HükümdarOrta Çağ

Harun Reşid

Yaşadığı Dönem766–809
Doğum YeriRey (bugünkü İran)
AlanDevlet Yönetimi
Julius Köckert'in tablosunda Harun Reşid, Şarlman'ın elçilerini kabul ederken.

Tablo, 19. yyJulius Köckert'in tablosunda Harun Reşid, Şarlman'ın elçilerini kabul ederken.Julius Köckert, Wikimedia Commons (Public Domain)

İçindekiler

Genel Bakış

Harun Reşid, 786-809 arasındaki halifeliği döneminde Abbasi Devleti'ni siyasi ve kültürel zirveye taşıdı; sarayının görkemi ve himaye ettiği bilim-sanat ortamı, onu hem gerçek tarihte hem "Bin Bir Gece Masalları"nın efsanevi anlatılarında ölümsüzleştirdi. Ancak popüler hafızadaki "adil ve bilge halife" imgesi ile kaynakların aktardığı tarihsel kişilik arasında belirgin bir fark vardır: Harun, aynı zamanda en güvendiği vezir ailesini bir gecede tasfiye eden, ardıllık düzenlemesi imparatorluğu ölümünden hemen sonra iç savaşa sürükleyen bir hükümdardı. Bu yüzden onun hükümdarlığı, tek bir parlak dönemin övgüsünden çok, ihtişam ile kırılganlığın iç içe geçtiği karmaşık bir hikâye olarak okunmalıdır.

Kaynaklar:

Tahta Çıkış ve Bermeki Yönetimi

Babası el-Mehdi ve ağabeyi el-Hadi'nin ardından 786'da halife oldu; doğum yılı kaynaklarda 763 ya da 766 olarak değişir, yani tahta çıktığında yirmili yaşlarının başındaydı. Eğitiminde ve ilk yıllarındaki yönetimde, Fars kökenli Bermeki ailesinin başı Yahya bin Halid'in belirleyici bir rolü oldu; Yahya ve oğulları, özellikle Cafer ve Fazl, on yedi yıl boyunca devletin mali işlerini, bürokrasisini ve valiliklerini fiilen yönetti. Bu dönemde vergi toplama sistemi ve posta-haberleşme ağı düzene girdi, bu da halifenin geniş bir coğrafyayı Bağdat'tan denetleyebilmesinin idari zeminini sağladı. Yahya'nın da oğulları Fazl ve Cafer'in de halifeyle yakın kişisel bağları vardı; Cafer'in sarayda Harun'un en yakın arkadaşı gibi görülmesi, 803'te yaşanan kırılmanın neden bu kadar sarsıcı bulunduğunu da açıklar.

Kaynaklar: [5]

Bağdat'tan Rakka'ya: Başkentin Taşınması

796'da Harun, sarayını ve hükümet merkezini Bağdat'tan Suriye'nin kuzeyindeki Rakka'ya taşıdı; Fırat kıyısındaki bu şehir, Bizans sınırına yakın olması sayesinde halifenin kuzeydeki seferleri bizzat yönetmesini kolaylaştırıyordu. Bağdat, ticaretin ve bilgi üretiminin merkezi olarak büyümeye devam etti, ancak halife yılın büyük bölümünü Rakka'da geçirdi; bu durum, Abbasi yönetiminin iki merkezli işleyişini gösteren ilginç bir örnektir. Rakka'nın, Bağdat'ın aksine halifenin kişisel saray hayatıyla özdeşleşmiş bir şehir olması da dikkat çekicidir; Bağdat'taki bürokrasi ile Rakka'daki saray arasındaki bu iş bölümü, Harun'un yönetim tarzının dağınık ama etkili bir yanıdır.

Kaynaklar: [2]

Bilim ve Kültürün Himayesi

Sarayında şairleri, bilginleri ve müzisyenleri ağırlayarak Bağdat'ı döneminin en parlak kültür merkezine dönüştürdü; Yunanca, Süryanice ve Farsça eserlerin Arapçaya çevrilmesi bu çevrede hız kazandı. Oğlu el-Me'mun'un daha sonra kurumsallaştıracağı Beytü'l-Hikme'nin çekirdek fikirleri bu dönemde şekillenmeye başladı, ancak Harun döneminde böyle bir kurumun ne ölçüde var olduğu tarihçiler arasında tartışmalıdır; kesin olan, çeviri ve himaye geleneğinin bu saray çevresinde güçlendiğidir. Dönemin kültürel canlılığı, halifenin kişisel tutkularından çok, Bermekilerin ve diğer saray ailelerinin yarattığı himaye ağıyla da ilgilidir. Hukuk ve maliye alanında da kalıcı bir iz bıraktı: Kadılkudât (başkadı) Ebu Yusuf, halifenin isteği üzerine kaleme aldığı "Kitabü'l-Harac" ile devletin vergi, toprak yönetimi ve adalet ilkelerini sistematik biçimde derledi; eser, İslam mali hukukunun ilk sistemli incelemelerinden biri sayılır. Ebu Yusuf'un bu görevi hangi halifenin döneminde üstlendiği kaynaklarda net değildir, ama Harun döneminin en etkili hukukçusu olduğu açıktır.

Kaynaklar: [7]

Hac Yolu ve Hayır Yatırımları: Zübeyde Yolu

Harun'un eşi Zübeyde binti Cafer, Kûfe'yi Mekke'ye bağlayan hac güzergâhında kuyular, su depoları, dinlenme konakları ve camiler yaptırarak bu yolun düzenli bir hac ağına dönüşmesine büyük katkı sağladı; yol bugün onun adıyla "Derbü Zübeyde" olarak anılır. Yaklaşık 1.400 kilometre uzunluğundaki bu güzergâh Abbasilerden önce de kullanılıyordu, ancak Abbasi halifeleri onu resmî bir hac yoluna çevirdi; sonraki yüzyıllarda siyasi parçalanma ve güvensizlik yüzünden önemini yitirdi, ama hacıların Osmanlı'nın son dönemlerine kadar bu rotayı kullandığı aktarılır. Suudi Arabistan bugün yolun bir bölümünü UNESCO Dünya Mirası geçici listesine almış durumdadır. Bu örnek, Harun döneminin görkemini yalnızca saray çevresiyle değil, geniş bir coğrafyada halkın kullandığı altyapıyla da ilişkilendirmek gerektiğini gösterir.

Kaynaklar: [8]

Bizans ile Savaş ve Barış

Bizans İmparatorluğu ile hem savaşan hem diplomatik ilişki sürdüren karmaşık bir ilişki yürüttü. 797-798 civarında Bizans İmparatoriçesi Irene ile yapılan barış, Bizans'ın ağır bir haraç ödemesini öngörüyordu; ancak 802'de Irene'nin yerine geçen I. Nikephoros bu anlaşmayı reddedince sınır yeniden alevlendi. Harun 806 yazında ordusuyla Rakka'dan çıkıp bizzat komuta ettiği büyük bir sefere girişti; kaynaklar seferin sonucunu farklı aktarır: bir anlatıya göre Nikephoros haraç ödemeye razı oldu, başka bir anlatıya göre ise Harun'un ayrılmasının ardından Nikephoros anlaşma şartlarını çiğneyip sınır kalelerini yeniden işgal etti.

Kaynaklar: [4]

Şarlman ile Elçilik Alışverişi

Frank Kralı Şarlman (bkz. Şarlman (Büyük Karl)) ile elçi ve hediye alışverişinde bulunması, dönemin en uzak mesafeli diplomatik temaslarından biri olarak tarihe geçti. Kaynaklara göre Şarlman Harun'un sarayına üç elçilik gönderdi, Harun ise en az iki kez karşılık verdi. Bu temasların en ünlü sembolü, Harun'un Şarlman'a gönderdiği Abul-Abbas adlı Asya filidir; fil Aachen'e ulaştı ve Avrupa'da büyük merak uyandırdı, ancak geliş yılı kaynaklara göre 797 ya da 802 olarak verilir. 807'de Aachen'e ulaşan bir elçi, aralarında su saatinin de bulunduğu hediyeler getirdi; saatin mekanizması tam bilinmediği için modern anlatılar büyük ölçüde yeniden kurgudur.

Kaynaklar: [3]

Tartışma: Bermekilerin Düşüşü (803)

29 Ocak 803'te Harun'un Cafer bin Yahya'yı idam ettirmesi ve ardından Bermeki ailesinin mal varlığına el koyup üyelerini hapsetmesi, İslam tarihinin en çok tartışılan olaylarından biridir; kaynaklar nedeni konusunda hemfikir değildir. Bir görüşe göre Bermekiler aşırı güç ve servet biriktirmişti ve halifenin otoritesini tehdit ediyordu. Başka bir anlatı, Harun'un kız kardeşi Abbase ile Cafer'in gizlice evlendirilmesi söylentisine dayanır, ancak bunun gerçekliği bazı araştırmacılarca şüpheyle karşılanır. Bir diğer yorum ise zamanlamanın ardıllık meselesiyle ilişkili olduğunu savunur: Bermekilerin el-Me'mun'u desteklerken saraydaki rakip grup, özellikle Fazl bin Rebi', el-Emin'in yanında yer alıyordu. Britannica gibi kaynaklar da Bermekilerin dinî ve siyasi gruplara karşı hoşgörülerinin halife tarafından tehlike sayıldığını ekler. Bu açıklamaların hiçbiri tek başına belirleyici kabul edilmez; çoğu tarihçi olayı birden çok etkenin bileşimi olarak okur. Remke Kruk gibi araştırmacılar, olayın halk hayalinde nasıl bir "Bermeki ziyafeti" efsanesine dönüştüğünü ayrıca inceler: anlatıların bir kısmı halifenin kıskançlığını, bir kısmı Bermekilerin Alevi sempatisi taşıdığı suçlamasını öne çıkarır. Cafer'in neden başka bir aile üyesi değil de bizzat onun hedef alındığı sorusu da yanıtsız kalır; bazı yorumcular bunu, halifenin sevdiği arkadaşına duyduğu kişisel öfkenin bütün ailenin tasfiyesini tetiklediği şeklinde okur.

Kaynaklar: [1] [5]

Veraset Düzenlemesi ve Ölümü

Harun, imparatorluğu oğulları arasında bölen bir ardıllık düzeni kurdu: el-Emin halife olacak, el-Me'mun ise Horasan'ın da içinde bulunduğu geniş eyaletlerin denetimini ve ordunun bir bölümünü alacaktı; bu düzenin Mekke'de kaleme alınan belgelerle teyit edildiği anlatılır, ancak kaynaklar tarihini 802 ya da 803 olarak verir. Üçüncü oğul el-Kasım da bu düzende sıralamaya dahil edildi. Harun, Horasan'da çıkan bir isyanı bastırmak için gittiği Tus'ta 24 Mart 809'da öldü; bu, düzenlemenin ilk büyük sınavı oldu. Ardından el-Emin ile el-Me'mun arasında yaklaşık dört yıl süren bir iç savaş çıktı ve Bağdat kuşatıldı, el-Emin öldürüldü. Kardeşlerin savaşı, Bağdat'ın uzun bir kuşatmasıyla sona erdi ve el-Me'mun'un galibiyetiyle halifelik onun eline geçti; bu sonuç, Harun'un ölümünden sonra kurduğu paylaşım düzeninin, halifenin tek bir kişinin otoritesine dayanan bir devlette kalıcı bir çözüm sunamayacağını acı biçimde gösterdi.

Kaynaklar: [6] [2]

Efsane ve Tarih: Bin Bir Gece'nin Halifesi

"Bin Bir Gece Masalları"nda (bkz. Bin Bir Gece Masalları) sık sık gece kılığını değiştirip veziri Cafer ve cellat Mesrur eşliğinde Bağdat sokaklarında halkın arasına karışan bilge ve adil bir halife olarak tasvir edilmesi, gerçek tarihsel kişiliğinden büyük ölçüde bağımsızdır; bu anlatılar sonraki yüzyıllarda şekillenen edebî birikimin ürünüdür. Masallardaki Bermeki karakterlerinin kaderi de tarihsel olaydan beslenmiş, "Bermeki ziyafeti" deyimi gibi ifadeler dilde yer etmiştir. Bu yüzden Harun'un imgesini değerlendirirken, tarihî kaynakların aktardığı çelişkili hükümdar ile edebiyatın yarattığı ideal halife arasındaki farkı akılda tutmak gerekir.

Kaynaklar:

Miras

Harun'un halifeliği, İslam Altın Çağı'nın en çok anılan sembolik dönemlerinden biri olmayı sürdürüyor; Bağdat'ın bilim ve ticaret merkezi olarak yükselişi, Şarlman ile kurulan diplomatik temaslar ve masallardaki ölümsüz imgesi bu mirasın üç farklı yüzünü oluşturur. Aynı zamanda ardıllık düzenlemesinin yarattığı iç savaş, güçlü bir merkezî devletin tek bir hükümdarın kişisel kararlarına ne kadar bağımlı olabileceğini de hatırlatır; el-Me'mun'un galibiyetiyle başlayan dönem ise Abbasi kültürel parlaklığının sonraki aşamasını getirecektir.

Kaynaklar:

Kaynaklar ve ileri okuma

Numaralı kaynaklar, bağlantı verilen bölümlerdeki açıklamaları destekler; diğer bağlantılar ileri okuma içindir.

  1. Britannica — "Hārūn al-Rashīd"

    Genel biyografi, Bermekilerin düşüşü ve Abbase söylentisi.

  2. Wikipedia — "Harun al-Rashid"

    Rakka'ya taşınma, halifeliğin kronolojisi ve ölümü.

  3. Wikipedia — "Abbasid–Carolingian alliance"

    Şarlman ile elçilikler, fil Abul-Abbas ve su saati.

  4. Wikipedia — "Abbasid invasion of Asia Minor (806)"

    806 Bizans seferi ve sonucuna dair farklı anlatılar.

  5. Britannica — "Barmakids"

    Bermeki ailesinin yükselişi ve 803'teki düşüşü.

  6. Wikipedia — "Al-Amin"

    Ardıllık meselesi ve el-Emin–el-Me'mun iç savaşı.

  7. Wikipedia — "Kitab al-Kharaj"

    Ebu Yusuf'un halifenin isteğiyle yazdığı mali hukuk eseri.

  8. Muslim Heritage — "Overland Hajj Route Darb Zubayda"

    Zübeyde Yolu'nun kuyuları, konakları ve tarihi.

Sık Sorulan Sorular

Harun Reşid'in doğum yılı neden kesin bilinmiyor?

Kaynaklar doğumunu 763 ya da 766 olarak verir; erken Abbasi dönemine ait kayıtlar, halife olmayan prenslerin doğum tarihlerini sistematik biçimde kaydetmediği için bu belirsizlik sürüyor. Bu yüzden 786'da tahta çıktığındaki yaşı için de yirmili yaşların başı demek en güvenli ifadedir.

El-Emin ile el-Me'mun neden rakip oldu?

İki kardeş farklı anne ve saray gruplarının temsilcisiydi: el-Emin'in annesi Zübeyde Abbasi hanedanıyla akraba, ve Arap-Haşimi çevreyle bağlantılıydı, el-Me'mun'un annesi ise Fars kökenliydi ve Bermeki çevresi onu destekliyordu. Çoğu anlatı bu ayrımı iç savaşın arka planı olarak okur, ancak tarihçiler kavgayı yalnızca etnik bir bölünmeye indirgemekten kaçınır.

Harun Reşid nerede gömülü?

Harun Tus'ta öldü ve oraya gömüldü; Tus bugünkü İran'da Meşhed yakınlarında yer alır. Sonradan buraya gömülen Ali er-Rıza'nın türbe külliyesinin gelişmesiyle mezar bölgesi Meşhed'in kutsal alanı içinde kaldı.