer kentlerine (Strasbourg, Köln, Nürnberg), ardından 1465'te İtalya'ya (Subiaco), 1470'te Paris'e ve 1476'da Londra'ya (William Caxton aracılığıyla) yayıldı. On beşinci yüzyılın sonuna gelindiğinde İtalya, özellikle Venedik, Avrupa'nın en yoğun matbaa merkezi haline gelmişti.

Gutenberg'in matbaa dışında başka bir buluşu var mıydı?

Gutenberg'in matbaa için geliştirdiği yağ bazlı mürekkep, geleneksel su bazlı mürekkeplerden farklı olarak metal harflere daha iyi yapışıyor ve baskı kalitesini büyük ölçüde artırıyordu; bu mürekkep formülü de kendi başına, harf dökümü ve baskı presi kadar önemli bir teknik yenilik olarak kabul edilir.